
seen from Malaysia
seen from China

seen from Canada
seen from United States
seen from China
seen from Bangladesh
seen from T1

seen from Singapore
seen from South Korea
seen from Türkiye
seen from T1
seen from China
seen from Spain

seen from United States

seen from T1
seen from United States
seen from Japan

seen from Türkiye

seen from United States

seen from United States
Maskott - Teselli
Son bildiğim ilklerde sabrettiğim düşlerim Değiştiğim günlerde yanımda olur musun? Kirlenmeye hazır mıyım saflığında kaybolurken Geç kaldığım onca zaman pişmanlıkla ıslanırken Tesellim olur musun? Yanımda olur musun? Tesellim olur musun? Benimle olur musun? Beklediğim mucizeye acı dolu isyana Koyverdiğim kaderime ortak olur musun?
Teselli by Maskott on Grooveshark
I have the idea of BAM's maskot as a badger...your thoughts?? Haha
Koray Candemir
Blog için bir şey yazarken yazıya giriş konusunda epey başarısızım. Güzel bir açılış yapabilsem gerisi gelecek ama olmuyor bir türlü. Bir de konu Koray Candemir olunca binlerce kez silip silip yazıyorum. Sanırım bir nevi ”nasıl anlatsam, nerden başlasam…” durumu söz konusu.
Fatih diye bir arkadaşımın (nam-ı diğer Fecese) bir çarşamba gecesi “hadi Mask’a gidiyoruz” demesine dayanıyor aslında bu yazının kökeni. Hayatımda güzel ve özel yerlere sahip şarkıların mimarı olan Koray Candemir’i canlı dinleme fikri çok mantıklı gelmişti o gece. Bağımlılık yapacağından habersiz Mask’a doğru yola koyulmuştum. Kapıdan içeri girdiğimde çalan parçaların beni ne kadar mutlu ettiğini fark etmem ile biramı yudumlarken kendimi haftaya da gelmek için planlar yaparken bulmam arasında saniyelik bir fark vardı.
Koray Candemir’i bilmeyen, duymayan yoktur diye düşünüyorum. Ama kısaca bahsetmek gerekirse; ilk başlarda onu Kargo grubuna dahil olmasıyla tanıdı müzikseverler, daha sonra kendi solo projesi “Sade” ile dikkat çekmeyi başardı. Ardından 2010 yılında Kargo’dan arkadaşı Serkan Çeliköz ile kurduğu maskott grubuyla “Tuval” isimli bir albüm kaydetti.(Sound olarak sevdiğim albümler arasında ilk 5’te, Zor Bu İşler’e bayılıyorum) Başarılı kariyerine oyunculuk deneyimini, bir de “Sing Your Song” yarışması sunuculuğunu ekledi. Aynı zamanda birçok sosyal sorumluluk projesinde de sözcülük görevini üstlendi. Daha sonralarda “nerede bu adam” derken haziran ayında Mask’ta haftalık programa başladı. Geçtiğimiz çarşamba son performansını gerçekleştirdiği Mask programının son haftalarına yetişebildim ve sanırım keşfettiğimden beri de hiç bir hafta kaçırmadım, aslında kaçıramadım çünkü gidip hafta ortası stres atmak, deşarj olmak ve kendimden bir şeyler bulduğum şarkılara eşlik etmek gerçekten iyi geliyordu. Vokal ve gitarda Koray Candemir, bas gitarda Cemre Kabaş, gitarda Cem Şahin ve davulda Okay Aynur olmak üzere fantastic four olarak her hafta sahnede harikalar yaratıyorlardı. Her biri çok yönlü müzisyenler olduğundan, sahnede kaldıkları süre boyunca Cemre’nin bas gitarı Koray’a vermesi, Okay’ın vokale geçmesi, Cemre’nin davul çalması sonra davulu Okay’a bırakıp şarkı söylemesi gibi “helal olsun yahu” cinsinden hareketler kaçınılmaz oluyordu. Bu arada son iki konserdir menajerleri Bilge Öztürk’ün de sahneye çıkıp Rage Against the Machine’den Killing In The Name’i gerçekten hakkını vererek söylemesi nasıl bir ekiple karşı karşıya olduğumuzun ve sanırım her hafta nasıl eğlendiğimizin bir özeti olabilir. Ah ah… Cidden özleyeceğim.
Fotoğraf : Dilan Bozyel
(Dilancım Bozyelcimin siyah beyaz fotoğraf konusundaki ustalığına diyecek yok, enfes.)
Çenemin düştüğünü ve yazdıkça yazasımın geldiğini fark ediyor, çarşamba geceleri konusunda düştüğüm boşluktan bahsetmeyi de bir kenara bırakıyorum ve Koray Candemir’in ikinci solo albümünün çalışmalarının başladığı müjdesini verip, her sonun aslında güzel bir başlangıca vesile olduğunu vurgulayarak bir klişeyle yazımı noktalıyorum efendim. (Amma uzun cümle kurdum) Albümle ilgili gelişmeler şimdilik duyum olarak kalsın, zaman geçtikçe ve netleştikçe belki buradan bir iki ipucu verebilirim ama dediğim gibi belki. Benim sağım solum belli olmaz vereceğim ipucuna kadar iyisi mi siz birinci ağızdan gelişmeleri takip edin ama bakın mutlaka takip edin. :)
Koray Candemir hakkında daha fazla bilgi için şöyle buyurun;
Not: Cem Şahin’in ekipmanlarla olan birlikteliğinden bambaşka bir blog yazısı çıkacağı kanaatindeyim. Her konser kullandığı pedal familyası, gördüğüm Gibson’ın yalnız olmadığına ilişkin aldığım duyumlar ve ekipmanlara düşkün olduğu gerçeği satır aralarında kalsın istemiyorum. :)
Not 2: Koray Candemir’e olan müzikal bağlılığımın detayları çocukluğuma indiğimizde su üstüne çıkıyor. Geniş bir zamanda “Hayatımı Değiştiren Müzisyenler” diye bir yazı yazıp, kendisine nasıl büyük bir teşekkür borçlu olduğumun detaylarını anlatacağım.
Not 3: Mask’taki son performansta fotoğraflar çekmesem olmazdı. Onlara da şuradan ulaşabilirsin.
İşte hal, durum, vaziyet böyleyken böyle sevgili blog takipçisi.
Son olarak seni Maskott’un “Mum Gibi” parçasını dinleyerek huzur bulmaya davet ediyorum.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. :)
BMB.
-kargo kokuyor :)
kargo'yla büyüyen bir çocuktum, hala duyduğum yerde donakalır bitmesini beklerim o eski kargo şarkılarının. maskott'da kaybetmemişler o tadı. aferin çocuklar, böyle olun. koray candemir seven insanı da seviniz ayrıca.