Bu kadar insan varken ruhum nasıl bu kadar yalnız

JVL
we're not kids anymore.
todays bird
Three Goblin Art

PR's Tumblrdome

oozey mess
Peter Solarz
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

#extradirty
i don't do bad sauce passes

shark vs the universe
$LAYYYTER
trying on a metaphor

Love Begins
Not today Justin
almost home
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
art blog(derogatory)
No title available
taylor price

seen from Brazil
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Netherlands
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Ireland
seen from Denmark
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Finland
seen from United States
@utopiktin
Bu kadar insan varken ruhum nasıl bu kadar yalnız
Toplumun gürültüsü..
İçindeki gürültüden bıkmışken sakin bir yer bulamayışın verdiği o halsizlik
Kafanı kaldırmaya gerek bile bulmadığın tanışmalar
Aynı şeyleri anlata anlata yaşattığın keşkeli yıllar
Bilmiyorum dememin hafifliğini bildiklerine de ihanet edercesine baş tacı yapmalar
Arayışın ateşinin sönmeye yakın olduğu bu yaşlar
Kendini görmekten yorulduğun aynalar
Ara vermenin sadece stres yarattığı sigaralar
Kaçış ve devam etmenin de senlik olmadığını bildiğinden gözünün kaydığı eskimiş bir kapı
Ne geçebilirsin ordan ne de unutabilirsin
Sadece sus içimdeki gürültü
Ben uyumak istiyorum
Dokulunacak hiç bir şeyini ortalara bırakmazken
Kaçamadığın bir kendin
Kendine silah doğrultan bir kendiliğin
#şiir
İhtimallerin büyüsü öyle bir dolduruyor ki içini hani gerceklesse gerçek diye yüzüne bakmayacak.
Kararlar kesti yüzümü
Ayak sesleri yıprattı ruhumu
Bir insandan hep daha fazla bazen hep daha az hissetmeler
Katilleri bana benzeyen ölümlerden önce
Kendimi bulamadan aradığım senlerde bulduğum cesetler
Fakat olmaz bu kadar ağır kayboluşlar yerçekimine düşman
Ve bilmez misin havalanıp uçmak daha etkileyici gelir Tanrıya
Ona daha yaklaşmaktan değil bu arada
Sadece büyüklük gösterisini sever her şey gibi senle ben gibi
Olmaz demekle yetinmeyen arzular ve inadına göze batan imkansızlıklar
Derinlerde terkettiğim masum duygular
Hepsine özlemi ve biraz geçmişi iğneledim dönüp bakarsam hatırlayayım diye
Dönüp bakmadan sarılacağımı bile bile
İğneler etime girer sen giderken
Ben de kadınlığımla kana kana otururum
Ağlayan gözler ve damlayan kanlar modern dünyanın bize bıraktıları işte.
Çok düştün
Kendin öğren diye köşeden izledikçe kanların ayaklarıma dolandı
Bütün tavsiyeleri, özgüvenli olmayı öğrenme zırvalıklarını kanların sildi gözümden
Gücün yetmedi öğrenemedin işte.
Zaten güçlü olmak, düşünce kalkmak değildi sanki
Düşünce seni kaldıracak birinin olduğunu bilmekti.
Hadi gir koluma gidelim.
Anladım biraz daha zamanı
Tiz kadın sesleriyle ezanın benzerliğini
İçlerindeki yalnızlığı ve yardım hevesini..
Tepemde Işıklar yanar gecelerin karga sesleri arasında
Erkekler üzer kadınlığımı ve okuduğum tüm kitaplarımın ana fikrini
Yine bir depresiflikten bağlarım acımı herkese
Kendimden korkmaktan bıkmamak için severim saçlarımı sigara dumanıyla flörtlerinde
Denizler düşünürüm bana ait sadece benim ruhumla dalganan
Diplerinde batmış hayaller ve çocukluğumun ıslaklığı göz kırparken her dalışımda
İnanırım ama yine biraz daha başkasına
Bilemediğim her şeye inanırım aslında
Bilmekten ve yaşamaktan yorulduğum yollarda
Bazen aç kalırım bir küçük dokunuşa
Ama bilirim ki ben yine üzülürüm
Ama biliyorum ki ben hep üzülürüm
Sadece susmayı öğrenmeye calışmaya adarım gençliğimi
Akranlarım bağıra çağıra içerken heveslerimi.
Her şey bu kadar mı kötü herkes bu kadar mı benim değil yani
Yine yalnızlık yine sarhoşluk
Benim gökkuşağım hep denizin dibindeydi
Ben kaldım ama ruhum susuzlaştı
Kurumanın ve çatırdamanın seraplarında dolaşıyorum şimalsız gecelerde
Denizler kokarken sen, ben hala toprağımda kuruyorum
Büyümekten tek beklentim beni yok etmesi
Unutmaya ve hissizliğe aç olduğum şu boş günlerimde..
