29 Haziran Çarşamba
00:00 vardiyası için kalktım ve biraz dalgalı Marmara Denizi açıklarında seyir ettik. Özellikle yanımızdan geçen tanker dalgası çok sarstı ama diğer gecelere nazaran çok korkutucu bir yol olmadı. Gün ağarırken yine devir yaptık. Uyandığımda artık Fenerbahçe Setur Marina görünüyordu. Nasıl bir mutluluk ve huzur anlatamam. Hızlı bir şekilde çay demledik ve sandviç yedik. Etrafı hızlıca toparlayarak işimizi kolaylaştırdık. Marina girişinde palamar desteği için bizi bekletirlerken hayalini kurduğumuz şampanyamızla ıslandık :)
F10 pontonunda bir yer gösterdiler, şimdilik buraya bağlanacağız. Kıçtan kara yanaştıktan sonra motorun susturma sesiyle birlikte yüzlerde gülümseme ve yorgunluk bir aradaydı. Elektrik ve su bağlantılarımızı yaptık. Herkes eşyalarını alıp tekneyi terkettikten sonra kardeşim Mügeyle tekneyi tertemiz yapıp rahatladık. Şimdi yıkanacak bir sürü eşya ve tekrar tekrar hatırlanacak bir sürü hatıramız var. Blogumu tamamlayıp yayınlamak için sabırsızlanıyorum.
Martı Marina’dan başlayan Fenerbahçe Marina’ya uzanan tekne yolcuğumuz burada sona eriyor. Limitlerimi görmem, korkularımla yüzleşmem açısından oldukça zorlayıcı bir macera yaşadım. Hem denizin sessizliği hem dalgaların yarattığı ve tekneden gelen gürültüler, hem gecenin karanlığının korkusu hem gün ağarırken içimi doldurduğu güven ve sıcaklık, hem seyir sırasında bilinmezlik telaşı hem motoru susturunca oluşan dinginlik ve huzur, hem 6 kişinin bir arada bulunması hem de yıldızların altında küçücük olma ve yalnızlık hissi..Her yelkenli tekne gezisinde olduğu gibi, bu gezimi de unutmayacağım.
Umarım size de bir faydam dokunuyordur.
Yeni maceralarda görüşmek üzere, hoşçakalın











