when liva said "sen benim dört duvarima çatı olamadın pars, ben yıllardır sürgünüm" i really felt that

seen from Malaysia
seen from United States
seen from France

seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from Malaysia

seen from Singapore
seen from Uzbekistan
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from Netherlands

seen from Türkiye

seen from Germany

seen from Australia

seen from United States
seen from United States

seen from France
seen from United States

seen from United States
when liva said "sen benim dört duvarima çatı olamadın pars, ben yıllardır sürgünüm" i really felt that
içine dünyaları sığdırdığı iki gözü, şimdi hiç görmemiş biri için gökyüzü..
Pencereleri kapatsan da dışarıdaki kötülüğün içeriye sızacak bir yol bulduğunu biliyorum ama yine de ışıkları söndürüp onlarla körebe oynayabilirsin,” diye mırıldandım. “Direksiyon başında sinirlendiğinde hızı artırabilirsin, dışarıda koşmaya başlayabilirsin ama öfkeni sindirmeyi öğrenmezsen kafanın içindeki o bir metrekarelik alanda felç geçirirsin.” Çantamı çıkardım ve kucağıma aldım.
“Bir de...” Paketten bir tane çıkardım. “Yaralarını kapatmak yerine açıkta bırakırsan insanların ellerine kolayca mikrop kapmanı sağlayacak yegâne silahı vermiş olursun. Zehirli iğneyi. İğne asla zehre batırılmamıştır, onu tutan insanlar zehirlidirler.” Çantamın fermuarını kapattım. “Sonra dikiş izi kalır. O iz geçmiyor.”
Kanatları kırılmış bir kuş gibi hissediyorsun , değil mi? Diğerleri gökdelenlerden aşağı atlıyorlar çünkü bulutların da üzerine çıkabileceklerini biliyorlar. Sen bilmiyorsun.
"Dinle beni deniz gözlü yabancı, kaçtığım yerler hep deniz kenarları..."
Iyi ki doğdun Liva'nın iyikisi olan deniz gözlü yabancı... pars kişisi.
10 erkeğe sormuşlar
"Liva ile sevgili olur musun?" diye 9'u "Canlı ceset gibi o." demiş. 1'i ise "Yolumu sana çıkaran tüm sokakların kaldırım taşlarını öpeyim." demiş.
Söylesene.
Gittin mi?
"Sen enkazdan ayaklarının üzerinde sağ çıkmışsın, sonra da gidip sikik bir hastalığın önünde diz çökmüşsün"