'' eğer ben senin rüyansam, sende benimsin. ''

@theartofmadeline
Not today Justin

if i look back, i am lost
🩵 avery cochrane 🩵
No title available
wallacepolsom
trying on a metaphor
No title available
Peter Solarz

blake kathryn

Love Begins

tannertan36
Three Goblin Art
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

titsay
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
we're not kids anymore.

⁂

Discoholic 🪩
Claire Keane
seen from United States

seen from Brazil
seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Brazil
seen from Portugal

seen from United States
seen from Germany

seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from Bangladesh
seen from Netherlands
seen from Türkiye

seen from Canada
seen from Canada
seen from Nicaragua

seen from United States
@travisteninciler
'' eğer ben senin rüyansam, sende benimsin. ''
N’aber, iyi mi yaşantın, terk etmelerin, gitmelerin. Hala aynı mı bıraktığın tat insanlarda. Neden ? Artık bundan zevk aldığını düşünmeye başladım. Git-gel, git-gel, neden ? Bunca zamandan sonra, onca şeyden sonra neden ? Yine açıklayamayacağım sorularla başbaşa bırakıyorsun beni. Fakat sende biliyorsun, gecenin laciverdi çoktan çözüldü..
bir de şöyle birşey var. kafama talan edilmiş onca düşüncenin, onca pisliğin ve güzelliğin, tonca kederin ve acının, yaşamın kurşuni bir renkle dağılması. her sabah hissettiğim o ağırlığa ancak böyle bir durum sessizlik katabilir. alabildiğince sessizlik, belki de huzur. kanım akıyor, yani hala dayanmaktayım, damla damla tükeniyorum.
o bana geldiğinde her yanı yaralıydı. her yanında geçmişin götürdükleri. o bana geldiğinde her yanı yaralıydı. kanı akmıyordu belki artık, ama sızıları titretiyordu bedenini. ben onu hep yaralarından öptüm, sardım, sarmaladım. o hep beni yaralarımdan öptü. iyileştik, iyi olduk. titreten sızılarınla sende gittin. şimdi benim kabuklarım yerinden kalktı. her yanım kıpkırmızı. yaralarım kanamakta, her yanım seni aramakta, nerdesin ?
bütün olan biteni bir başkasına anlatamam. bütün olan biteni yalnızca sen anlayabilirsin bütünüyle, affet.
şimdi yanıbaşımdasın, tüm saflığın, masumluğun, yüzünün her çizgisinde. yüzümün her çizgisinde adın, seni izlemek çok güzel şey.
şimdi sen yanıbaşımdasın ve ben aşık olduğumu ağlıyorum. yüzümde tebessümden öte bir kahkaha. bugün cuma değil, peki senin yeryüzünde işin ne ?
şimdi yanıbaşımdasın, hayat daha dingin, aksine heyecanlı, dolu dizgin. gözlerini izlemek öylesine anlamlı. sevda denilen bu olsa gerek, yani sevgilim, yani sen.
odam artık daha aydınlık. havası daha bir tatlı. ellerim başımda, uyku firar. huzurun orta yerindeyim. gözlerim sende, sen benimle, ben seninle. ne de güzeliz odanın orta yerinde.
uyumasan dans eder miydik ? güneş doğar mıydı gülen yüzümüzün üstüne ? içimi ısıtır mıydı ansızın sokulan nefesin ? şimdi bunları boşverelim. gözlerim sende, sen benimle, ben seninle.
19 Mart 2018 / 00.57
şimdi yoksun, ellerimde sadece bir şarkının hışırtısı, gözlerimde buğu, yanaklarıma dolan nem ve ben. havası zehir misali karanlık odanın ortasında. her yerim buz gibi, anılar keskin.
şimdi yoksun, ellerimde siyah beyaz bir fotoğraf. koskocaman iki gülücük. geçmişe duyulan özlem bu olsa gerek. biliyor musun, o günden bu yana odayı hep havalandırdım, herşey gider belki diye, kokun baki kalmış, bir türlü onu atamadım.
şimdi yoksun, ne saçların sarıp sarmalıyor bedenimi, ne de sımsıcak ellerin. o köşelere de baktım, kalmamış hiç sevgin. elimde siyah bir kutu, içi dopdolu. bana bizden kalan renkli kurdelelerle kaplanmış sözcükler. sözcükler ki ne sözcükler. aynı hissi ikinci kez yaşıyorum.
şimdi yoksun, ellerinde görmediğim bir kızıl hançer, ağzımda bozuk bir tat, yüreğimde buruk bir özlem. yönüm hep senin olduğun tarafta, dilimde tek bir türkü, kızıl hançeri çal canıma, aksın kanım, kurbanım o cana.
31 Mart 2019 / 04.04
