Ruhum, bir gün o kara bulutların arasına yükselecek..

seen from United Kingdom

seen from Saudi Arabia

seen from United States
seen from China

seen from Poland
seen from Oman

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Russia

seen from Italy
seen from Iraq
seen from Russia
seen from South Korea

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Malaysia
Ruhum, bir gün o kara bulutların arasına yükselecek..
Öyle bir durumdayım ki...
Sayfalarca yazı yazasım, her satır başı buğulu gözlerimi tavana dikip burunumu çekesim, kendime gelirim umuduyla kağıdı katlayıp bütün dertlerimi o kağıtla beraber yakasım var.
Bu soğuk gün yine sensizlikle üşüttü beni. Ellerim buz kesti, yüreğim senle yandı ey sevgili.
Olmadı! Hayra yordum ama çok yoruldum. Güzel bir geleceğin umudunu düşledim. Sonu hep kabus! Gerçekleşsin diye dilekler diledim. Yine olmadı! Geçmişim yıkık dökük. "Geçecek" diyeni duymadım, "Geçti" diyen olmadı hiç. Tamam... Tamam bitti... Anladım ki yanlızım!
'Karamsarlık' siyah fötr şapkasını çıkarmış eğilerek selam çakıyordu bana. Ardından koşarak gelen 'Kuşku' tek kaşı havada kibirle bakıyordu; sıkı dost olmuştuk bu aralar.
'Şans' acı kahve renginde olan deri bavuluyla arkasını dönmüş gelecek olan 'Kaderi' bekliyordu. Elinde prosuyla onu izleyen 'Zaman' umutsuzca kafasını iki yana sallıyor ve içine hapis ettiği 'Saniyeleri' havaya üflüyordu.
'Geçmişle' 'Gelecek' ittifaklığı bozmuş!.. 'Dünler' ile 'Yarınlar' birbirine girmişti. Arada kalan 'Şimdiler' yanlış kararların mahkumu.. Ben de o kararların 'Sorumlusu'...
-Merhaba!
Zaman geçtikçe umutsuz olmanın umutsuzluğunuda öğrendim. Kaç dilek tuttum gözlerimden kayan damlalara bakarak.. Yalnız olmanın mutsuzluğundan çok yakın bildiklerimin sırtımda bıraktığı izlerin acısını öğrendim. Gönlümün sızısına tuz bastıranlara koşulsuz şartsız güvendiğimi öğrendim. Yol gösterenlerin merhametten yoksun, kibirden doğma olduğunu öğrendim. Ben yaşamım boyunca sadece kendim kendime yetebileceğimi, buna zorunlu olduğumu öğrendim!..
Sözler verilir ama tutulmaz,
gidenler asla aynı kalmaz,
bu sebeple gelenlere güven duyulmaz.
Tedbirli olmak yüzünden tedirginlik boyumuzu aştı.
Batan geminin sancağı gibi kapılmıştım sonu belli olmayan bir akıntıya. Limanım su altında kalmıştı, denizim kurumuştu benim. Karaya sığınsam boğluyor, denize sığınsam susuz kalıyordum. Her seçim ölümün şah ve matından kurtulmama izin vermiyordu. Son hamlem kendi sonunu getirmek istermiş gibi dört köşe, intihar kollarını açmış beklemekte, hayat sırtını dönmüş gitmekteydi. Ve ben yine ve yine yanlış seçimlere mahkum...