Ne istiyorsun diyor hiçbir şey diyorum
Aslında sevmek istiyorum ama korkuyorum
Peki ya sen diyorum o da bilmiyor
Boşluğun içinde savruluyorum
Anlamıyorum anlamıyor
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Peter Solarz
tumblr dot com

#extradirty
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
we're not kids anymore.

if i look back, i am lost
Stranger Things
ojovivo

oozey mess

Product Placement
i don't do bad sauce passes
d e v o n

blake kathryn
🪼
TVSTRANGERTHINGS

JBB: An Artblog!
Today's Document
art blog(derogatory)
Three Goblin Art

seen from Türkiye

seen from Maldives

seen from Hungary
seen from United States
seen from Russia
seen from Lithuania

seen from Poland
seen from Netherlands

seen from United Kingdom
seen from Malaysia

seen from Singapore

seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Germany

seen from India
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from China
@tupijama
Ne istiyorsun diyor hiçbir şey diyorum
Aslında sevmek istiyorum ama korkuyorum
Peki ya sen diyorum o da bilmiyor
Boşluğun içinde savruluyorum
Anlamıyorum anlamıyor
Bütün karantina boyunca boş duvar ve film izledim. Yapmam gereken bir sürü şeyi yapmadım hep erteledim, yapmak istediğim şeylere başlama cesaretini gösteremedim kafamdaki bir sürü yeni ürünün çizimin dövmenin fotoğraf serisinin öylece silinmesine izin verdim asla elim gitmedi. Son 15-20 gündür bir anda aşırı yoğun çalışmaya başladım. Baya haftasonları evde 12-13 saat çizim ve grafik yapmalı haftaiçleri 9/9 dışarıda olmalı. Boş vakitlerimde de bunu yapmak istiyor muyum gerçekten bunun sonu ne olacak diye düşünmeye başlayıp sonra hayattaki amacımın ve mutluluğu nerede bulabileceğimin içinden çıkamayıp ağlama krizlerine giriyorum. Sanat yönetmeni olmak çok zor sonsuza kadar asistan kalacağım boşuna köle gibi çalışıyorum diye düşünmek yerine keyif aldığım bir şey yapıyorum ve fena değilim demeyi öğrenmem lazım. Biraz sabıra ve çokça özgüvene ihtiyacım var bunu nasıl sağlayacağım konusundaysa bir fikrim yok.
Birlikte izlememiz gereken gün batımları tatmamız gereken yerel içkiler yürümemiz gereken dar sokaklar sabahlamamız gereken şehir meydanları var
AĞLIYORUM
Hiç tahmin edemeyeceğim kadar yalnızım şu an hayatımda. İyi insanlar hala var çevremde beni seven merak eden değer veren ama ben artık hissedemiyorum. Sevgiyi hissedemiyorum artık. O kadar bıktım ki her şeyden herkesten söylediklerimden bana söylenenlerden izlediklerimden okuduklarımdan o kadar sıkılıyorum ki. Her şey herkes her duygu aynıymış gibi artık.
Uyuyamıyorum. Eski postlarımı okuyup hem ne kadar değiştiğime hem de ne kadar aynı olduğuma şaşırıyorum. 26 olmak üzereyim bu hesabı açtığımda 17 yaşındaydım çok fazla şey oldu ama hiçbir şey de değişmemiş gibi bir yandan.
Mutlu olduğum umutlu olduğum zamanlara özlemle bakıyor, çok üzüldüğüm yok olmak istediğim anlara üzülüyorum. Verdiğim değeri asla haketmeyen insanlar, önemini abarttığım olaylar, çok daha kötüleriyle karşılaştığım bir sürü durum.
Büyümek -ki artık bu yaşlanmaktır- aslında hissizleşmekmiş zamanla her şeyin önemini yitirmesine mi büyümek diyoruz, kalbimizin yavaşça soğumasına mı. Hala aynı şeylere heyecanlanıyorum ama eskisi kadar saf yaşayamıyorum o duyguyu yeni bir şehiri keşfederken heyecandan karnım ağrımıyor artık, birini severken kalbimle bakmıyorum eskisi gibi. Asla hayatımdan çıkaramam sandığım insanlar bile sessizce uzaklaştı ya da ben uzaklaştırdım bilmiyorum.
Normalde birkaç ay tek bir şehirde olmak bile dayanılmazken benim için aylardır aynı evin içindeyim, sabit bir noktada kalmak beni çok kötü etkiliyor gelecekten daha fazla korkuyorum küçüldükçe küçülüyor umudum.
Planlarım vardı, ulaşacağıma emin olduğum hayallerim, hedeflerim yok olmak üzereler, her şey altüst oldu. Aslında bıraktım da hayal kurmayı kaldıramayacağımdan korktuğum hayal kırıklıklarını yaşamamak için hayallerimi tozlu bir köşede terketmem yavaşça unutmam ne kadar acı.
Yalnız ve amaçsızca ilerlemeye çalışıyor bir yandan da kendimi arıyorum. Ne mutlu ederdi beni, ne isterdim hayattan, gerçekten ne istiyorum hiçbir şey cevap değil her şeyin de bir cevap olmadığı gibi, önemli olan ne artık eskiler yitirdiğinden beri önemini. Belki de hiç gerçek olmadı ben sandığım benim sandığım, her şey birer heves miydi yanılmış mıydım ya da hayallerimden vazgeçtikçe umutlarımı tükettikçe kayıp mı ettim gerçek beni, bilmiyorum.
Hiç olmadığım kadar yalnızım artık. Herkessiz yaşayabilirim, anladım. Kimseyi yaklaştırmıyorum kendime, sevmesem de yalnızlığı en büyük korkum da olsa bir zamanlar kimsesizlik, ilk defa bir duvarım var etrafımda. Hayatta kalmam için güçlü olmam için ben olmam için yalnız ilerlemem gerekiyor biliyorum.
Hiç bilmediğim bir şehirde sonlanan tren yolculuklarını özledim
Yanlış yer, yanlış zaman, yanlış bir ben ve gereksiz çabalar
Hava sıcaktı ve nemli hani böyle uyutmayan türden buzdolabından biraz şarap alıp terasa çıkmıştım teras meydana bakıyordu ve meydanda birkaç kişi yürüyordu eski kilisenin merdivenlerinde oturan bir çift vardı onları izledim ve seni düşündüm sonra kalkıp dans ederek merdivenlerden indiler ve ben seni özledim.
Floransadaki o evde ve şu gecede sonsuza kadar kalabilirdim.
Uzun uzadıya veda konuşmalarından sonra gitmez kimse hayatımızdan. Bir gün bir yerde sarılıp ya da telefonu kapatırken “Görüşürüz.” deriz. Öyle giderler. Aylar geçip de görüşmediğimizi fark ettiğimizde “bak gitmiş.” deriz. Büyük vedalar sadece “gitme” demektir bir yerde.
“Hiçbir şeyin değişmeyeceği umutsuzluğuna kapıldığım kısa anlar kadar korkunç ve umutsuz anlar tanımıyorum.”
— Tezer Özlü. (via sewtapayize)
2019-2020 (o kısa an 2yıla yaklaştı )
Bağıra bağıra yavuz çetin-yaşamak istemem söylerken kimsenin olmadığı bi mağraya falan koşup bir daha da insan için çıkmayacak ruh halindeyim şu sıralar
Küçükken sevdiğim bütün hayvanları ve insanalrı dolabıma saklayıp jelibonla besleyebileceğime inandığım bir dönem de vardı galiba dolapta saklanmayı ve jelibon yemeyi sevdiğim için herkesi böyle mutlu edebilirim sanıyordum