"Ne ölmek nefessiz kalmaktır
Ne de yaşamak nefes almaktır "
Yaşamak
Sevilmeyi hak eden birine
Yaşamını harcamaktır
Oğuz ATAY
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Greece
seen from United States
seen from Israel
seen from France

seen from Malaysia

seen from Italy
seen from United States
seen from China

seen from Singapore

seen from United States
seen from Philippines

seen from France
seen from China
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
"Ne ölmek nefessiz kalmaktır
Ne de yaşamak nefes almaktır "
Yaşamak
Sevilmeyi hak eden birine
Yaşamını harcamaktır
Oğuz ATAY
Yalnızlık kati.
Başka bir şekli yok hayatın, bu işte.”ummak gereksiz bir iyimserlik”..
Yeryüzünde açan ilk çiçek orkide'dir. Diğer çiçekler onun soyundan türemiştir.Bakış açısına göre değişir ama insana orkide hediye etmek "benim dünyamda açan ilk çiçeksin" anlamına gelir...
Eğer müsaade ederseniz bayım size bir orkide hediye etmek isterim?
Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde ? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi . Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım. Kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım...
Oğuz Atay , Tutunamayanlar
Ve bugün pencerelerimi ardına kadar açtım.
Yalnızlık... Seni bir gün biz seçeceğiz.O zaman güzel olacaksın."🍀
Anons yapıldı. Tren Yenimahalle istasyonundan hareket etmişti. Takriben on üç dakika sonra istasyonumuzda olacaktı. Sorun değil efendim, biz esir aldık zaten zamanı. Geriye dönüş başladı..
Öncelikli bazı işlerim var. Hayatı bir dengeye oturtma çabası. Uyum sağlama çabası. Sırıtmama çabası. Bunları önemser misiniz? Yaşama uğraşı. Üstelik bir işe yaramayacağını bile bile. Küçücük bir ihtimal için. Tüm kapılarım açık sanıyorum, hem de ardına kadar. İntibak; ne hoş kelime. Afaki, bu da bir o kadar.
Pencerenin önünde oturup bir süre dışarıyı izledi. Hava karanlıktı, yoldan önce bahçe vardı ve bir şey görünmüyordu pencereden. Ama yine de oturdu pencere önünde ve izledi dışarıyı. İnsan bazı alışkanlıklarından kolay vazgeçemiyordu. Pencereden dışarıya bakıyordu, hep pencereden dışarıya..
***
Dönüp, dönüp dolaşıp kendine gelerek kendini arz eden tutunma arzusu..
***
Gerçek gözlerinin önündeydi görmek isterse. İçindeyizdir gerçeğin, o yüzden göremeyiz çoğu zaman. Karşımızda değildir, bizi kapsamaktadır. O yüzden derinlik ve olgunluk gerekir ya, görmek için. Susuyoruz. Bakıyoruz.
***
Biz zamanı bizim sanıyorduk bir zamanlar. Nasıl olsa bizimdi, ne geç vardı, ne erken. Hep içindeydik. Ama beklemiyor muyduk? Bekliyor idiysek gelecek vardı. Gelecek varsa, geç de vardır, erken de vardır. Yok mudur yoksa?
***
Mutsuz insanlar yürürmüş çok. Kendi içinde dolaşırmış insan yürürken. Bir de çok mutlu insanlar yürürmüş. İçinde bulunulan mutluluğun tüm zerrelerine kadar varabilmek yürümekle mümkün olurmuş. Sadece yürümekle değil tabii ama yürümekle de mümkün olurmuş..
***
Mukavemet edemeyiz, hele ki ısınmışken kalbimiz..
26.10.19