"Yaşamak münasebetler kurmak demekse, ben onu yapamıyorum."
— Sokaktaki Adam, Attila İlhan
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Italy

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Japan
seen from China
seen from United States
seen from Malaysia
seen from South Korea
seen from South Korea
seen from China
seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from Philippines
seen from Philippines
seen from T1
seen from China
"Yaşamak münasebetler kurmak demekse, ben onu yapamıyorum."
— Sokaktaki Adam, Attila İlhan
“Şiir yazanın malı değildir, kullananındır!”
"Formalitelerden, hele bunlar gerçekleştirilirken yapılan soytarılıklardan hiç hoşlanmıyor..."
— Ceza Sömürgesi ve Hukuk Öyküleri, Franz Kafka
“hayat zamanda iz bırakmaz bir boşluğa düşersin bir boşluktan birikip yeniden sıçramak için elde var hüzün”
“Severim toprağı. Bu sessiz, mütevazı, sakin deli şeyi, dedi. Hayat bundadır işte. Biz canlı mıyız bunun yanında? Onun için bundan yapıldık, derler.
…
O, sessizce çamur, balçık halinde ayaklarımızın altında bütün kış, potinlerimizi, üstümüzü kirleterek cansız, kara kırmızı, sarı, külrengi, simsiyah yatar. Sonra baharla beraber içindeki sevinci boşaltıverir. Hiç durmadan bol bol dağıtarak bize bir bayram gösterir. Çayırlar yoncalarla, bayırlar gelinciklerle, papatyalarla dolar. Çalı süpürgeleri bile gülerler. Karşılığı için hiçbir şey istemeden veriyor o. Cömerttir, cömert! Sonra vakti gelince, bize yeter dereceye kadar bir bayram gösterdikten sonra, yine alır kucağına, çürütür, doğurur. Çürütür, doğurur. Erkekler değil ama kadınlar muhakkak topraktan çıktı. Toprak ana! Toprak ana! Her mahlukun dişisinde bir topraklık var. Biz erkek kısmı güneşin, havanın, suyun çocuklarıyız belki, ama kadınlar muhakkak topraktan.”
— Lüzumsuz Adam, Sait Faik Abasıyanık
“Tanrım, kendi kendilerini sevip düşmanlarından nefret edebilen saf insanlar ne mutluydu!”
— Kaplıcada Bir Konuk, Hermann Hesse
'Sideways (S. 76)' by Bridget Riley (2010)
Carricklea'deyken Connell'ın utangaçlığı sosyal hayatını pek etkilemezdi; herkes kim olduğunu bildiği için kendisini tanıtması ya da kim olduğuna dair bir izlenim yaratması gerekmezdi. Kişiliği kendisinin dışında, bizzat yaptığı ya da ürettiği bir şeyden çok başkalarının fikirleriyle idare edilen bir şey gibi gelirdi Connell'a. Şimdilerdeyse görünmezlik, hiçlik duyuyor...