Kütüphaneden İnfaza: Fikirlerin Gaspı
Giriş: Modern İkiyüzlülüğün Vitrini: ''Londra Kafesinden Bir Görüntü''
21. yüzyıldayız. Londra'da şık bir kafede oturan genç bir kadın, elinde organik kahvesi, masada son model titanyum kaplama laptopuyla sosyal medyada bir paylaşım yapıyor: ''Kapitalizme son, emeğin sömürüsüne hayır!'' Gönderisi dakikalar içinde binlerce beğeni alıyor. Bu manzara tarihin gördüğü en büyük, en sofistike ''illüzyon'' tablosudur.
Bu kişi emeğin sömürüsüne karşı olduğunu haykırırken; elindeki o laptopun nadir toprak elementlerini çıkaran, Afrika'daki madenlerde nefes alamadan çalışan çocukların kanını, kıyafetlerini diken o modern kölelerin terini ve üzerinde oturduğu o refahın, İngiliz İmparatorluğundan beri süregelen o kanlı 'sömürü tarihinin' bir sonucu olduğunu görmezden gelir. İngilizler, sömürünün tarihini sadece yazmadı; onu bir sistem, bir yaşam biçimi ve bugünkü 'konforlu ahlakın' temeli haline getirdi.
Marx'ın kütüphanede purosunu tüttürürken işçileri 'ahmak' olarak nitelendirmesi, bugün bu kişilerin internette paylaştıkları 'devrimci' paylaşımları ile aynı kökenden besleniyor: Başkalarının acısı üzerinden inşa edilen bir entelektüel konfor. O, kapitalizmi tweet atarak bitireceğini sanırken aslında o sistemin en sadık dişlisi olarak kalmaya devam ediyor.
İşte bu, Marx'ın kendi hayatındaki o 'ikiyüzlülük' silsilesinin dijital çağa yansımasıdır. Marx teoriyi kurdu, Engels finansmanı sağladı; bugün ise sömürüden payına düşen 'konforlu üretimle' aynı yalanı sosyal medyada parlatıyorlar. Hepsi aynı döngü; Teoride isyan pratikte sömürüye devam.