Sadece midem bulanıyor.
we're not kids anymore.

Andulka
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Product Placement
Xuebing Du
Lint Roller? I Barely Know Her

⁂
Today's Document
Game of Thrones Daily
Peter Solarz
tumblr dot com
🪼

祝日 / Permanent Vacation
noise dept.

#extradirty
NASA
KIROKAZE
TVSTRANGERTHINGS
Not today Justin
Stranger Things
seen from Russia

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Singapore
seen from United States

seen from United States

seen from Singapore
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Italy
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States
@toskas-world
Sadece midem bulanıyor.
Eskiyi üzlüyorum. Eski kış akşamlarını, eski yaz akşamlarını. Sağlıklı ve huzurlu günleri. Bir arada olduğumuz, heyecandan karnımın ağrıdığı, hayaller kurduğum günleri.
En zor günler bile geçer mi?
O kadar mutsuzum ki hayatımı sonlandıracak kadar bile değer vermiyorum kendime. Yaşamam gerekiyor, yaşamımdaki insanlar için. Onlar ölümle bu kadar yüz yüzeyken benim yaşamak için yemem, içmem, uyumam, yürümem gerekiyor. Yetişkinliğin altında eziliyorum. Elimde sihirli bir değnek olsa benden hayatımı alırdım. Aldığım hayatı ona verirdim. Bir insan sadece hiç olmak için doğabilirmiş. Yaşayıp gördüm. Bana verilmiş bu hayat heba olurken neden diğerlerine daha az süre verilir ki? Tek amacım doğduğum aileye zarar vermemek. Ne gurur ne onur önemli. Sadece onlar üzülmesin diye yaşıyorum. Bir de bu acıyla yaşamasınlar diye. Belki de onlar da bu yüzden yaşıyordur. Umut yok, bir saat önce kahkaha atmış olsam dahi. Her şey sahte, her şeyim sahte. Boğuluyorum.
Mutsuzluktan başım ağrıyor. Kaçıp gitmek istiyorum ama ne cesaretim ne basiretim var. Kendime dair ufacık bir sevgim dahi yok. Bir anda yok olmak istiyorum. Hiç var olmamışım gibi olsun istiyorum. Ardımda iz kalmasın istiyorum.
Benden haz etmeyen insanlara bakıyorum, hayatlarında her şey yolunda. Ufak tefek pürüzler tabii oluyordur. Acaba sorun bende mi diye düşünmeye başladım artık. Belki de hayatımdaki sorun benimdir.
Farklı bir şey var bende.
Durmanın sancısını çekiyorum. Yerinde saymanın değil, durmanın. Bu yaşamıma mola vermek değil, öylece durmak. Herkes yanımdan bir bir geçerken ben sadece durmuş yanımdan hızla geçenleri izliyorum. Hayır, izlemiyorum. Yanımdan geçerken bıraktıkları esintiyle yetiniyorum ve bu esinti çocukluğumdaki kötü bir anıyı anımsatıyormuşçasına çıldırtıyor beni. Herkese ve her şeye karşı öfke doluyum. Kaşlarımın ortasındaki çizgiden oluk oluk nefret akıyor ve dudaklarımda can buluyor. Haykırarak ağlamak için ellerimi dizlerime vuruyorum da ne gözlerimden yaş geliyor ne de sesim çıkıyor. Haykırmak için açtığım ağzımdan nefret akarken soluğum kesiliyor, dizlerime vurduğum ellerim boğazıma sarılıyor. Beni çıldırtan esinti bana nefes oluyor. Uğruna nefessiz kaldığım nefretim bana nefes oluyor.
İnsanlardan midem bulanıyor. Her gün olanlardan, çevremden, dinlemeden yargılayanlardan.
Hiç istemeden de olsa protestolara karşı görevde olan polis tanıdıklarım var. Bu haksızlığa dur demek için kezzap atılmış olması beni çok utandırdı. Ortak değerleri savunduğum insanların bunu yapmış olması. Karşı tarafın nasıl aşağılık olduğunu anlatmaya zaten gerek yok, herkes bunu biliyor ve deneyimliyor ancak bazı polisler için çok üzülüyorum.
Ben de üzülüyorum, polisler zamanında şanslarını kullanıp sendikalaşsalardı ya da bu çabaları destekleselerdi kendi mağduriyetlerini hem halka hem de hükümete, hükümetin sopasından fazlası olduklarını, birer bireyler olduklarını ifade edebilirlerdi. Ama neyse ki bu komünist oyunlara gelmediler ve sadece birer eşya muamelesi görmeyi daha verimli buldular...
