“Pencereden dışarı bakıyorsun. Pencereden dışarı bakmakla kendinden içeri bakmak benzer biraz birbirine, biliyorsun.”

seen from United States
seen from United States

seen from Russia
seen from France

seen from T1

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Canada
seen from United States
seen from Norway

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from New Zealand
seen from China
seen from Russia
seen from Peru
seen from Australia
seen from South Africa
“Pencereden dışarı bakıyorsun. Pencereden dışarı bakmakla kendinden içeri bakmak benzer biraz birbirine, biliyorsun.”
“İnsan, selametine değil de felaketine aşık oluyor çoğu zaman. Yanacağını bile bile... O zaman işte, her aşık bir ateş ustası...”
“İnsanın hayattaki amacı, ruhunu kurtarmaktır.”
“Yağmurda ıslanmanın verdiği huzur hiçbir şeyde yoktur. İnsan olmaktan utanmadığın tek andır, ağaçlar gibi, çiçekler gibi, köpekler, kuşlar, kediler, bildiğin-bilmediğin bütün hayvanlar gibi ıslandığın an. Doğanın bir parçası olduğunu hissedersin. Manzaraya dışarıdan bakan kibirli insanlardan uzakta, o manzaranın bir parçası olursun. Irkının kendini beğenmişliğini unutur, bir böcek kadar özgür, sunarsın kendini doğaya. Yalan yoktur o anda. Aldatma yoktur.”
“Yaşamın ne denli yük olduğunu biliyorsun; bileceksin -bu yükü omuzlarından atmadığına, atamadığına, ya da atmak istemediğine, isteyemediğine göre de, onu taşımalısın, taşımak zorundasın, taşıyacaksın- ki, zaten, işte, taşıyorsun...”
“her şey yazıldığı kadar imkansız ama şu umut geçmiyor; olabilme, yapabilme, hala sevebilme... aşk her şeye rağmendi bu koşullarda. sana rağmendi, sensizliğe rağmendi. madem gelemiyorsun, koşullar müsaade etmiyor, en komik uydurma durumu bu. kim yerleştirdi ise o koşulları oraya buraya. insanın ilerlerken ayağı kolu takılıyor. koşullara takılınıyor. o zaman benim koşullarım da affetmiyor. izin vermiyor anlamaya seni.”
“seni sevdim seveli, içinden deniz geçiyor kalbimin...”
“Acı bizi durduracağına göre yapılacak tek şey, hangi yoldan olursa olsun, nasıl bir yöntem uygun görünüyorsa o anda, müshil yutup içinden atar gibi, o acının dibine dek inip işini bitirmektir. Önemli olan o acıyı, yeni bir güne engel olmasını önleyecek hızla atmaktır, yaranı ondurmaktır. Ama ondan da önemlisi, en önemlisi, acıdan önceki yaşamı bu sınırı aşarak, bu çeperi çatlatarak, dolu dolu sonuna dek yaşamaktır. Yaşantılar; iyi kötü, hoş tatsız, nasıl olursa olsun; ama eksiksiz, gerçekten eksiksiz olmalı. Düşleri de, olanakları da son damlasına, son tozanına dek kullanmalı.”