
seen from China
seen from United States
seen from China
seen from China
seen from Germany

seen from United States

seen from Russia
seen from China
seen from United States
seen from China

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Germany

seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from Netherlands
seen from United States
seen from Kazakhstan
seen from United States

seen from Singapore
izlemek için bir dizi arıyorsanız, size yürekten dokunacak sıcacık bir öneriyle geldim: when life gives you tangerines - adı kadar sade, hikâyesi kadar dokunaklı bir yapım. her ayrıntısıyla öylesine içten ve güçlü ki; büyük dramlar ya da baş döndüren tesadüfler değil, hayatın tam içinden geçen bir aşkın sessiz gücü anlatılıyor. (gerçek bir hikâyeye dayanmaktadır.)
kısaca biraz bahsedeyim:
“aşk, büyük sözlerle değil; küçük anlarda büyür. birlikte susabilmek de bir sevme biçimidir ve bazı yaralar görünmezdir… ama hissedilmek ister. sen gördün beni, kimse bakmazken bile.”
bir bakışta çoğalmayan ama zamanla eksiltmeyen bir yakınlık... birlikte olmanın hafifliğiyle, yaralarını birlikte taşıyan bir yol arkadaşlığı...kadın; geçmişiyle barışmaya çalışan biri. yaraları gösterişli değil ama derin. adam; varlığıyla onaranlardan. sevgi dili, sabır. onlar, birbirine usulca yaklaşan iki yolcu gibiydi. ne rastlantıydı bu karşılaşma, ne de kaderin gürültülü planı… zamanla her ‘eksik’ duygunun adı konuldu. her ikisi de hayattan kendi payına düşeni almıştı. belki de bu yüzden, birbirlerinde fazlasını aramadılar. aradıkları tek şey huzurdu.
diziyi izlerken bir anda kendini onlarda buluyorsun, bir sofrada, bir yürüyüşte, bir suskunlukta… çünkü bu hikâye hayata benziyor. sade, kırılgan ama içten.
ayrıntılara odaklanan bir sevginin tarifi gibi… aşk, bazen gürültüsüz gelir; bir sandalye çekme sesinde, bir fincan uzatışta, birinin düşünmeden açtığı kapıda hissedilir. ve mandalina…çocukluk, kabullenme ve yeniden büyüme demek. her bölümde yeniden anlam kazanıyor. evet… belki de hayat, herkese portakal vermiyor. ama mandalinayla bile mutlu olmayı öğretiyor.
ve bazen, en sade hikâyeler, kalpte en derin izleri bırakıyor. bu yapımda onlardan biri oldu. seveceğinize eminim, şans verin
bazı insanlar yavaş yavaş sever… ve o sevgi, zamanla kök salar içimizde.
- when life gives you tangerines is so special, the kind of life changing, once in a lifetime drama one would wish to be able to experience for the first time again! -
🎞️ when life gives you tangerines
“anlaşılmak için çırpınmadığın yer evin olacak.”
Sen şimdi uyuyorsun ya , bir sabah uyandığında ben olacağım yanında, gözlerini bana açacaksın, o gün güneş bile başka doğacak, bulutlar güneşimizi engellemeye utanacak, biz sarıldıkça odamız aydınlanacak..
Ev bazen çatısı olan dört duvar değil de bir insandır.
En son ne zaman ağladım hatırlamıyorum. Bugün okulda arkadaşlarım aileleri ile ilgili konuşuyorlardı. Annelerini mi yoksa babalarını mı daha çok sevdiklerini ve nedenlerini tartışıyorlardı. Yıllar sonra ilk defa boğazımda ağır bir yumru hissettim. Yıllar sonra belki de ilk defa ailenin varken olmaması ne demek hissettim. Her şeyi biliyordum ama boğazımdaki tarif edemediğim o yumruyla başa çıkmayı bilmiyordum. Canım acıdı. Sayısız kılıç darbesi arasında tırnak çiziği canımı acıttı.
Bir kız veya bir erkek ne olursan ol önce kendi yuvanı kendin kurup ayaklarının üstünde durmak zorundasın! İşte ondan sonra yuvanı yuvası olan biri ile büyüteceksin.