Toprağın(ız) bol, mekanın(ız) cennet olsun ... Allah gani gani rahmet eylesin #halitakçatepe #ustalar #ustalarasaygi
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Netherlands
seen from China
seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States

seen from Poland
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Italy

seen from Australia
seen from United States
seen from China
Toprağın(ız) bol, mekanın(ız) cennet olsun ... Allah gani gani rahmet eylesin #halitakçatepe #ustalar #ustalarasaygi
Biten Ve Gidilemeyen Bir Festivalin Ardından Ağıt!
Hellfest 2015
Bu yıl 10.senesine giren festival haziran ayının 3 gününde (19-20-21 Haziran) Fransa’nın Nantes şehrine yakın kocaman bir arazide gerçekleşti. Gidebilen, gitmeyi başaran tüm müzik neferlerini ihya etmiş .
Genellikle ekstrem metal gruplarını ağırlayan festivalde arada punk ve punk-rock gruplarını da konuk ediyor. 2002 ve 2005 yılları arasında "Fury Fest" olarak başlayan festival 2006 yılında şimdiki adını almıştır. İsminin Hellfest olması ve ekstrem metal gruplarını ağırlamasıyla festivalin başı siyasetçilerle derde girmiştir. 2009 Yılında din odaklı partilerin aşırı söylemleriyle birlikte uzun süre festivalin sponsorluğunu üstlenen Coca-Cola, sponsorluğunu geri çekmek zorunda kalmıştır.
Hellfest, hiç şüphesiz Avrupa'nın en büyük metal müzik festivallerinden biri. 2006 yılından bu yana devam eden festivalin bu yılki konukları başlıca; Slipknot, Scorpions, Motörhead ve Korn olmak üzere sahne almıştır.
150.000’in üstünde katılımcı ve 164 grupla bu yılın en sağlam festivalleri arasında yerini alan Hellfest ilerleyen yıllarda Wacken Festivalin Avrupa müzik camiasında ki tahtını sallayacağa benziyor.
Bir gün bizim ülkemizin de efsane festivallere ev sahipliği yapması dileğiyle …
Umarız 2016 yılında cehennem de görüşürüz. :)
Mine Öğreten
İYİKİ DOĞDUN KERTENKELE KRAL VE İYİ Kİ ÖLÜMSÜZ OLDUN!
James Douglas Morrison (8 Aralık 1943-3 Temmuz 1971) ABD doğumlu müzisyen,şair, söz yazarı vs.
Dünya üzerinde kısacık bir süre yer işgal etmesine rağmen nesilden nesile aktarılacak kıymette eserler ve tabiri caizse rock starlığın hakkını verecek hikayeleriyle efsane olmayı başarmış bunlar da yetmezmiş gibi gelmiş geçmiş en çekici adamlar kervanına girmiş şahsına münhasır kişilik diyebiliriz kendisi için. Ne de olsa ilk dar deri pantolonu giyerek hafızlarda güzel bir yer etmiştir kendisi.
Asker bir babanın evinde sert bir disiplinle yetişmiştir. Sanıyorum bu sebepten ötürü kuralları çiğneme içgüdüsü ön planda olmuştur.
Jim Morisson’un hayatı boyunca en çok etkilendiği ve şarkı sözlerine bile yansıttığı olaya gelecek olursak;
1949 yılında New Mexico’da yaptıkları aile gezisi sırasında olmuştur. Ve şöyle anlatır.
‘’Ölümü ilk keşfettiğim an... Ben, annem, babam, büyükannem ve büyükbabam gün batarken çölde ilerliyorduk. Bir kamyon dolusu kızılderili başka bir kamyona ya da bir şeye çarpmıştı. Kızılderililer bütün ana yola dağılmıştı; ve kanlar içinde ölümü bekliyorlardı. Babam ve büyükbabam, arabadan neler olduğuna bakmak için inmişlerdi. Ben daha çocuktum, o yüzden arabada oturup beklemem gerekiyordu. Ben bir şey görmedim. Tek gördüğüm şey garip, kırmızı boya ve yerde yatan insanlardı, ama bir şey olduğuna emindim. Çünkü onların yaydıkları dalgaları hissedebiliyor ve birden yerde yatan insanların da olay hakkında benim bildiğimden daha fazlasını bilmediklerini farkettim. İşte o an ilk kez korkuyu tattım...’’
Bu olayın doğruluğu net olarak bilinmese de Jim Morrison hep bu konuya karşı takık olmuştur.
