İtiraf edin. Onu diğer duygularınızdan ayırdınız. En tepeye kayırdınız. Eğer her şeyi doğru yaparsanız zamanla ulaşacaktınız. Sonra gökten 3 elma düşecekti ve sonsuza kadar sürecekti. Bir şekilde inandınız. Uğruna savaştınız. Ama umduğunuz kadar da kuvvetli olmadı. Hayatın sıradanlığından çıkış biletinizdi. Hep çıkmak istediniz ama başkalarının trenine bindiniz.
The Bacchanal of the Andrians by Titian, 1526
Burada sadece olumlu duygular için yaşıyoruz. Evrenin işleyişinde de bu var. Her şey olduğundan daha iyi hale gelmeye çalışıyor. Haftalarca yanan ormanlarda bitkiler zamanla filizleniyor, yaralar iyileşiyor, yaslar zamanla diniyor. İyi hissetmeye, uzun süreli bir mutluluk haline kavuşup bunu bir daha hiç kaybetmeyecek bir istikrara oturmaya uğraşıyoruz.
Firuze kaşlarını mutlu olmak için alıyor. Hikmet bench press'te 100 kilo basıyor. Neslihan spotify’da 90’lar pop listesi hazırlıyor. Osman steam’de yıl sonu indirimlerini bekliyor. Zeliha doktora tezini yetiştirebilmek için aylardır doğru düzgün uyku uyumadı. Selim’in bir gözü hep borsadaki kağıtlarında. Veli kimse ona bakmazken burnunu karıştırıyor. Öykü o elim hadisenin hemen akabinde kafa dağıtmak için tatile çıktı. Hepsi bir parça mutluluk bulmak için. O geçici an için.
The Happy Family by Jan Steen, 1668
Peki mutluluğun en iyi duygu olduğuna kim karar verdi? Hangi kitapta yazıyor? Kitab-ı mukaddes? Türlerin Kökeni? Kapital?
Tüm hücrelerin en güvenli ve istikrarlı haline ulaşmaya çalışmasını anlıyorum. Mutlu olmak istememiz doğal bir yönelim olabilir. Ama bir şey sırf doğamızda var diye bu onun doğru ve ahlaklı olduğu anlamına gelmez. Üstelik geçici bir duyguyu zorunluluk gibi pazarlayan dünya ahlaksız olabilir.
In the Time of Harmony by Paul Signac, 1895
Sosyal biri olursan, herkes seni severse, bir sevgilin olursa, fikirlerin toplumun değer yargılarıyla çelişmezse, tanrının buyruklarını yerine getirirsen, fazla mesai için gönüllü olursan, hiç hasta olmazsan, reformer pilates yaparsan, güzel, bakımlı ve zayıf olursan, ailenin öğrettiği ahlak kurallarını itiraz etmeden uygularsan, çok çalışırsan, -şimdi tam zamanı- bir de çocuk doğurursan mutlu olursun.
Peki neden mutluluğu aradığını, onu nerede bulacağını, diğerlerinin adımlarını takip etmeden kendi yolundan nasıl gideceğini kaç kişi etraflıca düşünüyor? Nihai hedefimize mutluymuş gibi yapan ya da mutluluk kisvesi altında sürekli birtakım hazların peşinde koşan topluma ayak uydurarak mı ulaşacağız?
Dancing Nymphs by Paul Émile Chabas, 1899
Mutluluk ışıl ışıl bir bandrolle raflarda parlarken; başarısızlık, yalnızlık, öfke, hüsran ve hüzün gibi duygular negatif koduyla etiketlediği için, acı veren bir hadisenin hemen akabinde, daha iyi hissetmek için, mutsuz görünmemek için, toplumun çıbanı olmamak için soytarılık yapmaya zorlanıyoruz. Böylece ne mutluluğun ne de mutsuzluğun altını dolduramıyoruz. Duygu skalası daralıyor. Onları ifade edecek fazla kelimeye gerek kalmıyor. Sonuçta melankolizm sanatçılar dışında kimsenin işine yaramaz değil mi?
