AUSTRALOPİCHETUS DİK YÜRÜYOR MUYDU?
Australopithecus'un, tam bir maymun anatomisine sahip olmasına rağmen evrim öngörülerine uygun olarak insanlar gibi dik yürüdüğü varsayılır.
Milyonlarca sene önce yaşamış ve nesli kesilmiş bir maymun türü olan bu canlılar sanki günümüzde yaşıyorlarmış da birebir gözlemlenmişler gibi dik yürüyen resimleri çizilir ve hayal ürünü bu resimlerde inkâr edilemez gerçeklermiş gibi tanıtılmaya çalışılır. Nitekim yazımızın başında bu konuda bir örnek vermiştik.
Australopithecus’un dik yürüdüğü iddiası, Richard Leakey, Donald Johanson gibi evrimci paleoantropologların savundukları bir görüştür ama Australopithecus iskelet yapıları üzerinde araştırmalar yapmış pek çok bilim insanı aynı fikirde değildir.
İngiltere ve ABD'den dünyaca ünlü anatomistlerinden olan Lord Solly Zuckerman ve Prof. Charles Oxnard'ın, Australopithecus örnekleri üzerinde yaptıkları geniş kapsamlı çalışmalar da bu canlıların iki ayaklı olmadıklarını, günümüz maymunlarınınkiyle aynı hareket şekline sahip olduklarını göstermişlerdir.
İngiliz hükümetinin desteğiyle, beş uzmandan oluşan bir ekiple bu canlıların kemiklerini on beş yıl boyunca inceleyen Lord Zuckerman evrim teorisini benimsemesine rağmen, Australopithecuslar'ın sadece sıradan bir maymun türü oldukları ve kesinlikle dik yürümedikleri sonucuna varmıştır.
Adı geçen canlı fosilleriyle ilgili araştırma yapanlar sadece bu bilim insanları değildir.
1994 yılında İngiltere'deki Liverpool Üniversitesi İnsan Anatomisi ve Hücre Biyolojisi Bölümü'nde görevli Fred Spoor, Bernard Wood ve Frans Zonneveld adlı üç anatomi uzmanı çok farklı bir yöntemle, Australopithecuslar'ın 4 ayaklı oldukları sonucuna bir kere daha ulaşmışlardır.
Bu yeni yöntem, insan ve maymunların iç kulaklarında yer alan ve denge sağlamaya yarayan yarı-çembersel kanalların karşılaştırmalı analizine dayanmaktaydı.
Dik yürüyen insanların kanalları ile, eğik yürüyen maymunların kanalları birbirlerinden somut bazı farklılıklarla ayrılıyorlardı.
Spoor, Wood ve Zonneveld'in, inceledikleri tüm Australopithecus örneklerinin iç kulak kanalları günümüz maymunlarınkiyle aynıydı.
Diğer ifade ile Australopithecus türü canlılar günümüz maymunlarıyla aynı yapıdaydılar ve dik yürüyemiyorlardı.
Söz konusu bilim adamları Nature dergisi 23 Haziran 1994 tarihli sayısında yayınlanan makalelerinde şu sonucu ifade etmişlerdi:
-Güney Afrika'da yaşayan Australopithecus ve Paranthropus kafataslarındaki yarı dairesel kanalın boyutları, bugün halen yaşamakta olan büyük maymunlarla aynı özellikleri göstermektedir.
Bu konuda Profesör Charles E. Oxnard New Perspectives on Human Evolution isimli eserinde:
-Her durumda, ilk incelemeler Australopithecus fosillerinin insanlara benzer olduğunu veya en kötü ihtimalle insanlarla Afrika maymunları arasında geçiş formu olduklarını öne sürse de, kanıtlarının tamamının incelenmesi gerçeğin farklı olduğunu göstermektedir.
Bu fosiller açıkça hem insanlardan hem de Afrika maymunlarından farklıdırlar. Australopithecus özgün bir türdür diye yazmaktadır.
Bu konuda Lord Solly Zuckerman ve Prof. Charles Oxnard gibi İngiltere ve ABD'den dünyaca ünlü iki anatomistin insanın evriminde ara formatlar sayılan Australopithecus örnekleri üzerinde yaptıkları çok geniş kapsamlı çalışmalar, bu canlıların sadece soyu tükenmiş bir maymun türüne ait olduklarını ve insanlarla hiçbir benzerlik taşımadıklarını göstermiştir.
