1. Alarik Kimdir? Vizigot kralıdır (Tuna deltasında Peuce Adası 370 dolayları-Consentia 410). Hükümdarlık devri 396-410. Hristiyan Arilerinden asil Balthe ailesindendir.

seen from Ireland

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from Türkiye
seen from Costa Rica
seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from Norway
seen from China
seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from United States
1. Alarik Kimdir? Vizigot kralıdır (Tuna deltasında Peuce Adası 370 dolayları-Consentia 410). Hükümdarlık devri 396-410. Hristiyan Arilerinden asil Balthe ailesindendir.
Endülüs'e doğru-II
Endülüs’e doğru-II
‘’Firara mecal yok! Arkanızda düşman gibi bir deniz, önünüzde deniz gibi bir düşman. Ölmemeniz ve yaşamanız için ileri gitmekten başka çare yok. Biliniz ki, bu yarımadada kötülerin sofrasına oturan yetim çocuklardan daha zor ve sıkıntılı şartlar içinde bulunuyorsunuz. Düşman sizi ordunuzu, silahlar ve bol yiyecekleri ile karşıladı. Siz kılıçlarınızdan başka sığınağa sahip değilsiniz. Düşmanın…
View On WordPress
Dengeler değişiyor… Dengeler bozuluyor, yenileri inşaa ediliyor farkında mısınız? Olalım, farkında olalım. Sesler artık fazlaca çıkıyor, Zengin-fakir ayrımını bitirelim mesela? Zengin de fakir de arabaya biniyor, Zengin de fakir de otobüse. Zengin de fakir de kaliteli elbiseler giyebiliyor. Demem o ki zengin görünmek moda olmaktan çıktı. Insanlar farklarını şimdi neyle ortaya koyacaklar? Sen neyinle üstünsün benden? Düşünüyorum… Bir insanın yanında ezilirsem nasıl ezilirim meselâ? Oturduğu eviyle mi? Bindiği arabayla mı? Yediği yemeklerle mi? Giydiği kıyafetleriyle mi? Vs.vs. Bunların hiçbiri benim için kriter değil. Bir insan benim hiç duymadığım ama duymam gereken bir hadiseden bahsetse? Lafla, lafla ezilirim ben, kültürle ezilirim. Okuduğunuz kitaplarla meselâ,izlediğiniz filmlerle, tiyatrolarla, gördüğünüz sergilerle… Bunları tam bir idrak içerisinde yapıp, üzerinde düşünmüşseniz ezebilirsiniz beni. Ya da ben sizi… Ezme meselesi de değil aslında “ne yapıyorum ben? benim nasıl haberim olmamış” demem, kendimi sorgulamam lâzım. Silkelenmem lâzım… Her konuda demiyorum, her şeyi bilmemiz gerekmiyor. Ostrogotların(ossuragot) nasıl yok olduğuyla ilgilenmiyorum gercekten. Vizigotlar kimlerdir? Vizigot kim ya cidden? Vizigot diye isim mi olur o ayrı. Fikiboklar ne iş yaparlardı? Bana ne? Bunlardan bahsetmiyorum. Yani diyorum ki, az bi farkımız varsa bu ve önümüzdeki yıllarda, bilgi farkı olacak bana kalırsa… Okuyup, görüp, gozlemleyip ogrenenmemiz lâzım. Bilmemiz lâzım. Karsimizdaki insana sunacak seylerimiz vitrinden ibaret olmamalı. Vitrin değişir, sen baki kalırsın. Birbirimizi silkelememiz lâzım, uyandirmamiz, uyanmaya açık olmamız… Neler söylüyorum böyle yarebbim? Çok üşüyorum, üşümememiz lâzım :( cafeler ısıtmalarini sondurmesin lan! Bir sey yazıyoruz burada! Demek ki yazar adaylarını böyle böyle yıldiriyorlar :( Sonra ülke nereye gidiyor bilmem ne! Soğuktan çok büzüldüm daha fazla devam edemeyeceğim galiba dostlarım. Benim fikirlerimi çürütüp beni soguguyla ezen bir kafeden sesleniyorum. Vazgeçmedim! Henüz her sey bitmedi! Bir çay daha içer isiniriz ne var yani, kitaba devam, ilim öğrenmeye devam, bilgiye devam. Aç gözlerini! Abre los ojos! Akey? Open your eyes! Akey? Yeah beybi! Sizlere the fall filminden bir replikle veda ediyorum. Thank you! Thank you! Thank you very much!