hepimiz hüzünlüyüz horacio,
çünkü her şey öylesine güzel ki şu an…
(julio cortazar)

seen from Australia
seen from Japan
seen from China
seen from Italy
seen from China

seen from Russia
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Russia
seen from India
seen from Italy
seen from Australia

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Australia
seen from Italy
seen from Australia
hepimiz hüzünlüyüz horacio,
çünkü her şey öylesine güzel ki şu an…
(julio cortazar)
öyle bir oyundur ki,
‘ben’ diyerek geçersin başa.
hayallerin hedefi ıskaladığında 'sen',
başkalarına yol vermek zorunda kalırsın.
önemli olan adımlarının büyüklüğü değil,
nereye bastığındır.
* * *
sınırlara yaklaşmak tehlikelidir.
dengeyle geçtiğin safhalar,
dengesizlikle 'çizgiyi aşar'.
* * *
nereye kadar gittiğin önemsizdir.
tek bir hatayla bütün doğruların silinir.
geçtiğin yolları geri döndüğün olur bazen.
gözlerin kapalı boşluklara bastığında,
‘aynalar’ seni yansıtır.
ve elinde küçücük bir taş vardır.
* * *
gülümseyerek kilitleri indirdiğinde
yüzüne doğan güneşle gelir o ses:
‘haydi oyuna!’
açık oylamaya sunulan bu teklif,
‘kabul edilmiştir’.
çünkü aydınlığın resmi
çocukluğunda çizilmiştir.
* * *
şimdilerde oynadığımız 'sek-sek',
tek bir farkla bilmeden,
çocukluğumuzun ilhamıydı 'severek'.
eskiden,
kaybetmek bile güzeldi eskiden.
* * *
(2006)
Sek Sek Bilir Misin Dünyalı?
Gerek türkçe gerek ingilizce girdiğim ösym sınavlarından çok şey öğrendim. Mesela koku alma duyumuzun en hatırşinas duyumuz olduğunu biliyor muydunuz? Bu, evimizin yeni üyesi narlı bulaşık deterjanının beni çocukluğuma sürüklemesinin hikayesidir. 90ların başında bir minik kız çocuğuysanız eğer mutlaka “kokulu kağıt” koleksiyonculuğu yapmışsınızdır. (Not: benimkiler hala hayatta) Non-profesyonel hayatımın ve tabi yaşımın da getirdiği aşırı duygusallığın seline kapıldım gittim geçenlerde. Nar kokardı çocukluğum. 90’ların başlarında mutlu kız çocuklarıydık biz. Tek derdimiz saklanbaç oynarken hangi komşunun kapısını çalacağımız, sek sek oynarken tek ayak üstünde sekebilmek ve tabi yakar toptan olabildiğince hızlı kaçmaktı. Şimdiyse 20’li yaşların tam ortasında çoktan seçmeli, 4 yanlışa 1 doğruyu kurban ettiğimiz sınavlarda kutucukları dışına taşırmadan doldurmaya çalışan, yarı öğrenci yarı işsiz; bazen sevgili bazen sıkı bir dost, çoğunlukla neşeli bir kız çocuğu’ olarak akıp geçiyor hayatım.
Hala okumaya devam ediyorsanız, masumiyetinizi yitirmeyin. Sevginizi değerli kılın; herkesin önüne kolayca sunmayın. Sevgi dolu insanlar olun, iyi kalpli ama duygularınızı da kirletmeyin. Bi’ çocuk masumiyeti değil midir en çok kirlendiğimizi hissettiğimizde bile bizi arındıran? İşte tam da bu yüzden sık sık hatırlayın çocukluğunuzu, çocuksu masumiyetinizi yüzünüzden eksik etmeyin :)
Güzel şarkım var dinlerseniz :)
http://www.youtube.com/watch?v=qX2q7JnElds