The Doors filminde bile bu konu işlenir.
Üniversite dönemlerinde profesörlerinden biri Jim’in sinemaya karşı yatkınlığını farkedip onu bu konuda yönlendirir. Bana kalırsa Jim’in sinemaya olan bakış açısı henüz içinde bulunduğu dönem için fazla ileriydi belki buna kuralsızdı da diyebiliriz. Jim bu konuda istediği takdiri ve tatmini bulamayınca müziğe yöneldi. Jim Morrison için bariz şunu söyleyebiliriz o da doğuştan bir şair olduğudur.
Çok eskiden bir yerlerde zeka seviyesinin Einstein’dan bile fazla olduğunu okumuştum. Dünyaya bu kadar zeki ve açık bir algıyla gelmiş olmak bu denli hızlı bir yaşamın ve kendi içinde tatminsizliklerin sebebi olmuş olabilir. Kim bilir?
Meşhur The Doors günlerine gelecek olursak;
The Doors 1965 yılında L.A. Kaliforniya’da kurulmuş ABD’li Rock grubudur.
Öğrencilik yıllarından tanışan Jim Morrison(Vokal) ve Ray Manzerek’in (Piyano –klavye) yollarının kesişmesiyle grubun temelleri atılmıştır. Robby Krieger (Gitar) ve John Densmore’un (Davul) da gruba katılmasıyla 1971 yılına kadar sürecek olan The Doors serüveni başlamıştır. Doors grubunun adı Aldous Huxley'in meskalin adlı uyuşturucu bir maddeyle yaşadığı gerçek deneyimlerini anlattığı Algı Kapıları (Doors of Perception) isimli kitaptan esinlenerek konmuştur.Grup iyi düzenlenmiş sözlerinin yanı sıra Pshycodelik Rock,Acid Rock ve Blues Rock türlerini çok iyi harmanlayarak döneminin en iyi gruplarından biri olmuştur. "Break on Through (to the Other Side),", "L.A. Woman," "The End," "The Crystal Ship", "Light My Fire" genelde en iyi bilinen ve birer klasik haline gelmiş parçalarıdır.
Jim Morrison’un Andy Warhol’un Factory’sinin müdavimleri arasında olduğunu ve kendisinden etkilendiğini belirtmemizde fayda olduğunu düşünüyorum.
Jim Morrison’dan bahsederken özel hayatına da ucundan değinmemek olmazdı.
Tahmin edeceğiniz gibi bu denli yakışıklı bir frontmenin hayatına bir çok kadın girmiştir. En hatta tek akılda kalıcı olanları uzun süreli sevgilisi Pamela Coursen ve dönemin rock röportajlarıyla tanınan ismi Patricia Kennealy ile olan ilişkileridir. Pamela Coursen The Doors öncesinden başlayıp ölümümü de dahil olmak üzere yanında olmuştur .Jim’in tek gerçek aşkının Pam olduğunu düşünüyorum.Patricia Kennealy ile olan ilişkisi de kısa süreli olmamakla birlikte Pam’in esas kadın olduğu bir çizgide ilerlemiştir. Jim Morrison’un eski fotoğraflarına ve hikayelerine bakarsanız hayatının çoğu alanında hastalıklı ve bağımlılık merkezli bir ilişkileri olmasına karşın hep Pam vardır. Oliver Stone’un 1991 yapımı The Doors filminde (hani Val Kilmer’in zayıf Meg Ryn’ın uzun saçlı Ray Manzarek’i de Umutsuz ev kadınlarında Bree’nin iki numaralı kocasını oynayan aktör ün canlandırdığı güzel film) Patricia ile bir pagan nikahı ile evlendiği sahne vardır ki aslında öyle bir şey hiç gerçekleşmemiştir ( filmdeki nedimelerden birini de bizzat hatunun kendisi oynamıştır.).Bir rivayete göre Patricia Jim’den hamile kalmıştır fakat Jim bu çocuğu istememiştir ve çocuk hiç dünyaya gelmemiştir. İşte bu ayrılık sahnesi filmde ‘’İşte böyle biter tanrıların nikahı ‘’sözleriyle gösterilmiştir.