Yok öyle bir dünya arkadaşlar, çok mutsuz olacağız. Karnımızda bir yumrukla, dilimiz damağımız kupkuru, zorlu konular konuşacağız. Çok sevdiğimiz insanlarla yollarımız ayrılacak. Ağlamaktan helak olduğumuz cenazeler kalkacak. Malımız mülkümüz yerle yeksan olacak. Anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan gelecek. Perişan olacağız.
La Joie de vivre (The joy of living) by Henri Matisse, 1906
Sonra toparlanacağız ama tekrar dağılmak üzere. Bu kez ikisinin de mümkün olduğunu bilerek. Güleceğiz, tekrar ağlamak üzere ve sonra tekrar güleceğiz. Böylece yaşamımızın bir değeri olacak. Birbirimize üzerinde gerçeklerin yazdığı pankartlar göstererek, hayatı bütün verdikleriyle taşıyacağız.
Avrupa orta çağ karanlığını yaşamasaydı bugün aydınlık olamazdı. Fransız ihtilalinde dökülen kanlar, sınıflar arası keskin çizgileri dağıttı. Amerikan iç savaşı yaşanmasaydı belki de kölelik yok olmayacaktı. Hiroşima’nın acılarına göğüs germiş bir Japonya’yı şimdi ne yıkabilir?
Joie De Vivire by Pablo Picasso, 1946 (Açıkça Henri Matisse'in eserinin bir parodisidir.)
Bedeli ödenmemiş her şey insanın üzerine bol geliyor. Dürüstçe geçilmemiş sınav, hakkıyla oturulmamış makam, sevilmemiş sevgili, çatışmadan barışmak, aksini bilmediğimiz mutluluk. Mutsuzluğunu gönlünce yaşayamayan biri mutluluğunun değerini anlayabilir mi? İnsanın bir şeyi sevmesi için anlaması gerekmiyor belki. Ama anladığında taşıyabiliyor onu, savunabiliyor, sakınabiliyor.
Bütün bu tantana canımız yanmadan mutluluğu hak etmediğimiz anlamına gelmiyor. Onu reddedelim, ondan kaçalım demeye çalışmıyorum. Yakalayınca misafir edin tabi. Bir kahve için, sohbet edin. Ama hayat uzun ve kusurlu, mutluluk geldiği gibi gidebilir. Tamamlanmış hissetmek, halinden memnun olmak bir kabiliyettir ve günlük hazların onunla bir ilgisi yoktur. Bunu bilin.
The joy of life by Francois Douglas Girard, 2020
Yani olumlu duyguları aramakta bir sıkıntı görmüyorum. Ama sahte bir mutluluk maskesi yerine dürüst bir öfkeyi taşımayı yeğlerim. Kimse kusura bakmasın. Üzülürsem yüzüm düşer. Başarısız olmuşsam başarısız olmuşumdur. Sinirlenince sinirlenirim. Yalnızlık tek başınadır. Bir hayal kırıklığı, bir hayal kırıklığıdır. İrili ufaklı binlerce ıstırap var hayatta. Aynı zamanda binlerce saadet de var. Buna karşın hepsini yaşayan 8 milyar insanız. Bütün cephelerde kaybedemeyiz. Bütün cephelerde kazanamayız.
Şimdi gökten 3 elmanın düştüğü ana geldik. Biri bana. Biri size. Biri de nasıl yaşayacağımıza karar vermek için toplantılar yapıp düzenekler kuranlara. Onlar elmanın genetiğiyle oynayıp hiç kurtlanmayan pasparlak hediye paketlerine dönüştürmeden önce siz kendi organik elmanızı yiyin. Çürütmeyin. Aman diyim.
Home Sweet Home by Dianne Dengel
Nazım Hikmet “Saman Sarısı” şiirinde dostu Abidin Dino’ya “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?" diye sorar. Abidin Dino’nun bu soruya karşılık yukarıdaki eseri boyadığı, isminin de “Mutluluğun resmi” olduğu iddia edilir. Maalesef Abidin Dino mutluluğun resmini hiç çizmemiştir. Şair Bahattin Gemici, bu olaydan yıllar sonra "Abidin Dino’nun Nazım’a bir yanıtı olmalı" diye düşünür ve “Mutluluğun Resmi” şiirini yazar.
Meraklısına: Mutluluğun resmi
11.12.24