
pixel skylines
h

titsay
taylor price
Today's Document
🩵 avery cochrane 🩵
tumblr dot com
Sade Olutola
hello vonnie

Andulka
NASA
𓃗
todays bird
occasionally subtle

oozey mess
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Discoholic 🪩
Keni
untitled
Stranger Things

seen from Türkiye
seen from India
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
@wiserdumb-blog
A Series of Mesmerizing Geometric GIFs by David Whyte
güzeeel...
öngörülebilir
Düşün ki kafanda bir çip var ve tüm muhtemel gelecekleri görüyorsun. Ne yaptığında karşındakinin ne tepki vereceğini biliyorsun.
Artık duyguların yok demektir.
Çünkü hareketlerinin doğurduğu sonuçlar insanlar için en büyük bilinmezdir. Ve bunu bilinmez yapanlar da diğer insanlardır. Belirsizlik zihnini meşgul eder ve seni düşünmek zorunda bırakır.
Cansız dünyaya karşı yaptığın hareketlerin nasıl sonuçlanacağını tahmin edebilirsin. Bir taşı havaya attığında (sen ne kadar hesaplayamadığını iddia etsen ve hayatın boyunca fizik derslerinden nefret etmiş olsan da) o taşın aşağı yukarı ne yüksekliğe çıkıp sonra hangi açıyla yere düşeceğini, vazoya nasıl isabet edeceğini ve o vazoyu nasıl kıracağını tahmin edebilirsin.
Kırılan bir vazonun sana beklenmedik bir tepki göstermesi mümkün değildir.
Bir vazoya "kırıldın mı?" diye sormak biraz saçma olabilir.
Ama aynı taşı bir insana attığında, taşın isabet ettiği andan sonrası senin için bilinmezdir. Gülecek mi? (Çünkü taş çok küçük ve sen onu şaka olsun diye fırlattın) Yoksa gereksiz mi bulacak? Ciddiye mi alacak? Görmezden mi gelecek?
İşleri biraz daha karmaşıklaştırıyorum: Çoğunlukla karşındakinin hafızası senin o sırada ne yaptığından daha önemlidir. Çocukken kafasına atılan taşla hastaneye kaldırılmış birinden alacağın tepki farklıdır. Ama kimin geçmişte böyle bir kaza geçirdiğini bilmezsin.
Oysa bir vazonun hafızası yoktur. Hareketinin etkisi o vazonun geçmişte "yaşadıklarına" göre değişmez.
İşte bu yüzden insan insanın zihnini kurcalar. Yapacağın hareketleri hesaplamak zorunluluğu hissedersin. Çünkü senin hareketlerin nasıl öngörülemez tepkiler yaratırsa o tepkiler de seni etkiler. Ve olaylar gelişir.
O tepkileri öngörebildiğinde düşünmek için bir sebebin kalmaz.
Başkalarının kişilikleri yerine standartlar koymaya çalışanların hayal ettikleri hayat tam olarak budur. Başkalarına kafa yormak istemezler ve tembelliklerini, başkalarını kısıtlayarak tatmin etmeye çalışırlar. "Cehalet erdemdir" gibi zırvaları bunlardan duyarsın. Çünkü başkalarının cehaleti kendi cehaletlerini haklı çıkarır, konforlu hale getirir.
Aslında doğaya bıraksan ilk elenecek olanlar bunlardır. Ama amaçlarını kutsallaştırabildikleri için şehirde rahat ederler. Ta ki kısıtlayamadıkları biri onların tahminlerinin tamamen dışında bir tepki verene kadar. Hayattaki en büyük korkuları budur.
Real Life Mirrored Chairs (via dornob.com)
Devil in the detail.(revised) (by cooeedesign)
Dünyanın en kısa yemek tarifi
BARBUNYA PİLAKİ
Malzemeler:
Barbunya pilaki konservesi.
Hazırlanışı:
what iett thinks i do.
rutin
güzel şeyler hesapta olmadıkları sürece mutluluk getiriyorlar.
bu detayı bir türlü kabullenemediğimiz için (çünkü hepimiz tembeliz), bizi mutlu eden ne varsa rutine bağlayıp onu bir mutsuzluk kaynağı haline getiriyoruz.
yeni bir şey değil, bin yıllardır böyle bu. bir avcı-toplayıcının yiyecek bulma sevinciyle, en iyi restoranda önümüze gelen pirzolanın verdiği "tatmin" karşılaştırılmaz bile. şehirler kurduğumuzdan beri gıdayı ihtiyaçtan fazla üretip depolayarak, onu bir mutluluk sebebi olmaktan çıkardık.
ısıtma sistemi olmayan ilkel insanın güneşi karşılamasıyla bizimki arasında dağlar kadar fark var. (sıcak evlerimizde oturup o adamın ateşe veya güneşe tapmasını alaya almak kolay. araplar bu yüzden ateşe tapınmayı bir türlü anlayamazlar. onlar serinliğin sembolü ay'a tapmayı daha mantıklı bulurlar.)
kendimizi mutsuz eden sistemi böyle böyle oluşturuyoruz.
önce bir şey bizi en beklemediğimiz anda mutlu ediyor. sonra "bu beni mutlu ediyorsa sürekli elimin altında olmalı" diye planlar kurmaya başlıyoruz. maalesef çoğunlukla başarıyoruz bunu.
ve artık eski mutluluk kaynağımızın varlığı bize hiçbir şey hissettirmiyor. ya varlığından bıkmış, ya da yokluğuna tahammül edemez hale gelmiş oluyoruz.
mutluluk kaynaklarımızı böylece teker teker harcadıktan sonra doğrudan mutluluk hissini basit formüllere bağlayabileceğimiz bir sistem arıyoruz. uyuşturucu, antidepresan, vs.
onu da bir kutuya sığdırdığımızda artık her şey bitiyor.
Muppet Sezai...
Success is simply a matter of luck. Ask any failure.
Earl Wilson
Steve Jobs'tan yanarlı dönerli bir şeyler
Steve 1979'da Xerox'un ar-ge bölümünü ziyaret ediyor, orada gördüğü grafik arayüz ve mouse fikrinden büyüleniyor. Hemen yeni Apple'a bunu uygulamak için çalışmaya başlıyor.
Diyor ki bununla ilgili daha sonra: "It comes down to trying to expose yourself to the best things that humans have done and then trying to bring those things in to what you're doing. I mean, Picasso had a saying. He said, 'Good artists copy, Great artists steal.'"
Şunlar da Steve'in Android hakkındaki fikirleri:
"I'm going to destroy Android, because it's a stolen product. I'm willing to go thermonuclear war on this. I don't want your money. I've got plenty of money. I want you to stop using our ideas in Android, that's all I want."
erenyilmaz:
In other news, the Statue of Liberty has now started taking MySpace pictures of herself…
Ece (@bdotecedoty) paylaşmış, ondan aşırdım.