What's with Nietzsche and physics
I love the guy but like
seen from Germany

seen from Australia
seen from United States
seen from Norway
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from T1
seen from United States
seen from Switzerland
seen from Yemen
seen from T1

seen from United States
seen from United States
What's with Nietzsche and physics
I love the guy but like
"Sıradan bir topluluk içinde bulunduktan sonra neden vicdan azabı çekiyoruz? Önemli şeyleri hafife aldığımız için, birileriyle konuşurken tüm samimiyetimizle konuşmadığımız için ya da konuşmamız gereken yerde sustuğumuz için, fırsatımız varken kalkıp gitmediğimiz için, kısacası topluluk içindeyken onlardan biriymişiz gibi davrandığımız için."
omg i was like lowkey staring into the abyss (as one does) and i think i caught it staring back!! #blushinggggg
My favorite philosopher is Nietzsche not because I really believe on his theories or anything but because my goal in life would be to be an academic and I'm grasping straws to find a role model that proves you can be deeply unserious while doing that.
baş ağrıları için Nietzsche beynin doğum sancıları diyor, ne müthiş bir metafor piiuuvvv
Live laugh love
-Nietzsche
Put to an end many short follies, for one long stupidity
-Nietzsche
Kütüphaneden İnfaza: Fikirlerin Gaspı
Giriş: Modern İkiyüzlülüğün Vitrini: ''Londra Kafesinden Bir Görüntü''
21. yüzyıldayız. Londra'da şık bir kafede oturan genç bir kadın, elinde organik kahvesi, masada son model titanyum kaplama laptopuyla sosyal medyada bir paylaşım yapıyor: ''Kapitalizme son, emeğin sömürüsüne hayır!'' Gönderisi dakikalar içinde binlerce beğeni alıyor. Bu manzara tarihin gördüğü en büyük, en sofistike ''illüzyon'' tablosudur.
Bu kişi emeğin sömürüsüne karşı olduğunu haykırırken; elindeki o laptopun nadir toprak elementlerini çıkaran, Afrika'daki madenlerde nefes alamadan çalışan çocukların kanını, kıyafetlerini diken o modern kölelerin terini ve üzerinde oturduğu o refahın, İngiliz İmparatorluğundan beri süregelen o kanlı 'sömürü tarihinin' bir sonucu olduğunu görmezden gelir. İngilizler, sömürünün tarihini sadece yazmadı; onu bir sistem, bir yaşam biçimi ve bugünkü 'konforlu ahlakın' temeli haline getirdi.
Marx'ın kütüphanede purosunu tüttürürken işçileri 'ahmak' olarak nitelendirmesi, bugün bu kişilerin internette paylaştıkları 'devrimci' paylaşımları ile aynı kökenden besleniyor: Başkalarının acısı üzerinden inşa edilen bir entelektüel konfor. O, kapitalizmi tweet atarak bitireceğini sanırken aslında o sistemin en sadık dişlisi olarak kalmaya devam ediyor.
İşte bu, Marx'ın kendi hayatındaki o 'ikiyüzlülük' silsilesinin dijital çağa yansımasıdır. Marx teoriyi kurdu, Engels finansmanı sağladı; bugün ise sömürüden payına düşen 'konforlu üretimle' aynı yalanı sosyal medyada parlatıyorlar. Hepsi aynı döngü; Teoride isyan pratikte sömürüye devam.