seninle ne zaman uzaklaşmaya başladık veya neler oldu hiç bilmiyorum. tek hissettiğim senin yokluğun ve sonucundaki bu duygu karmaşası. belki seni kaybetmiş olmak değil bu, hislerimin hala anlamaya ve çözmeye çalıştığım nedenler yüzünden değişmesi. ateşin saniyeler içinde nasıl buza dönüşebildiğini ben bile anlamıyorum. neden bahsettiğimi biliyorsun değil mi? birini kaybettiğinde veya bağlarını kopardığında, içinde katlanması güç bir boşluk hissedersin ya işte bu duygu seninle oldu.. seni unutamayacağım çünkü biri hayatına girdiğinde her şeye rağmen onu silmek mümkün değildir. bana verdiğin onca üzüntüyü unutmak imkansız. bu satırları yazarken hissettiğim o çaresizliği akıldan çıkarmak imkansız. hayatımda kimseyi istemiyorum diyip ikimizin arasındaki o mükemmel bağı yıkıp geçtin. gerçi sen ne istersen o olur hep; yani böyle sanıyorsun. ben seni deli gibi sevdiğim için istediğin her şeyin olmasına izin verdim. oyuncaklarla insanlar arasındaki en büyük fark insanların canı yanar, oyuncakların canı yanmaz. insanlarla oynama. yalan her zaman söylenir değil mi alışınca. insanların duygularını yalan söyleyerek harcama, benden sonrakilerini en azından. bir gün sevmek sandığın şeyin aslında öyle olmadığını anladığında benim seni nasıl sevdiğim gelsin aklına. hayatımın anasını sikerken hep mutlu ol deyip durdun bana, dalga geçer gibi. ben ise sırf sen üzülme diye sesimi çıkarmadım hiç. siktir olup gittim hayatından, zaten ben olmayınca mutlu olursun sen. biliyorum bu satırlar böyle bitirilmez ama ilişkiler de senin yaptığın gibi bitirilmez. ne desem bilemiyorum. iyi bak kendine.