Fuzuli’den Aşk Beyitleri
"Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl aşna beni
Bir dem belayı aşkdan etme cüda beni"
Yâ Rabbi aşk belası ile beni her zaman beraber kıl. Bir an bile aşk derdinden aşk belasından beni ayırma diyerek şair burada, aşkın gönlünü her daim tazelediğini belirtiyor bize.
Ey Fuzuli yâr eğer cevr etse ondan incinme
Yâr cevri âşıka her dem mahabbet tazeler
Fuzulinin aşk anlayışı bu beyitte özetleniyor aslında. Zira sevgilinin verdiği acı, çektirdiği cefa şair için bir mutluluktur. Sevgili naz yaptıkça aşk tazelenir, muhabbet artar. Bu nedenle de sevgilinin nazından, çektirdiği acıdan şikayet edilmez, sevgiliye gücenilmez, tam tersine mutlu olunur.
"Aşk derdinden olur âşık mizacı müstakim
Âşıkın derdine derman etseler bimar olur."
Şairi mutlu eden şey sevgiliye kavuşmak değil, kavuşacağı anın hayalini kurmaktır, sevgiliye duyduğu özlemdir, hasrettir. Eğer sevgiliye kavuşursa bekleyeceği, hayalini kuracağı bir şey olmayacaktır. Bu da hayatın anlamını yitirmesidir şair için. Bu nedenle şair sevgilisinden de adalet beklemiyor. Sadece aşkını kendi içinde yaşamak istiyor.
"Hab görmez çeşmimiz endişe-i ağyardan
Pasbanız genc-i esrar-ı mahabbet bekleriz"
Şair burada “Başka aşıkları sevgiliye ulaşır korkusu ile geceler boyunca gözümüze uyku girmiyor”, derken sevgilisine başka ortak edinmemenin; “Sevgi sırrını içeren hazinenin kapısının bekçisiyiz” derken de sevgilinin başka âşıklar edinmesini engelleme gayreti içindedir. Sevgiliyi bir hazine gibi görmek ve onu paylaşma fikrine tahammülsüzlüktür ki zaten aşkı kemal noktasına ulaştırır.
Üstad son olarak, ‘’aslolan aşktır hayatta. gerisi, lâf-ü güzaf’’ diyerek ilmin bile dedikodudan ibaret olduğuna inanmıştır. Onun için varsa yoksa aşktır. Sözleri, beyitleri ile divan edebiyatında doldurulamaz bir yere sahiptir. Ayrıca yazdığı eserler Türk şiirini de önemli boyutta etkilemiştir.









