Nedeni Olmayan Şeyler ve LEGO
Yirmilerin ‘‘Hoppa’’ dediği yaştayım ve biliyorum, hayat iniş ve çıkışlardan oluşuyor.
İniş-çıkış denilince aklıma araba yolculuklarında elini camdan dışarı çıkartıp dalga yapmak geliyor. Daha önceleri anlatmıştım neler hissettiğimi, planlarımı ve nasıl gittiğini. Şöyle ki, iyi gidiyor.
İniş döneminde ama iyi, kendim ve kariyerim için iyi olacağını düşündüğüm bir yerde işe başladım 3 ay önce, yepyeni bir iş öğreniyordum, mesaiye kalıyordum, müşteriler ile nasıl konuşulacağını öğreniyordum, (ki onlar da insan, ve ben insanlarla nasıl konuşulacağını gayet iyi bilirim) markaların hesaplarını yönetiyordum, istediğim yerdeydim ama bir şey eksik gidiyordu, sanki bir şeylere dahil olamıyor, fikir üretmeden bir şeyler yapmaya çalışıyordum. Dün ajans başkanı ile konuştuk, ay sonu ilişkiyi kesmek istediklerini söyledi, ne hissettiğimi filan anlatmayacağım, her zamanki şeyler şimdi ben ne yapacağımlar, çökmeler filan, ama sorunun ne olduğunu öğrenmek istiyordum, daha önemli bir konu bu, öğren ki bir daha yapma. İşler garipleşmeye burada başladı, belli bir neden yok. Yani var ama bana söyleyemiyor ya da gerçekten yok ve o da nedenini bilmiyor, sadece işini yapmalı, ve görüyorum, gözünde görüyorum bunun saçma olduğunun o da farkında. Bu 5 saniyelik ‘’Hasiktir’’ konuşmasından sonra 20 dakika filan sohbet goygoy yaptık, çok iyi geldiğini söylemeliyim, toplantı odasından planımı yapmış şekilde çıktım.
Bu ajans bir LEGO parçası, ve ben elimdeki parçalar ile birleştirerek bir şey yaratmaya çalışıyorum, yani bana kattıkları ile devam edeceğim ve moralimi bozmayacağım. Ben kendimi ne olarak görüyorsam oyum, yapamadım mı? tamam, daha çok çalışırım! Öğrenirim! Ben bunu yapmak istiyorum ve bunun için çabalayacağım, kendime kendimi ispatlayacağım.
Yirmili yaşların ‘‘Böyle de olmaz ki’’den sonra gelen alkışlarındayım, ikinci ajans deneyimim dördüncü ayında benden daha kıdemli birinin kişiliği yüzünden bitti. Ama olsun bunların hepsi birer anı.










