Tatli Hülya
Isterdim ki şöyle sakin bir su kenarina oturup uzun uzun konuşalım. Bir seyleri çözmek,aciklamak icin degil sadece yaralari sarmak için. Yok yok o bile yersiz, gereksiz. Mevzu yaralara gelirse eser gurlerim, sonra uzun uzun aglarim. Hic gerek yok. Bir ozlemi teskin etmek, geçmişi hic olmamis kabul edip de sarilip icimizi dokmek icin. Egolardan arinmis, danisikli dovuslerden uzak, plansiz, yalansiz... Yormadan, yorulmadan... Insanin en bildigi sularda dinlenmeye ihtiyaci oluyor biliyor musun? Sahi zaman zaman sen de boyle hissediyor musun? Bir ağaca sırtını yaslayip, ne gecmisi ne gelecegi dusunmeden nefes almanin,huzurla dolmanin hissettirdigi o duyguyu hatirliyor musun?
Yada gel istersen uzun bir tren yolculuguna cikalim seninle. Yukarida bahsetiklerim sadece hayal ama bizlik degil. Ikimiz de biliyoruz. Bir tren yolculuğunda once ozlem giderelim durmaksizin sensiz/bensiz gecen gunlerden bahsedelim. Kirli kisimlari makasla keselim. Sonra sanki tukenecek gibi kusalim birbirimize tum birikmis kinimizi, ofkemizi. Bagiralim cagiralim. Hani sizisi gececekse yasananlarin, ayri gecen zamanlarin gunlerce sursun o yolculuk. Sonra sarilip yine birlikte aglayalim. Yol bitsin, bu defa biz bitmeyelim.
Bakma tatli hulyalara daldigima, bunlarin hepsi ara ara gördüğüm ruya. Insan hayal etmek istiyor, insan eksik yani bir sekilde dolsun diyor. Insan bunu en korktugu sularda hayal etmekten pek de çekinmiyor. Simdi mantıgimla savasi birakip, onun kazanmasina izin vermeliyim. Şimdi alevi sönmüş korlarini izledigim yarama bakip, Kalben'in dediği gibi yarami sevip uykulara kendimi emanet etmeliyim.















