Müzikal 'i izleyen Gönül Aktürk " Bugün ki akşamımızda çok güzeldi, harika bir sanatçı kadrosuyla bir müzikal izledik, arkadaşlarımla, oyuncuların bazıları bize hiçde yabancı değillerdi, bir Sibel Tüzün'ü tiyatro daki yönünü de bir başarı ile izledik. Süper bir oyuncumuz Serhat Tutumluer'i hep dizilerdeki yakışıklı oyuncuyu görmek konuşmak nasip oldu. Birde bu oyunu hikayesinin sahibi Zülfü Livaneli 'yi de unutmak olmaz. Bütün emeği geçenlere çok teşekkürler. Başarılar diliyorum. " Notuyla Facebook hesabında paylaştı 😊 Gönül Göktürk'e çok teşekkür ederiz 🙏 #mutluluk #müzikal #musical #MutlulukMüzikal #TalimhaneTiyatrosu #ArcolaTheatre #mehmetergen #lerzanpamir #serhattutumluer #sibeltüzün #ezgierol #zeyneper #hakangüner #tuncayçağıl#boraebeoğlu #cengizonural #ufuktevge
Zülfü Livaneli’nin aynı adlı romanından tiyatroya uyarlanan ‘Mutluluk’ adlı oyunun prömiyeri, başkent Londra’daki Arcola Tiyatro’da yapıldı. TALİMHANE Tiyatrosu ile Arcola Tiyatro işbirliğinde Mehmet Ergen’in yönettiği tek perdelik oyun, yarın yapılacak iki gösterimle sona erecek. Oyuna canlı orkestra da eşlik ediyor. 1 saat 15 dakika süren oyunun kadrosunda, Sibel Tüzün, Serhat Tutumluer, Tuncay Çağıl, Zeynep Er, Ezgi Erol ve Hakan Güner yer aldı. Oyunun sonunda izleyiciler sanatçıları uzun süre alkışladı. ‘Mutluluk’un müzikleri ise İncesaz ve Yeni Türkü gruplarının kurucularından Cengiz Onural ile Bora Ebeoğlu tarafından bestelendi. ‘Mutluluk’, İngiltere prömiyeri ve Almanya turnesinin ardından 17-27 Nisan 2017 tarihlerinde, İstanbul’da Zorlu PSM’de izleyiciyle buluşacak. Onunun ardından konuşan Sibel Tüzün, “Bir Türk müzikalinin dünya prömiyerini, sanatın başkenti Londra’da yapmaktan gurur duyuyorum. Bu müzikalin Zülfi Livaneli’nin eseri olması da beni ayrıca mutlu etti, onur duydum” dedi. www.hurriyet.com.tr/mutlulukun-promiyeri-londrada-yapildi #Mutluluk #Müzikal #Musical #MutlulukMüzikal #ZülfüLivaneli #ArcolaTheatre #TalimhaneTiyatrosu #MehmetErgen #LerzanPamir #SerhatTutumluer #SibelTüzün #EzgiErol #HakanGüner #TuncayÇağıl #ZeynepEr #CengizOnural #BoraEbeoğlu #UfukTevge
Roboski Katliamı Üzerine “Shrapnel: 34 Fragments of a Massacre"
Yazmaya başlamadan önce gelişigüzel yorumlara bakıyorum yine yeniden... Kimileri isme takılmış; bir taraf Roboski olmalı diye ısrar ederken, diğer taraf aman Kürtçe(!) kelime kullanmayalım hassasiyetiyle Uludere diye diretmiş. Bazıları “katliam” olarak nitelendirirken, bazıları pişkince “kaza” dır demiş geçmiş... “Sınırın ötesinde ne işleri varmış canım” lar da cabası! Çok da şaşırmıyorum, bizde toplu insan ölümü havada bulut, toprakta karınca...Haliyle de faciaları kolayca özümseyebilir hale gelmişiz... Sivas Katliamı, Çorum Katliamı, Maraş Katliamı, 6-7 Eylül Beyoğlu Katliamı derken insan katletmek doğal olmaya başlamış... Ve bolca tartışmalı bir yenisi daha; Roboski! Diğer adıyla yaşları 12′den 40′a kadar değişen 34 Kürt uyruklu sivilin TSK tarafından öldürülmesi... Siyasi detaylara girmeyeceğim. Burada, tek değinmek istediğim, iktidarın kurnazca bir algı yönetimiyle unutturmaya çalıştığı bu olayın çoktan oyunlaştırılması, hatta filme dökülmesi gerektiği idi. Geç bile kalınmıştı diye düşünüyorum.
