Alisa U Zemlji Chuda
art blog(derogatory)
Game of Thrones Daily

tannertan36
Mike Driver
almost home
Claire Keane

titsay
will byers stan first human second
No title available
No title available

JBB: An Artblog!
todays bird
RMH

shark vs the universe
Cosmic Funnies

★
sheepfilms
Stranger Things
styofa doing anything
seen from Algeria

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Pakistan
seen from Ukraine

seen from United States
seen from Iraq

seen from United States

seen from Indonesia

seen from Türkiye
@1zeynn
Ne gelen çözüyor şu içimdeki düğümü,
Ne de giden hatırlanıyor gülümseyerek,
Anılarım dağılıyor zihnimde sigaramın külleri gibi ve sarhoşluk veriyor hissizlik.
Gelen geçene bakıyorum bir bir
Ne tanıdık bir iz var benden ne de bir ses,
Gidiyorum sanki kalmak istedikçe.
Unutuyorum bir bir göz pınarımda damlalarım,
Parmaklarım ulaşamaz yanaklarıma,
Hickimse yetişemedi bana
Ve bende yetişemedim hayatıma.
Geç kalınmış baharlara mı yürüyorum,
Dizlerimde olmayan güçle,
İçimdeki bu sinsi kanserle.
Nasıl bir şey bu sen bilemezsin. Gözlerimden sözcüklerim taşar benim. Kahkahalarımdan, hıçkırıklarım. Sen bilmezsin. Sen sevilmemek nedir bilmezsin. Aldatılmak nedir bilmezsin. En sevdiğin tarafından, canevinden vurulmak nedir bilmezsin. Ama sen benim bunları ve hatta daha fazlasını bilme sebebimsin.
Dargınım ve bu öyle geçecek bir boyutta değil.
Küskünüm ve bu barışılacak bir boyutta değil.
Gülüyorum ama mutlu olacak boyutta değil.
Ve sanırım hiçbir şeyi değiştiremeden öleceğimi kabullendim. Bu yüzden ruhumu dinlendirmek; kalabalıktan, saçmalıklardan, akımlardan, hırslardan, dedikodulardan olabildiğince uzak kalmayı seçip sessizce ama son ses yaşayanlardan olacağım.
Tam oldu derken olmamasından,
Tam heveslendiğimde kursağımda birikmesinden,
Tam anlaşıldım derken yanılmaktan,
Tam açıklarken gerek olmadığını fark etmekten,
Tam görüyorum derken kör olmaktan,
Tam gidiyorken çeviriye takılmaktan,
Tam güvenmişken yüreğime darbe almaktan,
Tam mutlu oldum derken anımsamaktan,
Tam kendimi açıyorum derken içime daha çok kapanmaktan,
Tam özgürüm derken bağlanmaktan,
Tam toparladım derken paramparça olmaktan,
Yoruldum; devam etmek zorunda olmaktan.
Yanılgı
Uyusam Şimdi geçer mi kırgınlığım? Diner mi acılarım? Uyandığımda kaldığım yerden devam edebilir miyim yaşamaya? Umutla bakabilir miyim yarınlarıma? Uzun süredir var olan yalnızlığımı dindirdiğini unutup hissetmemişcesine devam edebilir miyim, sevdiğim şarkıyı dinlemeye? Hayal etmeye? Gerçekle olan çatışmalarımda, savunmaya sevgiyi. Var olduğunu ve kusursuz olduğuna inanabilir miyim yeniden? Onca kırgınlığı tek bir dokunuşla onardığını ve tek bir sözle daha da paramparça ettiğini görmezden gelebilir miyim? Hislerime kulak asmayıp devam edebilir miyim? Uyusam uyandığımda geçer mi kırgınlığım? Diner mi acılarım? Devam edebilirmiyim yaşamaya, yarına umutla bakmaya ?
