Klinik Araştırmalar Faciası
Onur’a artık tek kalan standart tedavi yolunun Irinotecan (damardan alınan bir kemoterapi, aslen bağırsak kanserleri için yaratılmış) ve Avastin (ödem azaltıcı, tümörde kanlanmayı azaltan ve yine damardan alınan bir ilaç) olduğunun söylenmesi üzerine, isterse klinik araştırmaları deneyebileceği söylendi Zürih’teki doktoru tarafından. Bunun üzerine doktora 7 tane olası deneyin açıklamasını yollayıp bize görüş vermesini bekledik. Üç hafta içinde hala görüş alamayınca da 7 yere biz yazdık (Onur’un eniştesi radyasyon onkoloğu, o mailleri attı) ve biz de bekledik. Ne de olsa iki üç tanesi olur diyecekti, biz de bir tanesini seçecektik.
Ama pek öyle olmadı. Normalde haftalar içinde anca cevap veren merkezlerin tamamı mailimize saniyesinde cevap verdi ve hepsi o ya da bu nedenle Onur’u kabul edemeyeceklerini beyan ettiler. Ya onların kriterine göre ilk nüksü değildi, ya onlara göre daha sadece ilk nükstü, ya Onur merkezin olduğu yerde ikamet etmiyordu, ya da zaten deney için yeterince hasta bulunmuştu. Sonuçta kendimiz arada seçmek zorunda kalırız herhalde diye düşündüğümüz durumda tek bir seçeneğimiz bile kalmadı.
Onur bu habere yıkıldı. Ama her zamanki Onur olarak dışarıdan hiç belli etmedi, çok söz söylemedi (zaten konuşmakta iyice zorlandığı için de olabilir bu); sadece dün akşam evde otururken bir anda hadi Taksim’e gidelim dedi. İlk “date”imizin olduğu BiBuçuk’ta kanat yemeye gittik, uzun zamandır Taksim’e inmiyordu bile Onur. Biraz iyi geldi, çok da duruma ilişkin havayı dağıtmadı ama. Sanki herkesin ondan vazgeçtiğine inanmaya başladı Onur. Richmond’da bana “Ben ölmek istemiyorum ama herkes benden umudu kesti. Doktorların çok hastası var ve bana da kaybedilmiş bir mücadele gibi bakıyorlar” deyince, ne diyeceğimi bilemedim. Elimizden geleni yapıyoruz ama kapılar kapanıyor ve aslında elimiz kolumuz da bağlı... Ama Onur’un hayatı bu, ve gerçekten de yaşamak istiyor, o büyüyen tümöre rağmen. Kocaman bir dilemma ve ne yapacağımı, nasıl davranacağımı bazen bilemiyorum.
Zaman gösterecek sanırım. Biraz beklememiz lazım galiba...

















