Sey diyormusum; Bu haftanin yazisi geldi! :) Neden olmasin?
Kendimi revize etmeye calistigim bu mukaddes donemimde cok yaziyorum, cok dinliyorum, cok okuyorum. Ve terapi destegi aliyorum! Bana ve cevremdeki insanlara katkisi buyuk!
Bugun bize bas bas "red flag" diye bagiran sinyalleri iliskilerde neden yok sayariz, kendimce yazmaya calisacagim. Buyrunuz.
Kırmızı Bayrakları Neden Beyaz Bayrağa Boyuyoruz?
İlişkilerde “red flag” görmek kolay,
ama kabul etmek çoğu zaman sinir sistemi için travmatik bir eylemdir.
Çünkü reddettiğin kişi değil,
kendinle kurduğun bağlanma biçimidir.
Aslı, Ali’yle tanıştığında sezgileri rahatsızdı.
Ali, daha ilk günden kontrolcüydü, kıskançtı, kaba bir dil kullanıyordu,
kitap okumadığını, doğru dürüst seyahat etmediğini, işle alakali etik olmayan işler çevirdigini açıkça söylüyordu.
Bunlar Aslı için olmazsa olmazlardandı ama Aslı, bu belirtileri “uyumsuzluk” değil, “potansiyel” olarak yorumladı. Ah be Asli!
Ornegin Ali’nin sertliğini “içinde kırılgan bir çocuk var” diye okudu.
İşte tam burada, ilişkideki kırmızı bayraklar beyaza boyanmaya başladı.
Aslı’nın zihninde çalışan mekanizma basitti ama güçlüydü
Eğer sevgi verirsem, değişir.
Eğer sabredersem, sakinleşir.
Eğer yeterince anlayışlı olursam, o da beni anlar.
Psikolojik olarak buna “kurtarıcı yanılsaması” denir.
Kurtarıcı, partnerinin sorunlarını çözmeye çalışırken
aslında kendi geçmişindeki duygusal açlıkları telafi etmeye çalışır.
Çünkü çocukluğunda “sevilmek için iyi olmak” gerektiğini öğrenmiştir.
O yüzden bugün, “sevilmek için tolere etmek” gerektiğini sanır.
Ali’nin davranışları yüzeyde agresif, derinde güvensizdir.
Kıskanır, çünkü kaybetme korkusu vardır.
Kısıtlar, çünkü içsel kontrolü yoktur.
Kaba konuşur, çünkü duygularını düzenleme becerisi zayıftır.
Kitap okumaz, seyahat etmez, çünkü kendini ve dünyayı tanımaktan korkar.
Sürekli mesajlaşmak ister, çünkü sessizlikte kendi boşluğuyla kalmak zorundadır.
“İyi geceler” mesajı onun için romantik bir ritüel değil,
Love bombing yapar, çünkü hızlı bağ kurarak kontrol alanı yaratmak ister.
Mesajlarını saklar, çünkü dürüstlüğü kayıp korkusuyla karıştırır.
Ve belki de en yanıltıcı kısmı
Sürekli destekliyor gibi görünür.
Aslı’yı hep anlayışla karşılar, sakin, olgun ve güven veren bir imaj çizer. Asli kötü bir dönemden geçiyordur. Ve zaman zaman saçmalar. Asli'nin butun saçmaliklarina katlanir, hep yanindayim der.
Ama bu anlayış çoğu zaman gerçek empati değil,
duygusal manipülasyonun rafine bir biçimidir.
Çünkü bu tip kişiler, “destek olma” rolünü kullanarak görünmez bir bağ kurar
böylece partnerini minnet ve suçluluk arasında tutar.
Anlayışlı görünürler ama o anlayış, rahatsız edecek kadar sahnededir
doğal değil, stratejiktir
Kısacası Ali, duygusal olgunluk yerine duygusal strateji ile hareket eder.
Aslı ise stratejiyi “yoğun sevgi” zanneder. Ve sonsuz güvenir.
Kırmızıyı Beyaza Boyamanın Psikolojisi
Aslı’nın yaptığı şey aslında çok insani bir savunmadır.
Psikolojide buna “rasyonelleştirme” ve “idealizasyon” denir.
Zihin, sevgiyle çelişen gerçekleri kabul etmekte zorlanir
çünkü bu durumda “yanılmış olma” duygusuyla yüzleşmesi gerekir.
Ama Aslı’nın hikayesinde mesele sadece yanılmak korkusu değildi.
Ali, o kadar ölçülü, sakin ve "anlayisli" görünüyordu ki,
Aslı’yı duygusal olarak kendine güvenli bir liman bulmuş gibi hissettirdi.
Her konuşmasında destekleyici, her tepkisinde olgun, her sessizliğinde dengeliydi.
Bu kadar dengeli birinin içsel dengesizliğini görmek kolay değildi.
Ve Aslı o dönem desteğe, güvene, "birinin yanında olma hissine" çok açtı.
İşte o boşlukta, Ali’nin abartılı anlayışı bir duygusal narkoz gibi etkiledi.
Bir süre sonra, bu sahte huzurun içinde Aslı kendini bıraktı.
Duygusal refleksleri zayifladi bazen artti.
Ve o noktadan sonra, gördüğü kırmızıları beyaza boyamaya başladı.
Çünkü artık boyamak, kaybetmekten kolaydı.
Ve sevildiğini sanmak, yalnız olduğunu kabul etmekten daha güvenliydi.
Bu yüzden kırmızıyı beyaza boyarız
çünkü gerçeği görmek, sevgiden daha acı verir.
Ama uzun vadede, bastırılan gerçekler yüzeye çıkar.
Ve o zaman beyaz boya dökülür
altından, fark edilmeyi bekleyen bütün kırmızılar görünür olur.
Sonuç: Farkındalık Acıtır, Ama İyileştirir
Aslı, Ali’yi değil, kendi hayatini sevmeye geri döndü
O yüzden nihayet vazgeçtiğinde bir kişiden değil, bir yanılsamadan ayrılmış oldu!
Fakat farkındalık, çoğu zaman bir aydınlanma anı değil
ışıkların bir anda sönmesidir.
Aslı, daha ilk sendeleyişinde,
gözyaşlarının silinmediğini gördüğünde,
sahte sahne ışıkları hızla kapandı.
Anlayış sandığı o dengeli tavır, aslında duygusal çekilmenin cilalı biçimiydi.
Çünkü sevgi, anlayis bitmezdi böyle aniden
ama manipülasyon, doyduğunda hep sessizce giderdi!
Aslı kırmızıyı hiç sevmezdi.
Belki de bu yüzden, uyarı rengine hep mesafeli kaldı:)
Onu beyaza boyadığında huzur bulduğunu sandı,
oysa o beyaz, yalnızca geçici bir sis perdesiydi.
Sis dağılınca gördüğü şey, kendi sınırlarının siluetiydi.
Artık kırmızıdan korkmuyor.
Çünkü fark etti ki, kırmızı aslında alarm değil
ps: awareness doesn’t ruin love. It ruins the illusion that pain was love!