Jim Morrison’un en belirgin özelliği çoğunlukla uyuşturucu etkisinde yaşıyor olmasıydı. Kafası o kadar çok üretiyordu ki ruhunun beslenmesi için uyuşturucu adeta bir sığınak görevi görüyordu. Sahnede ilk tutuklanan Rock star ünvanı kendisine aittir. 1 ağır 3 hafif suçu bulunmaktadır. Hatta bir keresinde sahnede cinsel organını çıkarttığı bile söylenir. 1971 yılında Jim hayatına çeki düzen verip şiir yazmaya odaklanmak için sevdiceği Pam’i de yanına alıp Paris’e yerleşir. Bundan kısa bir süre sonrada kaldıkları otelde küvette kalp krizi geçirmiş bir şekilde ölü bulunur. Son sözü ‘’ orada mısın Pam’’ olur. Otopsisinde hiçbir uyuşturucu izine rastlanmaz. Ölümünden iki yıl sonra büyük aşkı Pam ‘de yüksek dozdan ölü bulunur.
27 yıllık kısacık ömrü dünyaya yaldızlı bir imza atmasına engel olamamıştır. Arkasında sarsıcı sözlerle yazılmış şarkılar , sayısız şiir , sinama projeleri ve hiç bitmeyecek The Doors efsanesini bırakmıştır.
Erken ölmenin belki de biz hayattakiler için tek iyi yanı o kişiyi hep genç ve mükemmel hatırlamaktır.
Jim Morrison’da akıllarda hep dağınık saçlı, dar deri pantolonlu yakışıklı güzel sesli yaramaz çocuk olarak kalacaktır.
Ben de bir çokları gibi onun aslında ölmediği tüm dünyayı sağlam kandırdığı hikayesine inanmak isterdim.
Düşünsenize biz arkasından bunları yazarken o aslında sağlıklı hayatı seçmiş göbekli bir amca olarak torunlarına gençlik hikayelerini anlatıyordur. Olamaz mı olabilir?
Hangi boyutta her nerelerdeysen İyi ki dünyaya geldin Kertenkele kral bizi şarkılarından ve sesinden mahrum etmediğin için sonsuz teşekkürler…
En sevdiğim şarkının sözleriyle yazımı bitiriyorum,
People are strange when you're a stranger Faces look ugly when you're alone Women seem wicked when you're unwanted Streets are uneven when you're down
When you're strange faces come out of the rain When you're strange no one remembers your name When you're strange, when you're strange When you're strange
Mine Öğreten
Ustalara Saygı - BLACK SABBATH
İlk ustalara saygı duruşumuzu Black Sabbath'la yapıyoruz.
2000'li yılların başında lise öğrencisiyseniz ve metal müziğe ufaktan ufaktan kaymaya başlamışsanız ilk dinleyeceğiniz grupların başında gelir Black Sabbath.. Yaptıkları müzik sizi sizden alır. Her bir grup üyesi şahsına münhasır insanlar olsa da ilk akla Ozzy Osbourne gelir. Hele ki Iron Man ve Paranoid şarkıları vardır ki yemede yanında yat cinsindendir.
Şimdi grubu özetle biraz tanıyalım; Black Sabbath, 1969 yılında Aston, Birmingham, İngiltere'de Tony Lommi (gitar), Ozzy Osbourne (vokal), Geezer Butler (bass) ve Bill Ward (davul) tarafından kurulan ilk heavy metal gruplarından biridir. Grup birçok üye değişimi yaşamış olmasına rağmen, yıllar boyunca grubun tek değişmeyen üyesi Tony Lommi olmuştur. Black Sabbath ismi Geezer Butler'in sokakta Black Sabbath filmine gitmek için sinema kuyruğunu görmesi ve insanlar madem korkmak için film izliyor neden müzik de dinlemesin diye düşünmesi üzerine bulunmuştur. Tonny Lommi grubun kurucusu ve grubun soundunun yaratıcısıdır. Gelmiş geçmiş en iyi heavy metal gitaristlerinden biri olarak görülür.17 yaşındayken geçirdiği bir iş kazası sonucunda sağ elinin yüzük ve orta parmaklarını uçları kopmuştur. Bu sebeple plastik yüksükler kullanır. Belkide bu engelini en sert gitar riflerini yazarak aşmıştır. Grubun frontmeni Ozyy Osbourne ' a gelecek olursak heavy metal tarihinin babalarından