Neden karanfildir kırmızı, demekten sonraydı. Ellerinde bir yer vardı, dokunmak kadar orada, hissetmek kadar bir boşluktu. Adını sorsam bir hikâyesi olacak diye korktum.
The Bowery Presents
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Hole
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Show & Tell
ojovivo
★
d e v o n

roma★

bliss lane
No title available
𓃗
taylor price
NASA
KIROKAZE
No title available
One Nice Bug Per Day

Kiana Khansmith

gracie abrams
Noah Kahan

seen from Türkiye
seen from Türkiye

seen from Canada

seen from United Kingdom
seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Chile

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Sweden
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Vietnam
seen from Indonesia
seen from Germany

seen from Japan

seen from Türkiye
@varolmayanin-guncesi
Neden karanfildir kırmızı, demekten sonraydı. Ellerinde bir yer vardı, dokunmak kadar orada, hissetmek kadar bir boşluktu. Adını sorsam bir hikâyesi olacak diye korktum.
Bir aynayı kırılıyorum. Öyle parçalanmış, öyle insanım. Sesimde bozuluyor bir şeylerin adı. Her şey susmaktan veya yokluktan gibi.
Günlerdir bir karanfili ölüyorum. Öyle bir ağırlık var ki üstümde mecalim yok kırmızıya!
Sonra dünya denilen o sıkıntının tam ortasında durdu. Göğüs kafesinde beliren o sancıyı bir yurt gibi kabul etmekle sessizlik denilen sürgünün içine koşmak arasında gidip geldi. Tam karşısında duran o kediye baktı bir süre. Kedi ona bakıyor muydu hatırlamıyordu. Unutuştan sıyrılıp gelmiş gibi bir hali vardı. Bir sigara yaktı. Dumanı içine çekti. Artık yokluğum bile yok, diye geçirdi içinden.
Adımladıkça bozuluyor dünya. Bir noktada sonra gitmekle silinmek aynı anlama geliyor. Şu sokakları, yokuşları, insanları ve bir takım tarihleri geçince insan kendini yaşanmamış bir ân gibi kabulleniyor. Bu kabul ki kendimi inkârımdır.
Birkaç gece yeter ölümlü olmaya. Oysa en karanlık yerdir insanın adı. Kuşlar da olmasa kim inanacak yokluğumuza! Birkaç şişe şarap ve biraz kırmızı ile tamamlanır odalar, vitrinlerde dağınık durur çocukluğumuz. Şiirler ve şarkılar gibi ezbere bildiğimiz bu bankları her gece temize çekmesek kim inanır dualar yonttuğumuza? Hadi sevgilim, doğalım da inansın bu günah kutsallığımıza!
İnsan bazen kendinden gitmek ister. . Adını ve yüzünü aynalara gömerek bildiği tüm ölümleri kimliği kabul eder. Her dilde ağırlar da sessizliği anlatmak adındaki o çaba yokluğu olur. İnsan bazen bir yarayı özler..
Ağrıdı güllerin hatıra geldiği o yer. Koşarak geçilen pazar yerlerinin hışmıyla yoklandı birkaç yalnızlık. Oysa her bekleyiş kendi derisini yüzüyordu ki Ağustos'tan kalma isimlerle çağırdım yokluğunu. Bilirim ki deniz fenerleri martılar kadar üzgündür. Saklar göz yaşlarını kumdan kalelerde. Bilirim ki adının geçtiği yer herde bir yanım ölmek için sunaklar dikmekte. Böyle öğrendim yok oluşun kutsallığını.
Seni kendimle suçluyorsam, gerçek kötülüğün farkına varmışım demektir. Sende yok olacağım şeyi görüyorum. Sende dünyayı varlığıyla suçluyorum. Artık mesele ne masum ne de erdemli olmakla ilgili sevgilim. Yegâne mesele seninle üstlendiğim kıyametin kudretidir.
Parmaklarımın arasında dönüp duran tarihin sezdiği her çağın yazgısına çağrıldım. Devletler kurup, saltanatlarına sırt döndüm. Yurdum diye bir yaradan başkasına inanmadım.
Yalan, gerçek olamayanın kendini inkâr etme halidir. Mesele ne söylediği değil, tam tersine ne söylemeye cesaret edemediğidir. O yüzden gerçeği yalnız cesur insanlar dile getirir.
Gerçekliğini yitirmiş biri için ahlâk dünyayı perdelediği yalanın ta kendisidir!
İnsanda Tanrı'yı arama. Bulamazsın... Nolan'ın Odyssey filmi bu cümleye sığabilir. Troya savaşında hırsına yenilen insanlık, bir zafer kazandığını zannettiği esnada insanlığını kaybettiği gerçeğini fark etmez. Odysseus'un eve dönüş miti aslında kendini, insanlığını kaybetmesiyle ilgilidir. Evini, vatanını değil anlamını bulamayan biridir Odysseus. Bir anlamda modern insanın trajedisini anlatır. Bunun yanında film boyunca Agamemnon'u hep savaş zırhları içinde görürüz. Yüzünü hiçbir şekilde göremeyiz. Çünkü Agamemnon o zırhın içinde insanlığını yitirmiş olandır. Odysseus filmin belirli yerlerinde durmuyorlar Tanrıça Athena ile konuşur. Daha doğrusu Athena olarak ona görünen kişi Troya savaşında katledilen bir kadındır. Burada sorulması gereken iki soru çıkar karşımıza: Athena olarak görünen kadın Odysseus'un vicdanı mıdır yoksa o haksızlık o kadını bir Tanrıça haline mi getirmiştir?
Ölmek neresidir bir şairin?
Ahmet Telli'yi sonsuzluğa uğurladık. Devrin daim olsun güzel insan!
Zamanın bir durum olduğu konusunda hemfikirsek devam ediyorum! Anlatmanın bir yere kadar yokluğa yerleşmekten ibaret olduğunu biliyorum. Hayır, bu yüzden susmuyorum. Susuyorum, çünkü benim olan bir yokluğum yok. Bu sayede - yani susarak - yokluğu taklit ettiğime inanıyorum.
Neşemizi çalamayacaklar...
Bir keresinde karanfile küsmüş bir çocuğun adını saklamıştım.