Bunları da bir polis çocuğu olarak söylüyorum. Polisler kendi görünürlüğünü kendileri yok ettiler, şimdi de insanlar yanlış şekillerde de olsa tüm öfkelerini onlara kusuyor. Ama bunun birincil sebebi de bu temsiliyeti yok etmek için çaba gösteren hükümetin kendisidir.
İyi polisler de var, kötüleri de ancak tam olarak polislerin emir kulu mu yoksa hükümet yanlısı ve şiddetten keyif alan güç manyakları mı olduğunu ayırt edemiyoruz çünkü hiçbir temsiliyetleri yok. Onlarca polis genç intihar ederken de yoktu, binlerce polis bilmem ne kumpası diye ihraç edilirken de yoktu, üstlerinden düzenli mobing görmekte oldukları zaman da yok ve bunun suçlusu halk değil. Bu temsiliyet alanını kapatan hükümet ve yeterli direniş oluşturamamış polislerin örgütlenme eksikliğinin kendisi...
Ben kezzap atılmasını kesinlikle desteklemiyorum, ancak yine söylenmeyen asıl sorunu atlayıp tekil örnekler yegane sorunmuş gibi yapmanın da hangi söyleme destek verdiğini unutmamak gerekir. Bu memur bey ya da hanımefendi, kendisini böyle zorlu koşullarda buluyorsa sebebi aynı zamanda onun da hiç söz hakkı olmaması sebebiyledir. 12 saat ayakta rezalet kumanyalarla insani olmayan şartlarda çalışmalarının sebebi de budur ve bu bir örnekten de öte, hepsini aşağı çeken sinirlerinin gerilmesine ve hayat şartlarının iyice kötüleşmesine sebep olan esas unsurdur.
Demokrasi polislerin de demokrasisidir, özgürlük ve görünürlük hepimizin hakkıdır. Kezzap oldukça planlı ve en başta saldırı amacı içeren bir unsur, bu kişinin niyetinin demokratik bir protesto olduğunu pek sanmıyorum ancak orada sokakta olan diğer yüzbinlerin çıkarı tüm polis ve memur kardeşlerimizin de çıkarınadır. Bunu karıştırmamak önemli ve bunun bilinciyle kendi halkına davranış şeklin de önemli.
Size sonuna kadar katılıyorum. Kendi mesleğim de iktidar tarafından çiğnenip tükürüldü ve ayaklar altına alındı. Onlar için önemli olmadığımızın bilincindeyim ve bunu benim gibi düşünmeyen çevreme karşı ısrarla savunuyorum. Mesleklerden öte her birimiz halkın bir parçasıyız ve halkın hareketi her şeyi değiştirebilir, inanın bunu da biliyorum.
Ancak eşi protestolara katılıp kendi de orada istemeye istemeye görevde olan polisler de var. Size tazyikli sularla müdahale edene çiçek veremiyorsunuz tabii ancak kezzap bana çok farklı bir boyut olarak göründü.
Amacım polis güzellemesi yapmak da değil. Devletin ve iktidarın aynı olmadığını, orantısız güç uygulandığını da biliyoruz. Sadece "kezzap" beni gerçekten çok üzdü.
Özellikle savunduğum davada benim gibi düşünenlerin yaptığını görünce çok üzüldüm. Belki de ayaklanmanın sadece bir açısıdır ve ben daha görmediğim kim bilir hangi açılarını da keşfedeceğim zaman gösterecek.
Böyle insanların protestonun kendisine, orada temsiliyet arayan insanlara ve onların ideallerine daha çok zararı olduğu konusunda kesinlikle haklısın. Bu insanların seninle, benimle, bizimle aynı fikirde olduğunu sanmıyorum. Ya kaostan istifade yalnızca içindeki şiddeti dışarı saçmak isteyen bir kişi ya da başka amaçlarla ortalığı karıştırmak isteyen bir propagandacı, her iki türlü de orada bulunan yüzbinleri yansıtan biri değil. Böyle bireylerin herkese zararı var ama tam da bu sebeple bu kişilerin bizim düşüncelerimizi paylaşan kişiler olmadığını anlamamız gerekmez mi?
Böyle durumlarda bu kişileri ayrıksılaştırıp, oradaki savunu ile arasındaki çizgiyi vurgulamak öncelikli olmalı. En nihayetinde evde kezzap hazırlayıp çıkan birinin öncelikli amacı şiddettir, herhangi bir hak savunuculuğu değildir diye düşünmekteyim. Ve elbette sokaktaki tüm protestocular mükemmel insanlar değildir eminim, ancak bu tarz eylemlerin niyetlerinin kökten bir ayrılık içerdiğini düşünüyorum şahsen.
