gündüzü senin yüzün geceyi sarar hüzünle kaplı yüzüm.. sarhoşum biraz, üzülsem de sevinsem de düşüyorum bu boşluğa.. aslında en çok sana yakışırdı sarhoş olmak, en güzel halin dökülürdü sokaklara, kimseyi umursamaz tavrında nara atar gibi sevdiğini haykırdığın zamanlar, özledim seni.. “farkında hiç olmadan kırdıysam seni özür dilerim..” koskoca maviliği aldı götürdü bir gece siyahlığına boğdu.. bugün çiçeğim soldu.. pencere kenarım boş.. sen yoksun.. ışığın yok.. beni bu kadar senin arasında yapayalnız bıraktın, yapayalnız.. sen yoksun ama her yerde sen, dolabımda sen, kitaplığımda sen kitaplarımda sen, başucumda sen, duvarlarımda sen, hep sen.. ama yoksun, sesin yok, yüzün yok, belki artık beni seven o güzel kalbin bile yok.. ama aklım hep sende, aslında hep olduğu gibi, her an sende.. yürüdüm biraz bugün, boşluğa yürüdüm sanki, göz bebeklerim büyük bir göl çukuru gibi dolup dolup taşıyor, engel olamıyorum, uyumak istiyorum sadece.. uyandığımda seni görmek istiyorum yanımda, her zaman nasılsa öyle.. tenimde, yakınımda, nefesimde, yolumun başında seni görüp sımsıkı sarılmak istiyorum, benim yüzümden kırılan kalbi öpüp avuçlarımda kendine getirmek istiyorum, yeniden nefes alsın istiyorum, yeniden nefes almak, içime çekmek.. kokunu almak.. n’olur.. yokluğuna beni alıştırma.. n’olur...