kimsenin görmeyeceğini biliyorum ama bunu paylaşmam gerekiyor.
Beni neyin rahatsız ettiğini çözemediğim için yazmayı denemek istedim. Şimdi kendime en baştan her şeyi açıklamaya başlayacağım. Hayatımda hiç sevgilim olmadı. 18 yaşındayım ama her zaman ben birilerine ilgi duydum. Ve bu bir süreden sonra canımı yakmaya başladı. Hala yakıyor. Her şey dış görünüş değil evet ama bende arzulanmanın ne demek olduğunu öğrenmek istedim. 2021 Yaz tatilinde çok yakın bir arkadaşım, ikimizinde ortak arkadaşı olan ve benim en yakın arkadaşım olan kişiden hoşlandığını benimle paylaştı; bu benim için bir şoktu ama bir şey hissetmedim. Hüzün yada sevinç. Daha sonrasında en yakın arkadaşımı iki yakın erkek arkadaşımla farklı zamanlarda tanıştırdım ve iki arkadaşımda yakın arkadaşıma ilgi duymaya başladı ama hala bu benim hüzün yada sevinç duymam için bir neden değildi.
Bir gün bir barda arkadaşlarımla otururken, barda bizimle ilgilenen garsonu sempatik buldum. Masadaki arkadaşlarımdan birisi benim için çocuğun sosyal medya hesabını aldı. Ertesi gün kendime hakim olamayıp çocuğa ne samimi ne de soğuk olan bir mesaj attım; Konuşma başlatabilmek adına. Görüldü yedim ama bu benim için hala bir sorun değildi. Çünkü onu tanımıyordum. En yakın arkadaşımın doğum gününde garsonun çalıştığı bara tekrardan gittik ve ona neden bana görüldü attığını sordum çünkü vereceği cevap karşısında kaybedecek bir şeyim yoktu. Küçük bir mesajlaşmadan sonra her şey sona erdi. Daha sonrasında Twitter’da gezinirken garsonun hesabını buldum ama beni sapık olarak adlandırmaması adına en yakın arkadaşıma istek attırdım. Yaklaşık 1-2 hafta sonra en yakın arkadaşım çocuğun ona mesaj attığını onunla sohbet etmeye çalıştığını söyledi ama bu benim için hala bir hüzün yada sevinç sebebi değildi. O gün garsonun işten ayrıldığını öğrendim. Benim için metro aşkına dönüşmüştü. Beğendim, gördüm ve ortadan kayboldu. Bir daha göreceğimi düşünmüyordum.
Bu olaylardan sonra garson çocuk bir gün Instagram’da paylaştığım bir fotoğrafa cevap verdi. Konuşmanın sırasında onu olduğum yere, Kadıköy’e çağırdım. Geleceğini düşünmemiştim. Onunla yalnız bir şekilde buluşmanın garip olacağını düşündüğüm için bile bile Twitter’dan konuşma kurmaya çalıştığı en yakın arkadaşımı yanıma çağırdım.
Buluşmamız güzel bir şekilde başlamıştı sanki her zaman buluşan insanlarmışız gibi davrandık, asla garip hissetmedim taki muhabbetlerin içinde yer almadığımı fark edene kadar. Ama hala bunun benim için bir hüzün sebebi olacağını düşünmemiştim çünkü sadece farklı zevklerimiz olduğunu düşündüm. Buluşmamızın ardından heyecan duygusuyla dolup taştığımı hatırlıyorum çünkü benden büyük ve yaşıtlarımdan daha olgun birisiydi. Benden hoşlanıp hoşlanmadığı anlayamamıştım ama buluşmamızın onun içinde güzel geçtiğini söyleyebilirdim.
Ertesi gün beni beğendiğinin beklentisine girerekten ondan bana mesaj atmasını bekledim.
Bana mesaj attı. Mesajdan benden hoşlanmadığını anlayabiliyordum çünkü beninle buluşmak adına geldiği buluşmada en yakın arkadaşımı beğendiği hakkında bir mesaj yollamıştı. O an ne kadar da sevgisinden ölmediğim birisi uğrunada olsa hüznü ve acıyı hissettim.