Çok haklısın, gerçekten. İnsanlık dışı koşullarda çalışmanın stresini yere düşürdükleri gençleri tekmeleyip atan polisler ve apo sloganları, kezzaplar saçan insanlar bu ayaklanmanın sadece bir yüzü. Niyetleri ne görevlerini yerine getirmek ne de demokrasi savaşı vermek. Esas mesele İmamoğlu'nu sevip sevmemek dahi değilken bu kadar bölünmüşlük beni çok yaralıyor. Söylediğin gibi bu insanların niyetinin farklı olduğunu biliyorum ve dediğim gibi kim bilir neler göreceğiz ilerleyen günlerde. Yine de sırtında bayrak, zeybek oynayan gençleri görünce geleceğin umutlu olduğunu hissediyorum. Dünden beri hakaret mesajları geliyor ileti kutuma. Ve tek dedikleri "aktrolsün". Yanlışa yanlış diyebilmek önemli zannımca. Ben bu uğurda haftada bir, bir doz "çevre" baskısı yaşayan insanım, üniversite mezuniyetimde yazım sebebiyle sansürlenmeye çalışılmış bir insanım. Benim savunduğum dava, halkı halk için savunmak. Çünkü ben halkım. Polise kezzap atılmasını da öğrencilerin ters kelepçelenip dövülüp yerlerde sürüklenmesini de haksız buluyorum. "Elinde tazyik olana kezzap çare" diyen değerdaşlarıma söylemek istedim sadece.
Hiç istemeden de olsa protestolara karşı görevde olan polis tanıdıklarım var. Bu haksızlığa dur demek için kezzap atılmış olması beni çok utandırdı. Ortak değerleri savunduğum insanların bunu yapmış olması. Karşı tarafın nasıl aşağılık olduğunu anlatmaya zaten gerek yok, herkes bunu biliyor ve deneyimliyor ancak bazı polisler için çok üzülüyorum.
Ben de üzülüyorum, polisler zamanında şanslarını kullanıp sendikalaşsalardı ya da bu çabaları destekleselerdi kendi mağduriyetlerini hem halka hem de hükümete, hükümetin sopasından fazlası olduklarını, birer bireyler olduklarını ifade edebilirlerdi. Ama neyse ki bu komünist oyunlara gelmediler ve sadece birer eşya muamelesi görmeyi daha verimli buldular...
Bunları da bir polis çocuğu olarak söylüyorum. Polisler kendi görünürlüğünü kendileri yok ettiler, şimdi de insanlar yanlış şekillerde de olsa tüm öfkelerini onlara kusuyor. Ama bunun birincil sebebi de bu temsiliyeti yok etmek için çaba gösteren hükümetin kendisidir.
İyi polisler de var, kötüleri de ancak tam olarak polislerin emir kulu mu yoksa hükümet yanlısı ve şiddetten keyif alan güç manyakları mı olduğunu ayırt edemiyoruz çünkü hiçbir temsiliyetleri yok. Onlarca polis genç intihar ederken de yoktu, binlerce polis bilmem ne kumpası diye ihraç edilirken de yoktu, üstlerinden düzenli mobing görmekte oldukları zaman da yok ve bunun suçlusu halk değil. Bu temsiliyet alanını kapatan hükümet ve yeterli direniş oluşturamamış polislerin örgütlenme eksikliğinin kendisi...
Ben kezzap atılmasını kesinlikle desteklemiyorum, ancak yine söylenmeyen asıl sorunu atlayıp tekil örnekler yegane sorunmuş gibi yapmanın da hangi söyleme destek verdiğini unutmamak gerekir. Bu memur bey ya da hanımefendi, kendisini böyle zorlu koşullarda buluyorsa sebebi aynı zamanda onun da hiç söz hakkı olmaması sebebiyledir. 12 saat ayakta rezalet kumanyalarla insani olmayan şartlarda çalışmalarının sebebi de budur ve bu bir örnekten de öte, hepsini aşağı çeken sinirlerinin gerilmesine ve hayat şartlarının iyice kötüleşmesine sebep olan esas unsurdur.
Demokrasi polislerin de demokrasisidir, özgürlük ve görünürlük hepimizin hakkıdır. Kezzap oldukça planlı ve en başta saldırı amacı içeren bir unsur, bu kişinin niyetinin demokratik bir protesto olduğunu pek sanmıyorum ancak orada sokakta olan diğer yüzbinlerin çıkarı tüm polis ve memur kardeşlerimizin de çıkarınadır. Bunu karıştırmamak önemli ve bunun bilinciyle kendi halkına davranış şeklin de önemli.
Size sonuna kadar katılıyorum. Kendi mesleğim de iktidar tarafından çiğnenip tükürüldü ve ayaklar altına alındı. Onlar için önemli olmadığımızın bilincindeyim ve bunu benim gibi düşünmeyen çevreme karşı ısrarla savunuyorum. Mesleklerden öte her birimiz halkın bir parçasıyız ve halkın hareketi her şeyi değiştirebilir, inanın bunu da biliyorum.
