Ben sanıyordum... sanıyordum ki, ben de senin dünyanın bir parçasıyım.
> 📚| Mecburiyet, Stefan Zweig
seen from Türkiye
seen from Brazil

seen from United States
seen from Finland
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from China
seen from Germany
seen from United States
seen from Germany

seen from United Arab Emirates
seen from Germany

seen from United States

seen from Germany
seen from Germany
seen from Indonesia
seen from Malaysia
seen from United States
Ben sanıyordum... sanıyordum ki, ben de senin dünyanın bir parçasıyım.
> 📚| Mecburiyet, Stefan Zweig
Ben bugün kabullendim. Daha önce her şeyi ama her şeyi başarmıştım belki lakin bu benim ZAYIFLIĞIMDI. Kaçıyordum hep... Deli gibi... Yeniden hatırlamamak için o mekanı görmemek benim tek dayanağımdı çünkü. Lakin ben bugün kabullendim. Bedenim için, kendim için... Çünkü ben kendim için yapardım ne olursa olsun, işin fiziksel boyutu benim için en önemlisiydi. Canım çok yanacak biliyorum, fazlasıyla... Lakin dedim ya korkmayacağım. Belki bir gün aşacağım bunu. Zor olacak biliyorum yine de aşacağıma inancım tam. En büyük zayıflığımsın... Düşününce bir sürü şeyi aştım lakin sen başkasın çok başka... İnsan kaçınca çünkü kurtulduğunu zanneder ya hani ben de o cinstenim işte. Senden deli gibi kaçtım. Ama bu sefer mecburum kaçmamaya...
Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir ki?
Vazgeçtim ama unutmadım.
Bazı vazgeçişler tercihtir, benimki mecburiyet.
Bazı vazgeçişler tepkidir, benimki tamamen umutsuzluk...
Dışarıdan nasıl görünüyorum, bilmiyorum. Belki çok güçlü, belki çok duygusal, belki de çok agresif ve sinirli. Bilmiyorum. Ama çok yoruldum... Yaşadıklarımın ağırlığını tek başıma kaldırmaya çalışmaktan çok yoruldum. Kimseden habersiz bir köşede kendi kendime yetmeye çalışmaktan çok yoruldum. İçime atmaktan çok yoruldum. Geriye dönemiyorum, yaptığım hataları düzeltemiyorum. Geleceğimi kurmak için çabalıyorum ama o kadar yorgunum ki ayakta duracak gücü kendimde bazen çok zor buluyorum. Küçücük yaşımdan beri kocaman bir adam gibi düşünüyor olmanın ağırlığı var üstümde. Aldırış etmiyorum, atlatırım. Daha öncekiler gibi... Çok daha güçlü olurum ve çok daha duygusuz. Kendi ellerimle hayatımdaki güzel birçok şeye veda etmiş biriyim, belki bir gün kalan tek şey kendim olunca, kendime de veda ederim...
Dünya her an zalimlerle dolu yaşanmış
acı gerçeklerle çabalıyor.
Belki gün gelir zamanla her şey düzelir,
kararmış kaderim birgün düzelir,
nedense bu düzen tutmuş gidiyor.
Mutluluk peşinde koştuğum yeter.
Her zaman karşıma zalimler geliyor,
insan hep böyle yaşamaya mecbur mu,
yoksa ezilmeye mahkûm mu acaba,
benim kaderim yoksa bana dargın mi?
Her şeye rağmen hayat yaşanmaya değer,
mutluluğa hasret olsam da düzelir bir gün.
Elbet beni seven biri çıkar karşıma,
yeter ki sevilen sevenin kıymetini bilsin,
beni hayata bağlayan işte budur arkadaş.
"Bazı vedalar birini kırdığın için değil, onu daha fazla parçalamamak için seçtiğin o sessiz mecburiyettir."