Türkiye'nin IQ ortalaması 88, işaretle anlaşan gorillerin ise 82, sonra neden tartışmıyorsun bu insanlarla.. He tartışayım al muz ye.

PR's Tumblrdome
No title available

ellievsbear
Cosimo Galluzzi
Sade Olutola
sheepfilms

bliss lane
Lint Roller? I Barely Know Her
RMH
art blog(derogatory)
Cosmic Funnies
The Bowery Presents
Doug Jones
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Phantogram Three

@theartofmadeline
Noah Kahan

❣ Chile in a Photography ❣
Color Me Curious

Discoholic 🪩
seen from Poland

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Germany

seen from United States

seen from Canada

seen from Singapore
seen from Morocco

seen from Germany

seen from Türkiye
seen from Switzerland

seen from T1
seen from Malaysia
seen from Spain
seen from South Korea
seen from Türkiye

seen from United States
seen from Brazil

seen from United States

seen from Malaysia
@yapmacikolmayin-blog
Türkiye'nin IQ ortalaması 88, işaretle anlaşan gorillerin ise 82, sonra neden tartışmıyorsun bu insanlarla.. He tartışayım al muz ye.
Ben yokken bir sürü ibiş beni takip etmiş
January 6, 1854. Happy Birthday, Sherlock Holmes.
içi cayır cayır yanarken dışarıya buz gibi olmayı nasıl termoslara kaptırdık ya
Nasıl yeni yıla girerken bu kadar mutlu olabiliyosunuz aq dertlerinize güncelleme mi geliyo
Herkes birbirini yenebilir artık, herkes bir kapıyı çarpıp gidebilir. Herkes dün gülümsediğine bugün öfkesini kusabilir. O sokaktan bir daha geçmemek için kendine sözler verebilir. Ama yeter ki kırgınlığınız hafiflediğinde, öfkeniz bittiğinde birbirinizi neden sevdiğinizi hatırlayın.
bu postu blogumun en tepesine iğnelemek istiyorum.
bir insanın kitap okurkenki hallerini seviyorum
böyle insana can kurban
Ya sınavlar 1000 üzerinden hesaplansa bile yine 100 alamıyorum bu orospu çocukları nasıl 100 alıyor
merhaba ufaklık,
biliyorum yeni yeni öğreniyorsun. henüz babanın ne demek olduğunu bilmiyorsun. seni her şeyden koruyan ve her şeyden çok seven bir kadın var. ona anne diyorsun. sen de onu seviyorsun. belki bir tek orada, güvende hissediyorsun. öğreniyorsun. yemek yiyebiliyorsun. emekliyorsun. konuşuyorsun. yürüyorsun. kardeşin oluyor. babanın ne demek olduğunu öğreniyorsun. babandan nefret ediyorsun. sonra kardeşinden. sevmenin ne demek olduğunu öğreniyorsun. başta sevmemenin. sevilmediğini düşünüyorsun. yalnız hissediyorsun. karanlıktan korkuyorsun. altı yaşındasın. ilk kez tek başına uyumaya zorlanıyorsun. ağlıyorsun. güneş doğana kadar uyumuyorsun. belki ilk kez o gece; her zaman yanında birisinin olamayacağını öğreniyorsun. doğum günün. ilk kez dilemek için sabırsızlandığın bir dileğin yok. “keşke dayım da burada olsaydı” diyorsun. onu seviyorsun. belki sadece onun sayesinde ara sıra değerli hissediyorsun. zaman işliyor. düşünmeye başlıyorsun. öyle değil, gerçekten düşünmeye başlıyorsun. sonsuz bir yaşamı kabullenmiyorsun. belki bunun için defalarca ağlıyorsun. eğer cennete gidersen, allah’tan sonsuza dek uyumayı dileyeceğini tekrarlayıp duruyorsun. onu çok seviyorsun. sana cevap vermiyor ama cevap alamamaktan hoşlanıyorsun. bir şeyler anlatmak hoşuna gidiyor. bir şeyler hakkında konuşmak. inanıyorsun. ilk kez bir hayvana sahip oluyorsun. yüzmeleri hoşuna gidiyor. dokunamıyor oluşun biraz hevesini kırıyor. onlar da konuşamıyor. sesin akvaryumdan sana çarpıyor. olsun, konuşmak hoşuna gidiyor. ilk kez sahip olduğun bir şey ölüyor. kardeşin yapıyor. bir canlının başka bir canlıyı öldürebileceğini öğreniyorsun. öyleyse kendini de. düşünüyorsun. artık daha çok şey biliyorsun ama bir şey daha. kavga etmenin sadece kavga edenleri etkilemediğini öğreniyorsun. anneni ilk kez ağlarken görüyorsun. sana iyi olduğunu söylediğinde ise yalan söylemeyi öğreniyorsun. öyle gerekiyormuş, taşınıyorsunuz. en