www.yediguzeladam.tv
NASA
🩵 avery cochrane 🩵
Today's Document

tannertan36
Xuebing Du
sheepfilms

Product Placement

if i look back, i am lost
we're not kids anymore.
Show & Tell
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Keni
No title available

blake kathryn
Mike Driver
I'd rather be in outer space 🛸
$LAYYYTER

Discoholic 🪩

pixel skylines

Andulka

seen from Germany
seen from United States

seen from Brazil

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Kazakhstan

seen from United Kingdom

seen from Ireland

seen from United Kingdom
seen from Kazakhstan
seen from Bangladesh

seen from Malaysia

seen from Netherlands

seen from Ireland
@yediguezeladam
www.yediguzeladam.tv
Çıkacağız yola Hesap günü gelince Yağmur yüzümüze değince Güneş bir mızrak boyu yükselince.
Erdem Bayazitin "Soru" siirinden..
Avuçlarımızı salladıkça dökülen, acının önünde diz çöküyor ayrılık. Görüntüleri yavaş yavaş siliniyor arkada kalanların… Bütün yolculuklar birbirine benziyor; birbirine değiyor yaralarımız. Toprağın ilmiyle kendine sarılan çiçekler gibiyiz. Rengini kederden alan, boynunu kedere büken. Dursak da dinmiyor, bileti sonsuz kere kesilmiş yolculuklarımız…
www.yediguzeladam.tv
Tuz ve Yara
Şehrin kirli saçlı kederi ve efsunlu bir öğlen güneşiyle çağlıyor Kanlı Dere.. İçinde et bırakmış, can bırakmış bir şiir gibi adın. yarama sardığım peygamber çiçeği kokusu ve suyun ince belinden tutmuş bir sevda korkusu.. Başını eğdiğin küslüğün gölgesinde ağlıyor çiçekler. düşüp kendimi incittiğim sabahlar kadar yorgun ve uykulu kalbim. gecenin rengi kara.. canımda tuttuğum, tuz ve yara..
Ey bir emre hazırlanan simsiyah gecede Karanlığı emip emip de gebe kalan Ey her depremden sonra biraz daha doğrulan Herkesin veba girmiş bir şehrin hem halkı Hem seyircisi olduğu bir günde Ey düştüğü yerden kalkmaya hazırlanan ülke. Her damlası bir zafer müjdecisi Bir posta eri gibi Yağmur yüzümüze değince çıkacağız yola. Çıkacağız yola hesap günü gelince, Yağmur yüzümüze değince, Güneş bir mızrak boyu yükselince.
Cevat ve Kahramanin güzel yorumuyla "Tahir ile Zühre"
İyi ki Geldin! Yüreğimin zarif acısı Şimdi bu şehir, adının incesiyle gülümsüyor kuşlara Basıp geçtiğin yollar, dokunduğun duvarlar… Her yer şarkı söylüyor. Kimyası değişiyor gökteki yıldızların. Parlıyor aklımdaki kuyruklu uçurtmalar. Şimdi her evin gölgesinde bir avuç su kalbim. Yüzünü yıkıyor göçüp gitmiş babalar. Ağzını uzatıp yudumluyor, terlemiş şen çocuklar. İyi ki geldin bak! Şimdi bu şehir çocuk, bu şehir baba, bu şehir aşk… Şilan Avcı
Ölüm, ince bir fısıltıyla geçiyor kulaklarımın ardından, Ürperiyorum. Şekilsiz bir fısıltı bu, Kara ve ıslak kamçısıyla vuruyor etlerimize; Üfleyip soğutuyor...
Ölüm, ince bir fısıltıyla geçiyor kulaklarımın ardından, Ürperiyorum. Şekilsiz bir fısıltı bu, Kara ve ıslak kamçısıyla vuruyor etlerimize; Üfleyip soğutuyor, üfleyip acıtıyor, Kendi çelişkisinde sarıyor ruhlarımızı, Kederin karanlık kefenine… Gidenler, gölgelerini elleriyle toplayıp, Şenlikli bir hüzünle çekip gidenler. Kıvrılıp kalıyorlar kalbimin en tenha yerinde Şehir çığlıkla söylüyor, ölümün şarkısını… Minarelerden yükseliyor dualarıyla güvercinler…
Bana değil, hakikate susuz bu millet. Aradığı hakikat, aramaksa marifet asıl sanat o. Hakikati aramayan şiir, kelimelerin çelik çomağı. Hakikate dokunmayan fikir, kuru laf kalabalığı. Hakikatle zonklamayan kafa, çöplük. Sizler; şiirleriniz, hikayeleriniz, mısralarınız ve cümlelerinizle bu susuz millete avuç avuç hakikat sunan sakiler olacaksınız.
Geçiyor, pervasızca geçiyor çıngıraklı kuyruğunu sallayıp zaman Artık soğuk ve kimsesiz geçtiğimiz sokaklar Zarif bir hüzünle çiziyor aklımda seni gece Boşlukta kırık bir dal yüreğim, kederiyle sallanan Bütün şehir uykusunda ölü bir yılan Bütün şehir, biz ayrıyken hayalet bir gemi Telaşlı bir vedayla tam kalbinden su alan Artık yollar uzun, yollar aramızda dert Yedi dinmez kederiz, uslanmaz yedi güzel adam.
biraz yorgunum.
kavgaları birikiyor insanın,
her uzvundan ayrı ayrı taşıyor
acısı zamanla.
yaşımdan yorgun,
yaşımdan telaşlıyım bugünlerde.
- kaç yaşındayım sahi..
saymadım, bilmiyorum.
belki kırklarımdayım
belki otuzlarımda
belki de doksan sene yuvalandım
bu dünyanın sırtında,
hiç bilmiyorum!
hayat taviz vermediği hızı ve kavgasıyla akıp gidiyor!
baharın rahiyasından akıp coşan çiçeklerle hatırlıyorum lise yıllarımızı!
kimimize kış, kimimize bahar olup canıyla değen babalarımızı!
bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor,
en çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz.
mazinin araladığı perdeden sızıyor eski günler..
onlarla kavgalı onlarla sevdalı olduğumuz.
en çok baba yokluğunun hüsranıyla kızıyormuş zaman ayrılığın yarasını.
insan baba olunca anlıyormuş babasını!
nuri pakdil: güz suları bizim şehrin önünden akar
kış savunması
bizim şehir üs öbür şehirlere
dakka şimdi bir doğu kamerası
ölümü çeken
(anneler ve kudüsler şiirinden)
nuri pakdil: kutsal kalbi olanlar gerekli,
bir kalbi daha olanlar gerekli!
(kuşluk müziği - değiştirlmiş)
erdem bayazıt:
bilincindeyim doğan ayın
eriyen karın akan suyun
ve usul usul tükenen zamanın
(ölüm risalesi şiirinden)
babalar hep böyle girder mi? babamda benim yüzümden mi gitti?