En büyük hüznüm ise böyle bir olay yüzünden kendimi sorgulamaya başlamam oldu; ses tonumu, gözlerimi, saçlarımı, saçlarımın rengini, çenemi, kilomu, göğüslerimi , gülüşümü, bakışımı, kelimeleri telafuz edişimi sorguladım ve kendimi aynada beğenmedim. Çevremdeki erkeklerin en yakın arkadaşıma ilgi duyması artık hüzün duygusunu bana hissettirmişti.
İnsanlara acıyı hissettiğimi söylemekle, acıyı hissetmenin çok farklı olduğunu anladım. Kimse farkında değildi ama ben aynaya baktığımda gördüğüm şeyi mide bulandırıcı görmeye başlamıştım. Artık kusurlarım benim için daha belirgindi.
Sahip olduğum her şey için her zaman şükür ediyorum; bana her zaman destek olan arkadaşlarım, maddi durumum, aile bireylerim ve sağlığım için ama o an kendim için şükranda bulunamadım.
Bi süre kendimi dış görünüşümün güzel olmadığına ve ağzımdan çıkan her kelimenin boş olduğuna inandırdım. Artık kendimi arkadaş olup, sohbet edebilecek birisi olarak görmemeye başladım. Kendi içimde yaşadığım bu patlamanın bu olaylarla aslından direkt olarak ilgisi yoktu sadece bu lise, ortaokulda ve ilkokulda yaşadığım olayların patlamasıydı.
Birkaç ay sonra en yakın arkadaşımın dershane arkadaşlarından birisini sosyal medyadan beni takip etmek için istek atmıştı. Normalde tanımadığım insanları hesabıma kabul etmediğim halde o gün kabul etmek istemiştim. İstediği kabul ettikten sonra arada attığım storylere cevap vermeye başladı fakat ya attığı şeyi beğeniyordum yada cevap vermiyordum.
Bir gün yine attığım bir şeye cevap verdi ve o kısacık yazdığı şeyle beraber saatler süren bir konuşma yaşadık. Daha sonrasında bu konuşmaların devamı gelmeye başladı. Yeni birisiyle konuşmak eğlenceliydi. Bahsettiğim çoğu şeyden haberi yoktu ama ona bahsettiğim zaman o şeyi önemsediğim için değerli bir şekilde anlamaya çalıştığını fark ediyordum en azından öyle olduğunu düşünüyordum. Ona en sevdiğim şarkılardan oluşan bir playlist yapıp yolladım.
Bu benim için çok özel bir olaydı aslında çünkü dinlediğim şarkılara her zaman tüm duygularımı ve hissiyatlarımı yüklüyorum ve bunu tanımadığım birisine aramağan etmek biraz ürkünç gelmişti.
Konuşmaların devamında birden bire bir buluşma planı ortaya çıktı. Daha önce tanımadığım birisiyle bu kadar fazla muhabbet edip buluşma planı yapmamıştım özellikle karşı bir cinsle. Genelde bana yazan çoğu kişiyle konuşmayı kısa keserdim ama onunla böyle olmamıştı. Buluşmamızın bir randevu olup olmadığından emin değildim ama böyle olduğunu düşünmek istedim. Açıkcası pek gitmek istediğim bir buluşma değildi çünkü benden hoşlanıp karşılık alamazsa onu üzmek istemezdim yada eğer ondan hoşlanırsam ve benden hoşlanmazsa kalbim kırılır diye korkuyordum. Evet, birisiyle basit bir kahve içeçekken bunları düşünmemem gerekir çünkü ortada bir şey yok ama bu benim ilk randevusu şeyimdi ve bu tarz şeyleri her zaman çok önemsediğim için bazen çabucak kırılabiliyorum. Buluşmamıza giderken ondan hiç hoşlanmayacağıma emindim hatta erken kalkmak adına aklımda mazeretler kurmuştum.
Onu gördüğümde nasıl davranacağıma pek emin olamamıştım ama bana samimi bir şekilde sarıldığı zaman ve benimle gülümseyerek yürümeye başladığında bu günün kötü bitmeyeceğine emin olmuştum. Onu enerjisini sevdiğim bir kafeye götürdüm. Yüzü pürüzsüz değildi, yanaklarıyla yüzü orantılı değildi; büyük yanakları vardı, saçları ipeksi gözükmüyordu, vücudu çoğu insana göre estetik sayılmazdı ama bana o gün hepsi çok mükemmelmiş gibi gözükmüştü. Yalan söylememeliyim. Kurgu karakterlere bile hissettiğim kelebek hissiyatını o gün ona karşı hissedememiştim ama her şeyin çok yeniydi ve bana olan konuşmasını, konuşurken direkt gözüme bakmasını ve gülümsemesinden hoşlanmıştım ya da sadece bana birisinin ilgi duyduğu fantezisine yükselmiştim.
