Oyo okşomlor
i don't do bad sauce passes
wallacepolsom
will byers stan first human second
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
trying on a metaphor
AnasAbdin
Keni

Product Placement

shark vs the universe
Peter Solarz
🪼
cherry valley forever
Cosimo Galluzzi
he wasn't even looking at me and he found me
Jules of Nature

blake kathryn

titsay
Monterey Bay Aquarium
we're not kids anymore.
seen from Singapore

seen from United States
seen from T1

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from Singapore
seen from Netherlands

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Netherlands
seen from Netherlands

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands
seen from Netherlands
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Netherlands
@yekadin
Oyo okşomlor
Bütün bir ülke özür dilemeyi öğreneceğiz. Lunapark palyaçolarından başka üniforma kalmayacak dünyada. Güzel anılar kadar güzel olacak ölüm...
“Gözlerinden öperim canım. En çok da burnundan. Gülme, ciddi söylüyorum.
Yarı parçan.”
*Leylim Leylim / Ahmed Arif
+Hiç birisinin sana sahip olduğunu düşündüğün oldu mu, ya da bi’ şeyin? -Evet evet farkettim bunu. Her farkettiğimde de gitmek istedim. Bazı insanlar aile kurmaya önem verirler, yani buna değer verirler. Bazılarıysa, başka bi’ takım şeylere değer verirler. Bunlara değer verirken niye değer verdiğini bile düşünmez toplumun içinde erimiş olan birey. Toplum koleje girmeyi bir değer olarak sunduğu için artık o, kişiliğini yok sayma halidir. Koleje girmek için yarışır, güzel bir kadınla evlenmek için yarışır. Devamlı bir yarış ve kazanma zorunluluğu. Aslında kazanmak nedir ki? En büyük zaferi kazandığında bir Antonius olduğunu düşün. Paris'e geldiğini ve o takın altında ve bütün insanların senin altında olduğunu düşün. Ve gücün en üstünde olduğunu. Yalnız kaldığın o anda “N'oldu be? şimdi n'olacak?” diyorsan kaybedensin sen, kaybetmişsin. Yani o anda en büyük zaferin içinde kaybetmişsin. Peki bunun farkında olmak, yaşlı bir kızıl derilinin dediği gibi; “ Hayatın bize sunamadıklarını mı sunar?” yoksa bir radyo dinleyicisinin dediği gibi “Sanat diğer tüm şeyler gibi seks için midir?”. Yaşlı bir kızıl derili ne kadar yanılabilir? +Bazen yanılabilir. -Bazen susar. +Bazen konuşmak ister. -Bazen dinlemek ister. +Bazen yalnız kalmak ister. -Bazen arkadaş ister. +Bazen gitmek ister. -Bazen gider. +Bazen gidemez. -Bazen hiç gidememekten korkar. +Bazıları sonsuz neşeye doğar, bazıları sonsuz geceye. -Bazen ölürsün. +Bazen ölemezsin. -Bazen bütün koşullar uygunken bile ölemezsin. +Bazen kendinden uzaklaşmak ister. -Bazen gidersin, sırf dönebilmek için. +Bazen ağlarsın baya. -Bazen ağlayamıyorsun baya baya. +Bazen içiyorsun. Bazen çok çok ama çok fazla içmek istiyorsun da bazen sen zaten içmeye gidiyorsun. -Bazen Acıbadem'den taksiye biniyorsun. Bazen yüzüne bile bakmıyor. +Bazen bir kadın geliyor. Oturuyor karşına ve ağlıyor. Kadınlar hep ağlıyor. Bazen bir kadın sana; “ En çok korktuğum şey, bir kadının gözyaşıdır.” diyor, kendi adına. Eğer çok sevdiysen diyor, eğer çok sevdiysen… Oysa bilmiyor ki sevmekte bir ana ait. -Her şeyin başı su. +Felsefenin de.
Kaybedenler Kulübü
yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe
Besbelli! Burada gülmüşsün…
Serin bir çisenti vardı, ama kasketini çıkararak başını yağmura açtı, kabanının düğmelerini çözdü ve azametli bir umursamazlık içinde salına salına yürüdü.
Bana ninni söyle. Bir hayal gördüm ve o hayali unutmak istiyorum.
İncir Reçeli
Öyle görünüyor ki, seni, senin kavrayışının da ötesinde seviyorum ben.
Zannettim ki, gelen hiç gitmeyecek.
(via romantikparis)
Yatılı okula gittikten birkaç ay sonra kedimin öldüğünü öğrenince anladım yalnızlıktan, sevgisizlikten ölünebileceğini.
Yatılı okula gittikten birkaç ay sonra kedimin öldüğünü öğrenince anladım yalnızlıktan, sevgisizlikten ölünebileceğini.
“İhtiyaçtan fazla mal haramdır, hırsızlıktır… Altın ve gümüş, yoksullar üzerinde hegemonya kurmak için kullanılıyor… İnfak edilmiyor… Mülkte şirk koşuluyor… Kırkta bir diye bir şey tutturulmuş gidiyor… Komşusu açken tok yatmamak için zengin mahallelerine taşınanlar var… Peki sokaktaki açtan, yoksuldan haberiniz var mı? Bu dinin klasik fıkıh anlayışı, yeryüzünün sokaklarında aç gezen 1 milyar insan için ne diyor?
O fıkıh, Ömer’i vuranların, Ebuzer’i çöle gömenlerin, Ali’yi hançerleyenlerin, Hüseyin’i susuz bırakanların, Medine’yi yağmalayarak 900 sahabe kadınına tecavüz edenlerin ve Kabe’yi mancınıkla ateşe verenlerin fıkhıdır.
O fıkıhtan bir şey çıkmaz. O, zenginlerin, kodamanların, cariye ve köle sahibi olma peşine düşmüşlerin fıkhıdır. Sultanların, harem ağalarının, zindandan İmam-ı Azam’ın kırbaçtan morarmış cesedini çıkaranların, kırkta bircilerin fıkhıdır… Ebuzer Ğıfari’nin dediği gibi ‘Geceyi aç geçirip de kılıcına davranmayanın aklından şüphe ederim…’ ”
İtirazım Var
Bu sefil ruhlarla, bu sefil hayatlarla, ezile büzüle, boyun eğerek yaşamamız günah!