Erik Johnson gets essential of own play, responds huge in Game four Avalanche victory
👉👉👉http://bit.ly/2H1GbVC
seen from United States
seen from China
seen from Japan
seen from United Kingdom
seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from Germany
seen from United States
seen from Australia

seen from Czechia
seen from Romania

seen from Germany

seen from France
seen from Sweden

seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from China

seen from France
seen from China

seen from United Kingdom
Erik Johnson gets essential of own play, responds huge in Game four Avalanche victory
👉👉👉http://bit.ly/2H1GbVC
【仕事】「北斗の拳」風の似顔絵を制作しました。
GIF hecho a partir del retrato hecho a Sergio Larraín en Londres (1958), por Jean Roger-Viollet / Cordon Press.
Kitabımızın ilk sayfası olsun.
29 Nisan... Sabah uyandığımda her şey olduğunca değişmişti. Güne yine maraton bir şekilde uyanarak başladım. Günaydın mesajım hayatımı değiştireceğini düşünmediğim kişiden gelmişti. Çok değişik bir duyguydu. Şimdi diyeceksiniz hiç günaydın mesajı almadı mı bu kız. Aldım tabi ki ama bu farklıydı. O güne kadar hayatı çok bencil ve acımasız olarak yaşadığımı düşünüyorum şuan bence herkes eşit olmalıydı. Sokakta istediği şekeri alamayan bir çocuk varsa alabilen çocuk ağlamalıydı. Birisi tatile giderken yazın sıcağında çalışan kişiler de tatile gidebilmeliydi. Bunun için mutlu olabilen herkesi hayatımda o kadar canlarını yaktım ki döndü dolaştı yediğim hurmalar geldi beni tırmaladı. Tabi diyorsunuz şimdi bu kız niye bunu anlattı günaydın mesajından buna niye geçti. Açıklıyorum. O günaydın mesajıyla mutlu olan ben o günaydın mesajıyla mutlu olamayan onlar. Bunun için kendimi uzaklaştırıp bende kendi bencilliğimi kendime uygulamaya koyuldum. Onu hayatımdan uzaklaştırmaya o kadar çok çalıştım ki tahmin edemezsiniz aksine oda bana o kadar yakınlaştı. Ben iki adım ilerledikçe ensemde nefesini hissettim onun canını yakmak hiç istemiyordum. Bu zamana kadar onun canını bir kez yakmak istedim oda geldi elimde patladı. Günlerce konuştuk hep ayrıldım ayrıldığım gün her gün düştüm. Geldi kaldırdı insan tanımadığı görmediği bir insanı neden bu kadar çok sever ki. Bunları hep düşündüm cevabını bulamadım. Yalandan nefret ettiğimi söyledim ama ona en büyük yalanı ben söyledim. Ama sebebi vardı. Sebep sebepler insanı yoran şeyler olamayacağımızı tek ben bilirken onun umutlu olması beni daha çok yordu. Günler geçti daha çok bağlandım ha şu var 28 Ekim'e kadar hiç görmedim onu. Görmeden bir insan birisine aşık olabilir mi? İnsan unutmak için sever mi ? Bunların cevabını kendinize verebiliyorsanız siz sevilmeyi en çok hak eden kişisiniz. Sevmek sevilmek güzel şey. Hayatınızda birisini mutlaka sevin. Ama sevilmeye değer birisini sevin. Onu kırmadan yıpratmadan üzmeden canını yakmadan. Kelebek gözüyle bakın ona yarın her an gidebilir diye. Gider çünkü sevilmekten sıkılınca insan gider. Kader bu işte değiştirmek sizin elinizde olmuyor kimi zaman hayat herkese eşit davranmıyor. Siz ne kadar adil olsanız da o size adil olmuyor. Benim hayatımda 29'ların değeri çoktur. Sayılara önem verin. Her neyse bu kadar öğüt yeter konumuza dönelim. Evet arkadaşlar Hayatım değişmeye başlamıştı onsuz onun sesi gülüşü nefes alışı olmadan geceleri uyuyamaz olmuştum. Onu bıraktığımda o olmadan nefesimin bir önemi yoktu. Şimdi o yok. Bana seni hiç bir zaman bırakmayacağım diyen insan yok. Bana beni bekle geleceğim bir gün diyip giden insan başkasıyla. Bu da hayatın orta parmağı oluyor tabir-i caizse öyle göte böyle yarrak hesabı. Size dedim ya hani hayatım 29 Nisanda başladı diye evet bir diğer yarısı da 12 Aralıkta başladı. Benden o gün gitmek istedi. İlk defa ben yine dediğim gibi olduğuna üzüldüm. Onca yaşanmışlıklar onun benim için uğraşmaları bir anda da gitmek istediğini söylemesi bir magnum marka tabancanın alnımın ortasından iki el ateş edilip hala ölmemiş ama o sıcak kanı alnından akarken