"Ürkeklik ve çekingenlik yalnızlığa açılan kapıdır. İnsanın ilginç ruhsal bir durumudur. Kurtulması kolay olmayan bir ıstırap gibidir. Ancak insana böyle bir özellik ya da kötü yan, bir karışım gibi şarttır, kişiliğinin bozulmasını önemli ölçüde önler." Pablo Neruda
- Don Pablo? + Mecazlar. - Nedir onlar? + Mecazlar nasıl desem,sana nasıl açıklasam? Bir şeyden söz ederken,onu bir başka şeyle kıyaslamaktır. - Bu sizin şiirlerinizde kullandığınız bir şey mi? + Evet öyle. - Örnek olarak? + Mesala sen,''gökyüzü ağlıyor''desen,aslında ne demek istersin? - Yağmur yağdığını. + Evet,çok iyi,bravo. İşte bu bir mecazdır. - Kolaymış o zaman! Neden bu kadar karışık anlaşılması güç bir ismi var? + Nesnelerin basitliği ya da karmaşıklığıyla insanların bir işi olamaz. - Dün bir şey okuyordum: ''Berber dükkanlarının kokusu beni hıçkıra hıçkıra ağlatıyor.'' Bu da bir mecaz mı? + Hayır...tam olarak değil. - Ben bunu da sevdim,sizin şu yazdığınızı: ''Bir insan olmaktan yoruldum.'' Bu bana da oldu... ama ben asla nasıl söyleyeceğimi bilemedim. Okuduğumda gerçekten çok beğendim. Neden ''berber dükkanlarının kokusu beni hıçkıra hıçkıra ağlatır''diye yazdınız? + Umarım anlarsın, Mario... Bunu sana şiirimde kullandığım kelimelerden farklı bir dilde anlatamam. Bunu açıkladığında,şiir sıradanlaşır. Şiir sanatının ortaya çıkardığı onu anlamaya yetecek kadar açık olan duyguları deneyimlemek herhangi bir açıklamadan daha iyidir.
Il postino (1994) Michael Radford