biri olmasının ve şahane vokallerinin dışında ciddi bir uyuşturucu bağımlısıdır. Kendisini MTV de yayınlanan The Ousbourne's programında izlediğim dönemlerde yazık babaya uyuşturucudan beyni ufalmış ne dediği bile anlaşılmıyor üstelik yürümesi bile çok yavaş derdim. Lakin 2009 yılında Türkiye'ye geldiğinde solo konserine canlı tanık olduğumda babanın aslında bitmediğini gündelik hayatta ne kadar zor hareket edebiliyorsa sahnede bir o kadar enerji dolu olduğuna ve devleştiğine şahit oldum. Sırf bu sebeple bile ayakta alkışlanmaya değer bir adamdır Ozzy Osbourne. 1977 yılında kısa bir süreliğine Ozzy Osbourne gruptan kendi rızasıyla ayrılmış sonra geri dönmüştür. 1979 yılında grupta çıkan anlaşmazlıklar ve Ozzy Babanın uyuşturucu kullanımının ciddi boyutlara ulaşması sonucu gruptan kovulmuştur. Bu süreçte, Sharon Arden ( yıllar sonra Ozzy Osbourne'un karısı olacak kızıl hatun) Black Sabbath'ın menajer'i Don Arden'ın kızıdır. Sharon Arden gruba Rainbow'un solisti Ronnie James Dio'yu önerir. (1979-1982) Grupta ne kadar çok vokal değişimi olsa da Ozzy Osbourne ile kıyasıya rakip olabilecek tek isim bence Ronnie James Dio'dur. Hatta grubun Dio olan şarkıları kayda aldıkları bir toplama albümleri bile mevcuttur. 1982-1984 yılları arasında Deep Purple dan tanığımız Ian Gillian grubun vokalistliğini üstlenmiştir. 1997 yılında Tonny Lommi grubun güncel halini dağıtarak grubun orijinal ilk kadrosunu toplamıştır. Bu zamana kadar geçen süreçte grupta bir çok eleman değimi olmasına rağmen Black Sabbath her zaman var olmayı başarmıştır. Sadece eski popülaritesi olmamıştır.
2009 yılında Ozzy Osbourne ve Tonny Lommi arasında Black Sabbath'ın isim hakkıyla ilgili hukuki mücadele yaşandı.Lommi 41 yıldır grubun değişmeyen tek üyesi olduğu için grup üzerinde en fazla hakkı olduğunu savunmuştur. 2010 yılında bu hukuki süreç sonlanmıştır. Sonuç halen daha bilinmemektedir. Grup 2013 yılında çıkan 13 albümüne kadar ara ara beraber çalmıştır. Fakat kesin birleşme 2012 yılında gerçekleşti diyebiliriz. Halen Ozzy Osboune,Tonny İommi,Geezer Butler olarak devam etmektedirler. Black Sabbath dünya çapında 70 milyon satmıştır.
Grup tüm zamanların en etikili grupları arasında geçer. Günümüzdeki bir çok grup kendilerinden etkilenmiştir. (Iron Maiden,Metallica,Guns N' Roses,Opeth,Pantera vs.)
Her ne olursa olsun Black Sabbath müzik dünyasındaki ölümsüzlüğünü garanti altına almıştır. Grup içerisindeki babalara uzun ömürler,yaratacılıklarına ve Ozzy Babanın sesine zeval gelmemesini dileriz. İyiki varlar ve bize heavy metali armağan etmişler,
Ödüller: En iyi metal preformansı Gremmy ödülü,Kerrang! Milenyum sanatçısı ödülü,Kerrang İlham ödülü.
Gelmiş Geçmiş Tüm Black Sabbath'a yolu düşen Üyeler: Dave Walker, Ronnie James Dio,Bill Ward,Geoff Nicholls,Vinny Appice,Ian Gillan,Bev Beaven,David Donato,Eric Singer Dave Spits,Glen Hughes,Ray Gillen, Bon Daisley,Tony Martin,Terry Chimes,Jo Burt,Cozzy Powell,Laurence Cottle,Neil Murray,Bobby Rondinelli,Mike Bordin.
Diskografi:
Black Sabbath (1970)
Paranoid (1970)
Master of Reality (1971)
Black Sabbath Vol. 4 (1972)
Sabbath Bloody Sabbath (1973)
Sabotage (1975)
Technical Ecstasy (1976)
Never Say Die! (1978)
Heaven and Hell (1980)
Mob Rules (1981)
Born Again (1983)
Seventh Star (1986)
The Eternal Idol (1987)
Headless Cross (1989)
TYR (1990)
Dehumanizer (1992)
Cross Purposes (1994)
Forbidden (1995)
13 (2013)
Mine Öğreten