şu vazoyla benim tek farkım ne biliyor musun füsun? o yere düşerse kırılır, bense kırılınca yere düşüyorum. lütfen beni kaldırma artık, kırmayı bırak. ben gidebilmek istiyorum.
Alisa U Zemlji Chuda
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

JBB: An Artblog!
DEAR READER
Game of Thrones Daily
No title available
No title available

izzy's playlists!
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

pixel skylines
dirt enthusiast
Three Goblin Art
Sweet Seals For You, Always

Discoholic 🪩
Cosmic Funnies
occasionally subtle

tannertan36

PR's Tumblrdome
hello vonnie
🪼
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from France

seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from Chile
seen from Malaysia
seen from Italy
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Romania

seen from United States
seen from Serbia

seen from United States

seen from Italy
seen from Brazil
seen from Malaysia
@venusekacalim
şu vazoyla benim tek farkım ne biliyor musun füsun? o yere düşerse kırılır, bense kırılınca yere düşüyorum. lütfen beni kaldırma artık, kırmayı bırak. ben gidebilmek istiyorum.
Tecavüze Uğrayan Köpeğin Gözyaşları
“Kaldır kızım başını.
İnsanlık başını eğsin, sen kaldır başını!”
3 yaşındaki bebeğe tecavüz ettiğinde sormuşlardı katile, neden yaptın? Abi internette çocuk pornosu izleyince denemek istemiştim, şeker verip kandırdım, acıdan öleceğini tahmin etmemiştim demişti daha geçen yıl. Özgecan.. Gizem.. ve daha niceleri. Hazmettik mi? Bunu da hazmederiz. Geniş bir milletiz.
Ama metroda gülüşemez, sevgilinizle el ele tutuşamaz, hamile olarak dışarı çıkamaz, eşinizden boşanamaz, banyoda çıplak yıkanamazsınız. Ha bir de orospu çocuklarının yüzüne orospu çocuğu olduklarını söylemezsiniz çünkü ayıp, kadın küfretmez. Çünkü bizim ahlak yapımıza göre.. ahlakınız soyunuz sopunuz sizin olsun benim midem kaldırmayacak yazının devamını getirmeye.
Dila Bakaç
yüzünün her bir kıvrımını izleyecek kadar
birini tanıyordum o da ellerini cebinden ayırmazdı, biraz yalnızlığından. yalnız olmasın yanında olayım istedim,istemedi. yalnızlığı sevdiğinden değil de beni sevmediğinden.
aynaya bakacak mısın? artık utanmıyorum. şoföre uzatılan yüz lira kağıt para, şaşkınlıkla gözlerini büyüten bir teyze kahkaha atıyor en arka koltukta. aşktan, diyerek parayı geri alıyorum, teyzeyi görmeden ön koltuğuna kuruluveriyor bizimki. karnın aç mı, doyurayım mı, nereye gidelim, sen böyle konuşmayı seversin, sen bunu dinlemeyi de seversin, bunları ben nereden biliyorum diye hiç sormadın. üzerime üzerime erişen dalgalar, gözlerinde kayalar var, baksan ağır mıdır? kafamın üzerinde sallanacak kadar ağır ama küçükler. ağzın ne güzel. kırmızı mı? artık mor. bazı şeyler unutulmuyor. unutturmak için gelmedim ki diyor, başım omzunda yürüyorum. o sokak senin evine çıkıyor. bunlar aslında hiç konuşulmadı. kimin umrunda. kırmızı ışıktan karşıya koşarak geçen bir kadının ayakkabıları şimdi aklımda. konuşmak için biriktirdiğim şeyler var ama ileride seni üzmek için kullanacağım onları. beni üzecek misin. seve seve! müsait bir yerde inebilir miyim diyeceksin çünkü ben- utanıyorsun. yalnızca üzgündüm, çok üzgün. üzgünken ses tellerim iki parmağımın arasında zikzak benim. sen minibüsten ayaklarını indirmiştin. bana bazı şeylerden bahsediyordun. bunları daha önce söylemiştin, ama susuyordum. sesindeki heyecanı ben en son kaç yaşımda duydum, hiç hatırlamıyorum. sen benim yaşayan halimsin, dizindeki yosun kokusuna eğiyorum başımı, eğiyorum öylece, sınırsızca uyuyorum- ölüyor mu yoksa. ben çok konuştum ağzım senin olsun, başını yorgunlukla devirdiğin taksi koltuğu kıymetini bilsin. o dokunduğun sehpalar, elinle iteklediğin taşlar, avucunun içinden üflediğin kum taneleri, birazına göz yaşım bulaşmış, oradan bir daha bir daha hadi! üz beni. seni unutmamam için üz beni. sabah kalktığımda aynaya bakabilmem için üz beni. sabah kalkabilmem için üz beni. - ben mutlu olmak istemiyorum. - mutlu değiliz ki. siz yeni mi kavuştunuz, diyor taksici. kırmızı ışıkta geçiyoruz ama o da aşktandır diye kimse ses etmedi. gözüne çarptığımız beton yığınları arasında o güvenlik görevlisi, otobüsünün arkasında koştum diye beni o otobüse geç kaldım sanan şoför beyefendi -yok, birini geçirdim de, şimdi müsaadenizle ağlayacağım dediğimde yan banktan sigarasını benimle paylaşan üzgün deli.
ben buradan geçmeyeceğim. hayır orada evi var ben bu sokağı sevmeyeceğim. inan bana ben kendime hiç güvenmeyeceğim ama yolun sonundaki uçurumu bilerek koştuğunu gördüğümde, sen ne yaptığını sanıyorsun diye bağıracakken senin sesin daha yüksek çıktığında, sabah olduğunda ben yine evimin yolunu bulamadığımda, on iki şişe birayı annem kolayca suçladığında, babam yüzüme hastasın sen! der gibi baktığında, bütün bu garip şeyler olurken, duyuyor musun ben yalnızca, sana aşıktım.
‘’herkes öldürür sevdiğini’’ fotoğrafı bu.
bekleyemedim yağmurun dinmesini, başladım ağlamaya. o sağanak, ben sağanak karışıyorduk marmara’ya. kendimi anlatamayacak kadar cahil değilim, kendimi ‘’ sana ‘’ anlatamayacak kadar dilsizim karşında.
tutuk, tutkun, tutsak.
ne dersen de bana.
sadece anla, ben artık yağmur oldum, su oldum, ben artık senin kadının oldum, kanından oldum, sana karıştım. artık beni anla.
deli gibi hissediyorum kendimi şu günlerde. sokağa çıkınca tüm gözleri çekiyorum sanki üstüme, onların hepsi yakıyor beni ve hiçbiri sana ait değil.
aramıza kara kediler girdiğinden beri, en sevdiğim kara kedileri sevemez oldum. nereye baksam bir boşluk adeta, bu mahallenin yalnızı ben ve kahvede oturan amcalar. ben seni çok özlüyorum, onların da gönlünde özledikleri var biliyorsun değil mi, sevgilim.
hey! kulaklarını aç lütfen, duy beni.
yüreğini aç lütfeni hisset.
sana sevgilim deyince içime oturan o boşluğu gel ve kaldır, lütfen. benim artık gücüm yetmiyor bu ağırlıklara, bu zorluklara, bu sensizliğe.
sevgilim bu sensizlik ne zalim bir şeymiş, hiç vazgeçmiyor beni üzmekten.
herkese selam, size ciğer. hoşçakalın abiler.