Nitekim ünlü Fransız bilim dergisi Science et Vie, Mayıs 1999 sayısında bu konuyu kapak yapmıştır.
Australopithecus afarensis türünün en önemli fosil örneği sayılan, evrimcilerce yıllar boyu insanların en eski atalarının Australopithecus türü canlılar olduğunun inkâr edilemez kanıtı olarak takdim edilen, bir zamanlar evrimcilerin göz bebeği Lucy isimli fosilin pabucunu dama atmıştır.
Evrim teorisi taraftarlarının Australopithecusların iki ayaklı oldukları konusundaki iddialarını çürüten ilk delil, yine evrim araştırmacılarının kendilerinden geldi.
Australopithecus'ların fosilleri üzerinde yapılan detaylı inceleme, evrim teorisi savunucuları tarafından bile, söz konusu canlıların gereğinden fazla maymuna benzediklerinin kabulüne yol açmıştır.
1970'li yılların ortalarında Australopithecus fosilleri üzerinde detaylı anatomik araştırmalar yapan evrim taraftarı Charles E. Oxnard, Australopithecusların iskelet yapılarını günümüz orangutanlarınkine benzetiyordu:
-Australopithecinesler'in omuz, pelvis, bilek, ayak, dirsek ve eller gibi anatomik bölgeleri üzerinde yapılmış birçok karşılaştırmalı anatomik araştırma mevcuttur. Bütün bunlar şunu söylüyor:
Bu fosillerin modern insana olan yakınlığı gerçek olmayabilir.
Bütün fosil parçaları hem insandan hem de şempanze ve gorillerden farklıdır.
Australopithecines'ler grup olarak incelendiğinde kendilerine has bir tür orangutana benzerlik gösterirler.
= = = =
Yarı insan yarı maymun karma yürüyüşü mümkün değildir.
= = = =
İki ayaklılıkla dört ayaklılık arasında karma bir yürüyüş şeklinin mümkün ve uygun olup olmayacağı ayrı bir araştırma konusudur.
1996 yılında bilgisayar uzmanı Robin Crompton, yaptığı araştırmalarda bu çeşit bir karma yürüyüşün bilimsel bulgularla imkânsız olduğunu gösterdi.
Crompton vardığı sonuçta şunları belirlemiştir.
-Bir canlı ya tam dik, ya da tam dört ayağı üzerinde yürüyebilmektedir. Bu ikisinin arası bir yürüyüş biçimi, enerji kullanımının aşırı derecede artması nedeniyle mümkün görülmemektedir. Böyle bir oluşum canlının aleyhinedir. Canlının aleyhine olan bir gelişimi ise evrim mantığı bile asla izin vermez ve kabul etmez.
Bu durumu konu alan dergi, Elveda Lucy başlığını kullanarak, Australopithecus türü maymunların insanın soyağacından çıkarılması gerektiğini yazmıştır.
= = = =
Lucy fosilinden bahseden Science et Vie dergisinin kapağı
= = = =
Fosil kayıtlarının evrime karşı oluşturduğu bu meydan okuyuş insanın evrimi iddiası için de geçerlidir. Evrimciler farklı maymun türleri ile insan ırklarının kafataslarını art arda dizerek soyağaçları oluştururlar.
Ancak bu soyağaçları sadece varsayımlara dayalıdır ve evrime somut bir delil oluşturmamaktadır. Delili olmayan varsayımlarında sadece bir varsayım olmakta öte bir değerin olmayacağı açıktır.
Evrim teorisinin 20. yüzyıldaki en önemli savunucularından biri olan Ernst Mayr, Homo sapiens'e (günümüz insanına) uzanan zincir gerçekte kayıptır diyerek bu gerçeği kabul eder.
Paleoantropoloji hakkındaki önemli bir kitabın yazarı olan William Fix ise, şu yorumu yapar:
-İnsanın kökeni hakkında hiçbir şüphe duymamamız gerektiğini söyleyen hala sayısız bilim adamı vardır, ancak tek eksiklikleri bir delillerinin olmamasıdır.
Bu bölümümüzde en çok tartışma konusu olmuş fosilleri modern bilimin ışığında evrim teorisinin ön görülerini de dikkate alarak tam bir tarafsızlıkla inceleyeceğiz.