Ancak eşi protestolara katılıp kendi de orada istemeye istemeye görevde olan polisler de var. Size tazyikli sularla müdahale edene çiçek veremiyorsunuz tabii ancak kezzap bana çok farklı bir boyut olarak göründü.
Amacım polis güzellemesi yapmak da değil. Devletin ve iktidarın aynı olmadığını, orantısız güç uygulandığını da biliyoruz. Sadece "kezzap" beni gerçekten çok üzdü.
Özellikle savunduğum davada benim gibi düşünenlerin yaptığını görünce çok üzüldüm. Belki de ayaklanmanın sadece bir açısıdır ve ben daha görmediğim kim bilir hangi açılarını da keşfedeceğim zaman gösterecek.
Hiç istemeden de olsa protestolara karşı görevde olan polis tanıdıklarım var. Bu haksızlığa dur demek için kezzap atılmış olması beni çok utandırdı. Ortak değerleri savunduğum insanların bunu yapmış olması. Karşı tarafın nasıl aşağılık olduğunu anlatmaya zaten gerek yok, herkes bunu biliyor ve deneyimliyor ancak bazı polisler için çok üzülüyorum.
Gözler ve şehvetler.
Yüzyılın Hayalleri
Yaşama karşı bu kadar öfkeli olmamı anlayamıyor ve sürekli geçersiz bahaneler ileri sürüyorum. Anlayamamamın sebebi de kendime yediremiyor, kabullenemiyor oluşum. Potansiyelimin altında bir yaşam sürüyorum ve bu beni çıldırtıyor. Cümle gereğinden fazla özgüvenli oldu sanıyorsunuz ancak değil. Hepimiz için durum böyle değil mi? Hepimiz potansiyelimizin altında bir yaşam sürüyoruz, herkese ve her şeye öfke saçıyoruz, eleştirmeyi sadece olumsuzluktan ibaret sanıyoruz, istediğimiz yaşamı yaşayanlara hasetle bakıyoruz. Hayallerimiz sürdürdüğümüz yaşamdan farklıymış gibi davranıyoruz, kimse bize başaramadı demesin diye. Başarısızlığımızdan mutluymuş gibi davranıyoruz ancak ne başardığımız ne de başaramadığımız şey var ortada. Mesela ben, üç yıl hariç tüm kademelerde çok başarılı bir öğrenciydim ve geleceğim parlak olacak sanılırdı. Kimse toplumun yozlaşmışlığını hesaba katmazdı. İnsanların koltuktan kalkıp yeğeni için o koltuğu tutacağını göz önüne almazdı. Tutulmayan koltuklar için çabalayacak maddi ve manevi gücün bırakılmayacağını hesaba katmazdı. Ne katılırdı o halde hesaba? Övünçler ve güzellikler. Yaşamın irinli yüzünü süsleyip gençliğe sunarken sonda yaşanacak hazin sonla ilgilenmediler.
Bugün keşfettim bu şarkıyı, ne denir buna? :)
Yüzyılın Hayalleri
Yaşama karşı bu kadar öfkeli olmamı anlayamıyor ve sürekli geçersiz bahaneler ileri sürüyorum. Anlayamamamın sebebi de kendime yediremiyor, kabullenemiyor oluşum. Potansiyelimin altında bir yaşam sürüyorum ve bu beni çıldırtıyor. Cümle gereğinden fazla özgüvenli oldu sanıyorsunuz ancak değil. Hepimiz için durum böyle değil mi? Hepimiz potansiyelimizin altında bir yaşam sürüyoruz, herkese ve her şeye öfke saçıyoruz, eleştirmeyi sadece olumsuzluktan ibaret sanıyoruz, istediğimiz yaşamı yaşayanlara hasetle bakıyoruz. Hayallerimiz sürdürdüğümüz yaşamdan farklıymış gibi davranıyoruz, kimse bize başaramadı demesin diye. Başarısızlığımızdan mutluymuş gibi davranıyoruz ancak ne başardığımız ne de başaramadığımız şey var ortada. Mesela ben, üç yıl hariç tüm kademelerde çok başarılı bir öğrenciydim ve geleceğim parlak olacak sanılırdı. Kimse toplumun yozlaşmışlığını hesaba katmazdı. İnsanların koltuktan kalkıp yeğeni için o koltuğu tutacağını göz önüne almazdı. Tutulmayan koltuklar için çabalayacak maddi ve manevi gücün bırakılmayacağını hesaba katmazdı. Ne katılırdı o halde hesaba? Övünçler ve güzellikler. Yaşamın irinli yüzünü süsleyip gençliğe sunarken sonda yaşanacak hazin sonla ilgilenmediler.
Babamın beni sevmemesi yüzünden yaşamım derin bir öfkeyle geçiyor. Beni sevmezken diğerlerini sevmesi yüzündense derin bir kahırla geçiyor.