“hem yara hem de merhem olduğunu bilmiyor.”
seen from China

seen from Switzerland

seen from Malaysia
seen from Netherlands
seen from Hong Kong SAR China
seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Switzerland
seen from Switzerland
seen from Switzerland
seen from Türkiye
seen from China
seen from China
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from China
seen from Germany
“hem yara hem de merhem olduğunu bilmiyor.”
"Konuşmaktan vazgeçtin ve sana cevap veren tek şey sessizlik oldu. Ama bu sözcüler, boğazında takılıp kalan bu binlerce, milyonlarca sözcük, arkası gelmeyen sözcükler, sevinç çığlıkları, aşk sözcükleri, budalaca gülüşler, peki onları ne zaman bulacaksın yeniden?"
— Uyuyan Adam, Georges Perec
“Tek dileği, bu yabancı gökyüzünün altında artık bir dakika bile yalnız kalmamaktı.”
“insan anılarıdır”
"...ben bir köşeden onların nasıl küçüldüklerini seyrettim; hâlbuki onlar biraz şaşırmışlar ama küçüldüklerini yine fark etmemişlerdi."
— Sırça Köşk, Sabahattin Ali
“Severim toprağı. Bu sessiz, mütevazı, sakin deli şeyi, dedi. Hayat bundadır işte. Biz canlı mıyız bunun yanında? Onun için bundan yapıldık, derler.
…
O, sessizce çamur, balçık halinde ayaklarımızın altında bütün kış, potinlerimizi, üstümüzü kirleterek cansız, kara kırmızı, sarı, külrengi, simsiyah yatar. Sonra baharla beraber içindeki sevinci boşaltıverir. Hiç durmadan bol bol dağıtarak bize bir bayram gösterir. Çayırlar yoncalarla, bayırlar gelinciklerle, papatyalarla dolar. Çalı süpürgeleri bile gülerler. Karşılığı için hiçbir şey istemeden veriyor o. Cömerttir, cömert! Sonra vakti gelince, bize yeter dereceye kadar bir bayram gösterdikten sonra, yine alır kucağına, çürütür, doğurur. Çürütür, doğurur. Erkekler değil ama kadınlar muhakkak topraktan çıktı. Toprak ana! Toprak ana! Her mahlukun dişisinde bir topraklık var. Biz erkek kısmı güneşin, havanın, suyun çocuklarıyız belki, ama kadınlar muhakkak topraktan.”
— Lüzumsuz Adam, Sait Faik Abasıyanık
“Ve ben bir adım atarak korkuluğa yaklaşacağım, saçlarımı balkondan aşağı sarkıtacağım, kendimi boşluğa bırakacağım. Yolda karşıma iyi niyetli biri çıkacak ve soracak olursa, aşağıdaki insanları gösterip, bir süre yere paralel gittikten sonra onlara anlayamayacakları şeyler anlattım, diyeceğim. Öyle olsun.”
Dibs’in kendisine yapılan bu tarz saldırılara göğüs germek için çok güçlü bir kişiliği olmalıydı.
Bazen ailelerin yaptıklarının geçerli nedenleri - kişiliklerinin derinliklerinde kilitli kalmış, sevgisizlikleri ve anlayışsızlıkları için geçerli nedenleri- olduğunu hatırlamak çok zor olur.