ATEİZMİN GÜDÜMLÜ BİLİMİ
Ateistlerimiz bir Tanrının-Yaratıcının olmadığını KOŞULSUZ iman etmişlerdir.
Öyle ki bunu tartışmaya bile gerek görmezler.
Onlara göre Tanrının-Yaratıcının olmadığı tartışılması gerekmeyen bilimsel bir gerçektir.
Pozitif bilimin temeli olan gözlem ve deneylerle sınanmayan öngörüler "biz öyle olduğunu inanıyoruz, tartışılmasını bile kabul etmeyiz" denilerek bilimsel gerçek olur mu?
Bu tür davranışlar bilimi akla mantığa güvenmemektir. yobazlıktır. Bilimden kaçmadır.
Ateistler bir Tanrının -Yaratıcının olmadığını İNANIYORLAR.
Bu İNANÇTA son derece doğurgan.
Her yavru inançta bir başka yavru inancı doğuruyor.
Sonunda ateizm çok inançlı bir pagan dine dönüşüyor.
Bu İNANÇLARINI bilimsel yol ve yöntemlerle kanıtlama istenince kaçıyorlar.
Neden?
Olmayan bir şeyin kanıtı olmazmış da ondan.
Fakat biz onlardan bir Tanrının - Yaratıcının OLDUĞUNU değil OLMADIĞINI kanıtlamalarını istiyoruz.
Eğer bir inanç ve doğurdukları bilime temel alınmış ise bu inancın doğruluğunun bilimsel yol ve yöntemlerle kanıtlanmasını istemek en temel ve doğal hakkımız olur.
Bu doğal hakkı kabul etmemek, yerine getirmemek, tartışmadan kaçmak ise kesin ve net bir yobazlıktır
Yobazlık ise he ne yönden gelirse gelsin gerçek bilimin en büyük düşmanıdır.
Bir Tanrının - Yaratıcının OLMADIĞI iddiası DOĞRU ve GERÇEK ise bunu kanıtlamanın bilimsel yol ve yöntemlere uygun pek çok yolu vardır.
Her şeyin rastlantılar sonucu oluştuğunu, Oluşumun ilkelden gelişkine doğru olduğunu bilimsel yol ve yöntemlerle kanıtlarsınız olur biter.
Fakat bu inançları bilimsel yol ve yöntemlerle kanıtlamadan GERÇEK kabul edip bilime temel yapmaya kalkışırsanız karşınızda bizleri bulursunuz.
Kaldı ki bu inançlar pozitif bilimin tüm bulguları, kanunları, kuralları, ilkeleri ve bunlara dayalı mantık çıkarımlarıyla ÇELİŞİR.
Er ya da genç ateizmin akıl mantık ve bilim dışı pagan bir din olduğunu öğreneceksiniz.
İşte o gün gerçek bilime kavuşacağız.