Buluşmamızdan önce arkadaşlarımdan ismini duyduğum eski sevgilisine bakmıştım buluşmamızdada kızın adı geçince tekrardan bakmak istedim.
Fotoğraflardan bile cildinin ne kadar pürüzsüz olduğunu anlayabiliyordum, vücudunun ne kadar iyi bir şekilde olduğunu ve burnunun benimkiyle alakasız olduğunu görebiliyordum. Eğer böyle bir kızla çıktıysa benden hoşlanmaz diye düşündüm ama bu yanlıştı böyle bir kıyaslama yapmamam gerektiğini biliyorum…
Buluşmamızdan sonra konuşmaya devam ettik ve en yakın arkadaşıma buluşmanın zevkli geçtiğiyle alakalı bir mesaj attığını öğrenmiştim. Normalde insanlarla nasıl konuştuğunu bilmediğim için ve benimle çok sevimli konuştuğu için bir şeyler olabileceğini düşündüm ve olursa geri çekilmeyeceğimi düşünüyordum. Buluşmamızdan 2 gün sonra iş yerime beni 1 saatliğine görebilmek için geldi. Belki bunu normal arkadaşları içinde yapardı ama ben onun normal arkadaşı değildim. Ben onunla arkadaş değildim.
Ertesi günü bana en sevdiğim albümün plağını bulduğunu söyledi.
O an kendimi çok özel ve değerli hissettim çünkü daha önceden tanımadığım bir erkek benim için değerli bir şeyi bulduğunu söylemişti; bulmamış olsa bile böyle bir cabaya girmesi benim için çok değerliydi.
Hala basit olaylara karşı bile hissettiğim kelebekleri hissetmesem bile ondan hoşlanmaya başladığımı hissediyordum en azından onu beğendiğimi hissetmiştim.
O gün okulda insanlara onu anlattım: konuşmaya başladığım çok tatlı bir çocuk var diye anlatırken en yakın arkadaşımla konuşurken benimle konuşmanın sadece keyifli olduğunu ve ciddi bir şey düşünmediği hakkında bir mesaj attığını öğrendim.
O an kendimi çok basit hissettim. Değerim yokmuş gibi hissettim, hissettiklerim yok olmuş gibi hissettim. Sevdiğim birisi tarafından üzülmemiştim ama kendi içimde değerlerimi kırmışım gibi hissettiğim için çok kırıldım kendime. Bu kadar düşünceli davranmaya çalışırken, sağlam olmaya çalışırken aslında ortada olmayan bir şeyi aklımdan kurup kendimi değerli hissettiğim için çok kırgındım.
Bu mesajlaşmaları görünce cocuğa mesaj attım ama ne ben kendimi çok iyi anlatabildim ne de o beni gerçekten anladı.
O günden sonra ona yazmak istemedim. Ama konuşmak istedim.
Spotify’dan ona yaptığım playlisti dinlediğini görüyordum ama konuşamıyordum.
Bir şekilde tekrardan konuşmaya başladık; kendimi hala kötü hissediyordum kendimi sürekli eski sevgilisiyle karşılaştırdım.
Ona aynı samimiyeti hissedemiyordum artık.
Bir gün en yakın arkadaşım ve o çocuk ilk defa beraber buluştuk. Rahatsız olacağımı biliyordum ama bu kadar olacağımı kestirememiştim. En yakın arkadaşım ve o bakışıyorlar gülüşüyorlar sanki hiç kırılmamışım gibi birbirlerine sarılıyorlardı; bu asla yargıladığım bir durum değil çünkü onlar arkadaşlar kesinlikle bu şekilde davranlamaları olağan bir durum ama ben orda kendimi çok yüzsüz ve korumasız hissettim. Çok öteki gibi hissettim. Sanki hiç içimdeki bazı şeyleri kırmamışım, aynaya bakmak bile beni zorlamıyormuş gibi davranamadım. Aralarında arkadaşça kikirdeşmeler ve civdeleşmeleri bana dokunuyordu çünkü ben ona baktığım zaman girdiğim beklentiyi hatırlayabiliyordum. Her şey çok tazeydi.