Şeytan Tanrı’nın istediğini yapmadı diye başladı bu terane. Sonra teranedikiler dedi ki Tanrı’ ya bu niye öyle şu niye öyle . Çünkü öyle . Çünkü öyle istiyor . Bu hesap sormadaki mantıkta karşımızda bize yaptıklarını açıklamak zorunsa olan bir varlık varmış gibi düşünülmekte
Aslıma olan bir hasretim falan yok .
Geleceğim desen zaten yüzü gözü düzeltmiş dünün ucubesi
Hayaller sadece bir uyuşturucu tüm göz yaşlarıma
Adaleti arama hevesi geceli çok oldu .
Çocuk cenazelerindeki duaları hatırladıkça.
Ölen çocukların son oyuncaklarıyla ahlaksızlaştı içimdeki adalet
Yaşamak için neyi bulup başıma gecirsem kan damlıyor sonraki gün
Görmezden gelip devam ettikçe başım ağrıyor
Özgürlük desen zaten satıldı ademle havvanın eyleminde
Düştük dünyaya öyle bir düşüş ki anlamsızlıktan içimiz kurudu
Sanatı bulduk aşka inandık sırf tatlansın şu bulanık hayatlarımız diye .
Hatta ölümden sonrasına bile ihtimaller döşedik inana inana
Ne yapsaydık peki
Bence ilk düşünen kimse tüm günah onun
Suçlu yasak elma değil suçlu düşünmek
Bir hayvan olarak ne zaman düşünebildik işte o zaman yaşamak laneti başımıza geldi.
Bazılarının merdiveni göğe yükseliyordu parıldayan dikenli yollarla
O ise merdivenin tepesinde doğmuş ordan atlamayı düşleyen bir bebek
Biraz daha hakikatin peşinde sürünüp, sahteliklerle yediğim içtiğim ayrı gitmesin istiyorum.
Bugünün doğrusu ; yarının en fail yanlışıyken, benliğim hep kokuşmuş bir pişmanlık ve çaresiz bir havayla dolu.
Olduğum yerde dönerken yıllarca, gözlerim başkalarının çemberlerini düşlerdi bazen.
Çünkü insan arıyordu farklı durumları ve istiyordu bunu.
Kendimden kaçmak iyi gelirdi annemin bile sahteleştiği bu günlerde.
Bu arada sanki benim bütün kırgınlığım yaşamak içindi.
Aslında bıkmış gibi yapıp gizlemeye çalışıyordum boktan yaşam hevesimi .
Ve sizler ..
Her zaman kendimden fazla düşündüğüm sizler .
Zaten bir kere bile affetmediniz beni .
Üzüntülerimin nedeni erkeklerden kaçarken tek istediğim bu döngüyü kıracak başka bir erkek oluyor . Git gide büyüyen bir resimdi bu . Ben beyazlaşması için renkten renge koşarken sonunda simsiyah bir içim oldu. Bu arada, unutamadıklarımı fizyolojiyle maddesellikle açıklayıp değersizleştirme politikaları yürütüyorum. Tüm acılarımın denklemini çözüp x ve y ‘yi birbirlerine aşık ediyorum sonuç değişir diye. Sonunda anladım ki tüm renklerin beyazdan cıkıyor olması hepsin bir araya gelince tekrar beyazı oluşturacağı anlamına gelmezmiş . Zaman geri dönmezmiş ve her şey yokluğa karanlığa kalırmış. Beyazlığa dönemeyen renkler, nefret edilen erkekler , siyah bir iç , devam et diyen ölüm korkusu , yarını süsleyip beğendirmeye çalışan ruh. Ne büyük drama dimi ? Kesinlikle !
Neden mutsuz olduğumu düşündükçe amacsızlığıma çıkıyor her yol.
İnanacak bir fikir, bir insan, bir şey bulamayaşımdan dalgacı halim.
Biliyorum ki ; elimde pankartlarla bir şeyi asla gençliğin ruhuyla ve direnişiyle savunmayacağım
Biliyorum ki; hiç bir zaman istediğim kişi de olamayacağım, ezber yaptığım aynalarımla
Mesela sadece kitap okurken ve terapilerde haklılığım ortaya çıkacak hep
Çünkü dünyadaki yollarda hep suçlu bendim
Azarlanmayı hakeden varoluşum yüzünden hepsi
Biliyorum ki ; yaşadıkça elime yüzüme bulaşıyor tüm hayat ve keder
Çözümleri aşkta parada ve yollarda bulmaya niyetliyken bir an geliyor gözümün önüne
Bunların hepsinin ahlaksızlaştığı ve kötü yola düştüğü bir an
İşte bu anı boğmaya çalışsam da ölüm korkumla, her zaman kazanan onlar oluyor
İşte benim ölüm korkumla dönen bu devran
Var olsun korkumun da yorulduğu güne kadar!
İnsandan ve de ihtiyaçlarımın varlığından yoruldum
Ne yani susup oturmak neden yetmiyordu
Mücadelenin her harfi gölgeme sinmişti artık
Nürnberglerden bıkmıştı içim dışım
Denizlerin köpüğünden ilham almıyordu erkekler
Ve kadınların çıplaklığı haber bültenlerinde meşrulaştırılıyordu
Aslında şüphe delirtiyordu tüm dünyayı
İhtimaller boğazlarını sıkıyordu gün gectikçe
Yaşamak başka bir şey olmuştu
Sancılı bir gelişin zavallı düşüşü bu
Bu hak
Bu insan
Bu varoluş
Bu ölüm ve biz
Bu her şey