Oyuna dönersek; Anders Lustgarten tarafından Arcola Theatre için özel olarak yazılmış senaryo. Yönetmen de tabii Mehmet Ergen. Oyun, tiyatro performansı ve yer yer video gösterileri birlikte olmak üzere İngilizce olarak hazırlanmış, Türkçe üstyazı da mevcut, fakat İngilizcesi gayet anlaşılır gerek kalmıyor.
Kaçakçılık yapan 34 sivilin insansız hava aracının kamerasından Pentagon’un ekranına yansımasıyla başlıyor oyun. Sonrasında Kürt uyruklu oldukça fakir bir ailenin hayat şartlarını, birbirleriyle ilişkilerini, kaçakçılık yapma sebeplerini izliyoruz. Sonrasında ise Türk kuvvetlerinin Amerikan birlikleri tarafından uyarılması ve beklenen son, F16 ların gönderilmesi ile trajedi!
Neden beğendim? Uluslarası silah sanayii, Türk - Amerikan medya zırvalıkları, PKK ve TSK arasında sıkışıp kalmış Kürt halkı çok güzel işlenmiş. Oyunculuk mükemmeldi diyemeyeğim ama gayet yeterliydiler. Kesinlikle amatör bir yapım değil.
En çok ne ilgimi çekti? “There is no such thing as a happy colonized people. Never has been and never will be. That is our basic delusion."
İyi seyirler!
--
Cast:
Tuncay Akpınar
Josef Altin
Karina Fernandez
David Kirkbride
Aslam Percival Husain
Ryan Wichert
Designer: Mehmet Ergen
Set and Costume Designer: Anthony Lamble
Lighting and Video Designer: Richard Williamson
Music and Sound Desinger: Neil McKeown
Dramaturg: Seçil Honeywill
Londra ve sahne sanatları denince ilk ne düşünürsünüz? Buram buram kraliyet kokan Victorian stil görkemli tiyatro binalarını mı, yoksa müthiş prodüksiyonları ile yıllardır dünyanın 4 bir yanından milyonlarca insanı ağırlamış müzikalleri mi? Belki cevabınız Leicester Square’in o ışıl ışıl atmosferi olur… Ya da tüm bunları es geçip tam bir Hollywood populizmi ile Russel Crowe’lı Les Miserables’dan bahsedebilirsiniz, size kalmış…
Hani olur da şu “fancy” yerlere hafiften alerjikseniz iseniz şayet benim gibi, bu yazı işte tam sizin için! Çünkü tam anlamıyla, Arcola Tiyatrosu populizme alerjik sanat sevicileri için tasarlanmış!
Burası alternatif tiyatro müptelaları için tek kelimeyle mabed diyebilirim. Türk tiyatrocu Mehmet Ergen tarafından kurulmuş, kısa sürede de Guardian gazetesi tarafından Londra alternatif tiyatro öncüsü olarak seçilmiş. Eskilerin fakir, şimdilerin "alternatif gece hayatı dolayısıyla” fazlaca populer semti Hackney Dalston’da konumlanıyor Arcola. Çok tesadüfi tanıştığım bu oluşum, kapıdan girer girmez karşıma çıkan Genco Erkal’ın Nazım oyunlarından birinin afişi dolayısıyla üzerimde hafif bir şok etkisi yaratmadı değil.
Peki nasıl oyunlar sergiler bu adamlar? Nelerden beslenirler? Oyunları da kendilerine yakışır şekilde muhalif, hemen hemen hepsinin belli bir toplumsal konuda algı yaratma gayesi bulunmakta. Kimi zaman bir Hollywood eleştirisi izliyorsunuz, kimi zaman cinsiyet ayrımcılığı, kimi zaman Orta Doğu sorunları ya da Arap baharı… Hatta Gezi ile alakalı bile oyun bulabilmeniz mümkün! Benim favorilerim Product, Happy Ending ve Türkçe olarak Taksim Square ve Enver Aysever'in Aykırı Kumpanyası oldu.
Bir de bünyesinde Alaturka adıyla Türkçe oyun yapan bir grup da barındırıyor Arcola. biraz amatör olsalar da ana dilinizde tiyatro izlemeyi özlerseniz bir opsiyon olarak aklınızda durmasını tavsiye ederim; geçen aydı zannedersem Murathan Mungan'ın meşhur eseri "Mahmut ile Yezida" uyarlamalarını izledim; oyunculuk ve prodüksiyon çok tatmin etmese de farklı bir deneyim oldu.
Diğer yandan çok da hoş bir barı var, Türk bölgesinde konumlanması dolayısıyla da Efes bile bulma imkanınız mevcut.. Tiyatro barı diyip geçmeyin, Dalston’ın populer gece hayatı burayı da fazlaca etkilemiş, özellikle Cuma-Cumartesi tıklım tıklım oluyor.
Ben müptelası oldum, gidin görün birkaç oyun deneyin derim…