O günün sonunda kendimi çok yorgun ve mutsuz hissettiğimi hatırlıyorum. Onunla bi daha buluşmama ve konuşmama kararı almıştım. Çünkü karşımda birileriyle civdeleşmesini görmek istemiyordum ve tekrardan eski sevgilisi hakkında konuşmasını duymak istemiyordum.
Tekrardan eski sevgilisinin hesabına baktım. Yeterli olduğumu biliyordum ama sanki bildiğim şeyler yanlışmış gibi hissettim. Karşısında ne kadar kırıldığımı görmesini istedim ama aynı zamanda kırılmamın onun için değil kendim için olduğunuda görmesini istedim. Anlamasını istedim. Anlamadı.
Bir kaç gün konuşmadık. Kendimi iyi hissediyordum. Ondan gerçekten hoşlanmadığımı anlamıştım sadece farklı bir beklentiye girip beklentimin boşa çıkmasının şokundaydım.
Bana bir kaç gün sonra mesaj attı. Konuşamaların arasında gelmeyeceğini düşünerek onu okuluma davet ettim. Davet etmek istememiştim.
Okuluma gelmeyi kabul etti.
Onunla Kadıköy rıhtımda buluştum. El sıkışmayacağımızı biliyordum. O an ona sıkı sarılmak istedim ama tokalaşma benzeri bir sarılmaya yeltenince kendimi geri çektim. Kendimi tekrardan kötü hissettim. Beraber oturup en yakın arkadaşımın gelmesini bekledik. Onunla ne konuşacağımı bilmiyordum çünkü artık samimi gelmiyordu bana karşı.
En yakın arkadaşım yanımıza geldiği zaman ona bugün ne kadar güzel olduğunu söyledi. Bütün gün ona iltifatlar yağdırdı. Toprak renginin ona ne kadar yakıştığından bahsetti. Okulumun içinde yürürken ona kolunu attı, sarıldı. Nasıl davranmam gerektiğini bilmiyordum. Arkadaş olduklarını için yaptığı şeyler çok normaldi ama orda bende vadım. Kendimi çok boş hissettim. O gün beğenerek giydiğim kıyafetler gözüme güzel gelmedi. Ondan beni beğenmesini beklemiyordum ama acıtmıştı. Beğendiğim çocuğun yanımda en yakın arkadaşıma; ne kadar arkadaş olsalarda bir sürü övgü yağdırması çok abartılıydı, dozunda değildi. Benim onları sadece gülümseyerek dinlediğimi fark etmiyordu. Çoğu zaman ikisi arkada ben önde yada tam tersi şekilde yürüdük.
Saçma, doğru, yanlış; bilmiyorum ama sanki en yakın arkadaşımla ne zaman beraber olursam insanların bana değilde ona ilgi duyacağını düşünmeye başladım. Galiba hala öyle düşünüyorum.
Yanlarında olmak o gün bana çok acı vermişti.
En yakın arkadaşımın hiçbir suçu yoktu. Ama önceden yaşanan olaylar ve bu içinde olduğum ortam bana bunu hissetirdi.
O günden sonra bana yazarsa bile soğuk konuşmaya ve onunla bir daha buluşmamaya karar verdim.
Sorunun çocuk olmadığını, ondan hoşlandığım için üzülmediğimi; beklentimin ve değer yüklediğim şeyler boş çıktığı için üzüldüğümü farkettim. Kendimi sorguladığım için üzüldüğümü farkettim. Kendimi yeterli bulmadığım için üzüldüğümü farkettim. En yakın arkadaşımın bunlardan haberdar olmadığı için üzüldüm. İçimdeki sevgiyi hak edicek birilerini bulduğumu düşünüp aslında hak etmediklerini anladığım için üzüldüm. Bu kadar çabuk kapıldığım için üzüldüm. Bana kimsenin arkadaş harici başka bir gözle bakmaya tenezzül etmediği için üzüldüm. kendimi güzel hissetiricek kimsem olmadığı için üzüldüm. Kendimi artık değerli hissetmediğim için üzüldüm ve hala üzülüyorum.