Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
seen from South Korea
seen from China
seen from United States
seen from China
seen from China

seen from Malaysia
seen from China

seen from Philippines
seen from United States
seen from Malaysia
seen from Greece

seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Canada
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
İktidarların kısa bir özeti...
Zülfü Livaneli- SERANAD
Uçakta rahat eden insanlar, yeryüzünden sekiz bin metre yukarıda, boşlukta, metal bir kutunun içinde olduklarını unutup kafalarını şarabın kalitesine, yemeğin lezzetine, koltukların genişliğine takanlardır ki, hemen söyleyeyim ben de onlardan biriyim.
Zülfü Livaneli - Serenad
S.1
‘’ Hava kötü dediğimde sadece havadan söz etmediğimi anlamak bu kadar zor mu? ‘’
- Zülfü Livaneli - Serenad S.15
Serenad - Zülfü Livaneli
Serenad - Zülfü Livaneli Nazi zulmünden kaçıp diplomasinin kurbanı olan masum insanlar... Tarih, ülkeler, politikalar, dinler ve yürek sızlatan bir aşk... #Serenad #zülfülivaneli #okursam #Türkedebiyatı #roman
Seranad: Üç kadın ve Üç isim
Maya (Ayşe), Mari (Semahat), Nadia (Katharina). Doğdukları adları bile kullanmalarına izin verilmeyen üç kadın. 3 farklı etnik kökenden ve farklı zamandan olan bu kadınların yaşadıklarını etkileyici bir dille anlatıyor eser.
Temposu bir an bile düşmeden insanı hikayenin içine çekiyor. Usta yazar her zaman yaptığı gibi merak duygumuzu uyandırıyor ve bizi araştırmalar…
View On WordPress
Bir kız çocuğunun büyümesi ne zaman biter acaba? İlk adet gördüğünde mi, 18 yaşını doldurunca mı, evlenince mi, saçına ilk ak düşünce mi? Bence hiçbiri değil. Bir kız çocuğu büyümez, kaç yaşına gelirse gelsin asla büyümüş gibi hissetmez kendini. Son nefesini içi arzularla, heyecanlarla dolu bir kız olarak verir.
Livaneli'nin Serenad'ın okuyorum da. Bu kemalist kafa gerçekten gülünesi bir kafa. Anlatayım: Romanda, Wagner diye bir profesör Türkiye'ye geliyor. Bir de bakıyor ki, üniversitelerin kapılarında polisler. Diyor: Bu polisler niye? Maya cevap veriyor: İşte türbanlıları sokmuyorlar. Wagner şaşırıyor: Öğrenciler türban mı takıyorlar?
Sayın Livaneli, adam Amerikalı, Ankaralı değil, uzaylı öğrencisi bile olmuş olabilir. Bence orada eğer Amerikalıyı kemalist yapmak yerine, kendini Amerikalı yapsan şu soruyu sorman normaldi: İyi de polisler niye sokmuyor? Adam yargılarını koyuyor Amerikalının ağzına, sanki biz de hiç Amerika bilmiyoruz, "Aaa bak, Amerikalılar da sevmiyor türban!" diyeceğiz