Bugün bambaşka bir şehirde açtım gözlerimi hayata. Güneş yine doğmuştu; ama sanki ışığını başka bir güzellikle serpiyordu yeryüzüne. Kuşlar her zamanki gibi sabahın sessizliğini şarkılarıyla süslüyor, gökyüzü ise bugüne özel bambaşka bir renge bürünmüş gibiydi. Hava serindi; tenime usulca dokunuyor ama içimi üşütmeye cesaret edemiyordu.Uyanır uyanmaz ilk adımlarım onun odasına vardı. Gözlerim, birlikte biriktirdiğimiz anılara ilişti. Sonra parfüm şişemi aradı… Yerinde yoktu. İçimde küçücük bir sessizlik çöktü, yüzüm fark etmeden gölgelendi. Bir an durdum; kalbim, eksilen bir eşyayı değil, geçmişten kalan kırgınlıkların izini arıyordu belki de.Sonra kendime döndüm. “Ben değişmiş miydim?” diye sordum usulca. Hayır… Sevgim de niyetim de aynı sıcaklıkla yerindeydi. O an eksik olana değil, kurulacak yarınlara bakmayı seçtim. Sessizce odadan çıktım.Ardından dudaklarıma belli belirsiz bir tebessüm yerleşti. Kendi kendime fısıldadım:“Daha güzelini yapacağız.”Çünkü artık biz birdik. Geçmişin küllerini avuçlarımızdan usulca bırakıp, birbirimizin ellerine yeniden tutunacağız. Bu kez acele etmeden, incitmeden, sevgiyi yarım bırakmadan…Ve inanıyorum ki bazı hikâyeler, en güzel başlangıçlarını ikinci kez yazdıkları sayfalarda bulur.
@hepeksikk