yakın arkadaşını bırakmak zorunda olduğunu anlıyorsun. tekrardan yalnız kalıyorsun özür dilerim. çok ağlıyorsun özür dilerim. bu şehirden nefret ediyorsun çok özür dilerim. bir şeylerin ters gittiğini anlıyorsun. annen artık daha sık ağlıyor ve baban hiç eve gelmiyor. büyüyorsun. sık sık arkadaşlarınla dışarı çıkıyorsun. evde olmadığın sürece daha mutlu olduğunu farkediyorsun. artık eve uğramıyorsun. zamanla çok yorulduğunu hissediyorsun. dayanıksız hissediyorsun. güçsüz düşüyorsun. nefes almakta zorluk çekiyorsun. hastaneye gidiyorsunuz ve astımın olduğunu öğreniyorsun. artık yanında taşıman gereken bir ton ilaçla yaşıyorsun. daha çok önlem alman gerekirken sigaraya başlıyorsun. bir gece kapı büyük bir sesle çarpılıyor ve baban evi terkediyor. böylesinin daha iyi olduğunu düşünüyorsun. arkana baktığında hiçbir zaman babanı göremiyorsun. önüne baktığında da görmemenin bir kayıp olmayacağına karar veriyorsun. bir gün parktan geçerken onu bankta yatarken görüyorsun. ilk kez babana acıyorsun. zaman hâlâ işliyor. aşık oluyorsun teşekkür ederim. yaptığın en güzel şeydi teşekkür ederim. çok sevdin teşekkür ederim. çok güvendin. çok inandın. hiç geçmesin istedin. hiç vazgeçmedin. çok dayanıklıydın. çok sabırlıydın. çok inançlıydın. çok kırıldın. çok ağladın. çok öğrendin. en çok öğrendin. teşekkür ederim. zaman geçiyor. bir hastalığın daha olduğunu öğreniyorsun. üzülmen gerekiyordu ama üzülmüyorsun. sorunun sende olmadığını bilmek seni mutlu ediyor. çok hazırlıksızdın. çok habersizdin. çok bilgisizdin. alıştığın o düzen seni mahvediyor. sorunun sende olmaması seni mahvediyor. düşündüğün şeyler seni mahvediyor. sırtında hiçbir el olmadı bu seni mahvediyor. çok düşünüyorsun. hep düşünüyorsun. güzel şeyler düşünmüyorsun. bir şeyler hep ters gidiyor. deliriyor gibi hissediyorsun. dayanamıyorsun. ilk kez düşündüğün şeyi aklında bırakmıyorsun. ilk kez ölmeyi deniyorsun. olmuyor. ölmüyorsun. bir daha kesinlikle öleceğinden emin değilsen vücuduna kalıcı izler bırakmamayı öğreniyorsun. bir daha kesinlikle öleceğinden emin değilsen insanları mahvettiğini görmene gerek olmadığını öğreniyorsun. teşekkür ederim yaşamaya çalışıyorsun. teşekkür ederim kendi adımlarını atıyorsun. teşekkür ederim daha çok acıtıyor ama daha çok çabalıyorsun. teşekkür ederim hâlâ öğreniyorsun.
teşekkür ederim, çok güçlüydün. en güçlüydün.
Uyku kelimesini duyunca bile esniyorum valla gerisini siz düşünün
Efsane odur ki gök yüzü aslında gök anadır. Ve her gece meydana çıkan yıldızlar yer yüzündeki her bir insanı temsil eder. Eğer ki yıldızlardan biri bir gece ansızın kayboluverirse o yıldızın sahibi huzur içinde ölmüştür. Lakin eğer ki bir yıldız kaydığını gördüyseniz… Bilin ki o kişi bu dünyadan acı içinde ve vicdan azabı ile gitmiştir. Bundandır her yıldız kaydığında dilek tutmamız. Şiirlerimizi kayan yıldızlara adamamız. Çünkü onlar bu dünyada en çok acıyı çekenlerdir.
Gerçekten kalp kırmaktan başka bişey bilmiyosun
Kürtçe bir hikaye vardır size Türkçe olarak aktarayım. Mahallenin tekinde çok kötü bir köpek var kimsenin geçmesine izin vermeyip,her gördüğünü ısırıyor.Bir gün bu köpeğin ayağına çivi batar ve bu köpek sürekli inler.Adamın teki kıraathane’de adamlara ben bu çiviyi çıkaracağım der diğer adamlar karşı koyup gitme seni ısırır der ama adamın içi cız etmiştir.Adamlar ne kadar ikna etmeye çalışsada kafaya takmıştır.Gider köpeğin yanına çiviyi çıkarır ve köpek bu adamı ısırır.Adam geri dönünce diğerleri biz demiştik ısıracak diye niye gittin salak mısın? Adam der ki;Ben insanlığımı yaptım o köpekliğini.
Yani arkadaşlar birine iyilik yapmanız için onunda iyi olmasına gerek yok,siz insanlığınızı yapın.Bırakın o köpekliğini yapıyorsa yapsın.
Ağzınızdan çıkan kelimeleri iki kere düşünün zira ucu nereye dokunur bilemezsiniz