Bazen sumak gerekli, çok konuşanlara inat.. Mütevazice yaşayıp, alçak gönüllü olmalı; çok bilmişlerden uzaklaşarak.. Küçükçe düşler kurmalı; büyükçe yıkılmışlıklara rağmen. Gerçek yaşadıklarına şahit olmalı; hüznü/sevinci içinde sessizce yudumlayarak. Her yaşananın, sadece bir deneyim olduğunu kavramalı; gerekli dersleri çıkararak.. Bazen çok anlam yüklemenin ruhuna verdiği zararları keşfetmeli; olmayacakları, değmeyenleri, kendine hayrı olmayanları hayatından uzak tutarak... Yalnızca kendin olmayı seçmeli; başkalarından alınmış parçalardan oluşmak yerine... Uzaktan, kendi gerçekliğince insanlığını korumayı öğrenmeli; eskimiş, kokuşmuş, köhne zihniyetlerin, yalancı, riyakar gülümsemelerin içinde bulunmayarak… Hak edenleri hayatına almayı; hak etmeyenlere hoşça kal demeyi bilmeli. Biraz zor ve güç olsa da; bu kısa/uzun yolda, belki yalnız ama hep başın dik yürüyerek…