‘‘yanıma gel’‘ deyişini duyduğumda gözlerim yaşlı, ikimizde biliyorduk yeniden kalkıp gideceğini. hıçkırıklarımı yenebilmem mümkün müydü ? yine dayanamadım, yine geldim. kokun çektim ta içlerime, başımı yasladım omzuna. gideceğini bile bile, son kez yaşayabilmek adına tüm varlığımı harcadım o gece. ellerimde yalnızlığımdan başka bir şeyim kalmadı. kırılan kapı, yumruklanan duvar, söylenen sözler, okşanan saçlar, gülücükler saçılan köşeler, her birimiz kimsesiz kaldık, hiçleştik. biliyor musun, ben herşeyi bütünüyle anlatabilsem bile bir şeyler hep noksan kalacak. sen bunları hep eksik hissedeceksin, yalnızca hatırladığın kadarını bileceksin. gerçeklerle örtüşen hep ben olacağım, gerçeklerle yüzleşen ben olacağım. adım atamamak nedir bilmeyeceksin mesela ya da bir zamanlar koskocaman olan odanın içinde doluşan koskocaman sessizlikle başa çıkamamanın ne olduğunu. hep aynı eksende dönmeyeceksin, hep aynı yere gelmeyeceksin, bir başlangıcın olacak. bunun ise başı da aynı sonu da. bir şarkıdan çıkan cızırtının bile insanın yanaklarını ıslatabileceğini yeniden öğrendim, ben teşekkür ederim..
yine karanlıklar, yine o sabahlar. ve ben seni yine çok özlüyorum.
suskunluğu da sikeyim
bazen anlamsız oluyorum, evet biliyorum. bazen çok yoruluyorum, hayır bilmiyorsunuz. bazen kırıcı, saçma sapan bir varlığa dönüşüp, istemediğiniz şeyleri yapmanıza vesile oluyorum, evet biliyorum. bazen hiç düşünmüyorsunuz, hayır bilmiyorsunuz. bazen senaryolarımın yarattığı yalancı etkiye hakiki tepkiler verip yürekleri burkan faaliyetlerde bulunuyorum, evet biliyorum. bazen benliğinizi irdelemiyorsunuz, içini deşip de bakmıyorsunuz, hayır ne olduğunu bilmiyorsunuz. bazen çok düşünüyorum, bazen çok susuyorum, bazen düşüyorum, biliyorum. ama hiç bakmıyorsunuz. bazen üşüyorum, bazen çok saçmalıyorum. ama siz hep bilmiyorsunuz, veyahut istemiyorsunuz çembere dahil olmayı. bazen orda kalın. bazen ben burdayım. fakat sen bazenlere takılma, hep solundayım, soluğundayım.
tamam konuşacaksın da kimse yok ki.
hayat ne garip değil mi, her köşede zıtlıklar silsilesi.sevgi nefret, neşe üzüntü, umut unut. arkana bakınca bir cesetten fazlasını görme. geride kalan geri de kalır ne de olsa. düşünme, düşünme, düşünme. o karanlık öyle değil bakma işte o yöne. perdeler, pencere, saksılar, çiçekler yıldızlar karanlık ve diğerleri, hepsi yerli yerinde. kontrol edercesine, içlerini deşercesine bakma işte. düşüyorsun değil mi, o baktığın karanlıklarda çiçeklerde perdelerde kaybettiklerini,bulamadıklarını mı aradın?kendini mi aradın ne yaptın?
söylesene, bunca yıldır sen ne yaptın ?
kendimi asmadım, yüz kiloluk bi zenci değilim. iyi nişan alamam. babam değirmenci değil, bira içerim ve ağlarım da.
senin için farklı,benim için farklı
Açıklama
evet. acımasızlık, sanırım buradan ilerleyebilirim. acımasızlık, içtenlikle söylenen tonla söz, bencillik, ilgi, farklılıklar-insanlar,mekanlar,duygular-özgürlük,kısıtlamalar, acılar, acınası hissiyatlar ve daha bir sürü şey. istenilen son şeyin bile yalnızca kendini kapsaması, düşüncesizlik. hep.
kayıp mısın, uzakta mısın, yok musun, hiç mi ? nefesin kesik kesik midir, yapamıyor musun hiç bir şeyi, düşünemiyor musun kendini, her yer büyüyor da küçücük mü kalıyorsun ?
ailemmişsin, anladım, onlar gibi sen de yoksun, anlamalıydım. çok tuhaf istediğim en ufak şeyin bile kabul görmemesi. ama komik biliyor musun, fakat acınası değil. hakikat böyle. hiç bir şeyin ucundan tutamamak gibi.
eksilmedim, bazı noktaları yeniden anımsadım, unutulmaya yüz tutmuş olanları, üzerini güzelliklerle kapattıklarımı, örtü kalkınca öyle acıtmadıklarını farkettim. fakat hatırlamak istemiyorum, bir ben biliyorum zaten olanları.
keşke beni saran yegane gerçeği, olduğu gibi tüm saflığıyla sana yakıştırmasaydım. bunun- gecenin- içinde ezen- gece- ve ezileni yalnızca ben görüyorum. sigara içiyorum, çokça. ama nefesim kesilmiyor, sanırım seninde öyle. oturuyorum öylece, vakit geçiyor gece büyüyor ama sıkıştırmıyor. yaralarım-hakiki yaralarım, duygusal bir anlamı olmayan yaralarım- beni izliyor, merhamet beklemiyor. gözümün içine ben bakıyorum, aynanın karşısında olmadan hemde. oturuyorum, sadece susalım istiyorum, geceyle.