hissettiği telaş içerisinde kaldım. Elim ayağım buz tuttu biz olabileceğimize tam inanmışken bana bunu inandırmışken çekip gitmesi bencil olmamı arttırmıştı. Kendi kendime başladım ondan sonra neden? niçin? niye ? kime? bu sorular beynimi bütün hücrelerimi yavaş, yavaş yok etmeye başlamıştı. Ne kadar bağırıp çağırsam da değişmiyordu değişen tek şey onun daha çok uzaklaşmasıydı. bu sefer roller değişmişti benim uzaklaşmaya çalışmam başaramamam onun yine başardığı şeyler arasındaydı. Uzaklaştı. Çok uzaklaştı bilmiyordum tabi o zaman başkasıyla olduğunu veya olacağını ne bileyim çok güvenmiştim. Kendimden çok güvenmiştim... Numaralarım engellendi ulaşmaya ne kadar çalışsam o kadar ulaşamamıştım. Bataklığa saplanır gibi bir halim olmuştu. Ulaştığımda ise beni hala sevdiğini söylediğinde sanki dünya ikizimizin için olmuştu en sevdiği renk mavi resmen anasını sattığımın dünyası masmavi olmuştu. Cennetin rengi mavi olmuştu. Tekrardan güvendim ona ama biz olmadık tekrardan tabi olamazdık çünkü istemiyordu zamanı var diyordu. Zaman dediğimiz kavram çok fazla aslında günler aylar yıllar git, git bitmiyor. Gittikçe yaklaşamıyorsun zamana daha çok ilerliyor. Bir bakıyorsun o başkasının olmuş ama hala size sevdiğini söylüyor. Tuhaf değil mi? Ve sizde buna eşek gibi inanıyorsunuz. Çünkü çok seviyorsunuz haddinden çok. Şimdi gelip te beni hiç sevmedi demeyeceğim sevmiştir yani ben öle hissettim. Öyle hissettirdi . Güzel hissettirdi. Ona hata yaptığında her zaman dediğim gibi canın sağolsun. Sevdicek. Her neyse çok duygusallaştık. Geçenlerde başkasıyla olduğunu öğrendim. Canımdan can gitti Sen gittin. Yalanların geldi direk aklıma hıçkırıklar durmadı. Dediğim tek şey canın sağolsun oldu. Elimden bişey gelmedi mutlu olmasını çok istiyorum çünkü oda mutlu olmak için uğraştığını söyledi. Sizce de çok saçma değil mi? İki kişi birbirini deli gibi seviyor ama diğeri istemediği için olamıyorlar. Bence çok saçma hayallerimi süsleyen insanın başkasının hayalini gerçekleştirmesi. Şuan elime bir pompalı verseler aslında ilk onu vururum. Benim olmuyorsan başkasının da olama diye. Buda bencilce bir şey ama çok sevgiden kaynaklanıyor. Neyse o gün son konuşmamız oldu ikimizde ağladık kapatırken telefonu son kez beni sevdiğini söyledi. Ses çıkartamadım. Aslında ses çıkartmak istemedim içimde yaşayacağım artık. Sevgimi aşkımı yazarak anlatmak daha kolay. Ama seni sevmek çok zor. Bana benim yükümün çok ağır olduğunu söylediği günden bu yana sıkı giyinmiyorum yanıma fazlalıklar almıyorum. Ben seni sensiz de çok seviyorum canımdan çok. Aslında kelimeler yetmiyor seni anlatmaya hani kör bir insana hiç görmemiş bir kelebeği nasıl anlata bilirsen o kadar anlatıyorum bende seni etrafıma. Şimdi gelelim her şeyi bir kenara bırakalım Seni sensiz sevmeyi anlatalım. Seni sensiz sevmek çok zor. Sokakta yürürken herkes bir ölü gibi herkese ölü muamelesi yapmak çok zor. Ruh gibi yaşıyorsun. Belki bunu okursun bir gün bilmiyorum. Seni sensiz sevmeyi sana anlatamam aslında. Çok klişe bir söz olacak ama sen hiç sensiz kalmadın ki. En son senin de dediğinde fark ettim. Ben sen olmuştum. Çayıma üç şeker atıyorum. Artık insanları dinlemeyi seçiyorum. Dinlemek daha iyi geliyor çünkü anlattığımda kimse anlamıyor. Bırak anlamasınlar. En güzeli de bu başkalarının anlamadığı şeyleri benim anlamam. Seni anlamam. Sana bir sır vereyim mi ? Bazen bende seni anlamıyorum. Hayat aslında yaşamasını bilene güzel diyor bir arkadaşım. Çok haklı ben seni yaşamasını bilemedim. Bütün hata bende. Kendine iyi bak.
Work at FedEx is soo slow and crazy. #ugh #wtf #workl
Работа не волк, работа - work
Каждый воскресный вечер я пребываю в чёртовом унынии от того, что в понедельник мне необходимо тащиться на нудную и скучную работу, а каждый понедельник я возвращаюсь с работы довольная, с килограммами забавных историй и новостей. Правда, работу всё равно не люблю. На нее вставать в 6 утра.
http://diferentday.tumblr.com/