Nasıl olmuştu tüm bunlar? Günlerdir, aylardır, yıllardır yalnız olan ben: bu yalnızlığıma derinden bağlıyken, nasıl olmuş da seni hissetmek istemiştim? Hakkım olduğunu düşünmüştüm sanırım, buruk gülümsemelerimin yüzümden silinip gidebileceğini düşünmüştüm. Hayata bu kadar hissizleşmişken kendimi onca kaosun içinde hayal edip, hissetmeye çalışan ben, nasıl olmuştu sana ruhumu kaptırmak istemiştim? Anlaşılmaya ihtiyacım yoktu, senin anlamını nedeni istemiştim. Yarınlarım benimken nasıl da birden bizim olmuştu? Güvenmiştim sana, sanki hayattan hiç ders almamışcasına, olmaması gerektiğini bilmiyormuşçasına, nasıl yenik düşmüştüm sana? Nasıl istemiştim kendimi seninle paylaşmayı? İnanmak istemiştim. Sanırım güvenimi boşa çıkmayacağını, sevginin güçlü olduğuna, senin de hissettiğine, bunu el ele tutuşup yenebileceğimize. Yanılmışım. Bu benim en büyük yanılgılarımdan biri değildi elbette, ama inancıma attığım en büyük çizikti, en derin.
Devam etmeliyim elbette ama nasıl? Sürekli yarı yolda bırakılarak yaşamaktan, olmaz dediklerimin 24 saat geçmeden gerçekleşmesinden öyle bunaldım ki.. Sevilmemekten, sevilmediğimi hissetmekten, kullanıldığımı düşünmekten, bu düşüncenin esiri olmaktan.. Bana Kalan ayrılıklar, yalnızlığım..Benim en güzel sevdiğim nasıl tuttunacağız yarına?
Ve anladığım, doğru çıkmasını istemediğim teorim, yine doğrulanmıştı, bu yaşanmışlıklarla.
İnsan kendini kimseye açmamalıymış ya da ben açmamalayımışım.Birdaha, asla.
Ve sen, benim düşüncelerimin; galibaların esiri olmasının nedenisin.
Bir uçurumun kenarında, nefes kadar yakınken ölüm, içimi delercesine esen rüzgar: huzurun bendeki tanımı.
Benim rüzgarlara olan sevdam : siyahın beyaza olan uzaklığı kadar ölçülemez.
Yarama buz, canıma nefessin. Gökte yıldızım, yerde pusulam, yüreğimde benliğimin tamamısın. 🍀
Son'bahar
Çocuk gülüşümü kaybetmişim bir sonbaharda. Yarın ile ilgili kaygım oyunlarım üzerine olmaktan çekmiş elini. Masum sevgimi kaybetmişim. Oyuncağım alınınca ki hırstan daha ötesi bu. Gurur nedir bilmeyen o çocuk, üzüldüğü için içine kapanmayı bulmuş, kendine çözüm olarak. Gitmiş ellerimin arasından koşulsuz sevgim. Sonbahar ne çok şey almış benden, fark edememişim.
Sabaha farklı uyanmışım. Bir isteğim var olmuş bu hayattan, bir gerçeklik. Oyunlarımı bir çırpıda bırakabilmişim. Hâla biraz çocuğum aslında. Gerçeklik istemiş ama gerçekliğin ne olduğunu bilememişim. Herkes için gerçeğin, doğrunun farklı olduğunu anlayamamışım. Tek bir doğru, tek bir gerçeklik var sanmışım. Ömrümün son çocuksu baharında,sonbaharında uğurlamışım küçük sevinçlerimi.
Korkuç bir kriz olmuş. Sevilmediğimle, istenmediğimle yüzleşmem. Çocukluğumu indirmişim o gece o raftan. Hıçkıra hıçkıra helak olmuşum. Bir şeyler daha götürüyor sonbahar benden. Hıçkırıklarımı. Gözyaşlarımı bir daha akıtmamaya yeminler eder olmuş dilim. Sonbahar inci tanelerimi götürmüş, fark edememişim.
Kimseye bakamaz olmuş gözlerim. Göremez olmuş yüreğim. Ellerim tutamaz, dillerim konuşamaz. Kendimden gitmişim. Benliğim dediğim şeyden ne kadarını bıraktın bana sonbahar? Solgun yüzümü, parıldamayan gözbebeklerimi, mor mor olan göz halkalarımı mı layık gördün bana? O çocuk neşem, gülüşmelerim, kendimce oynadığım oyunlarım, özlemlerim.. Hepsini sorgusuz sualsiz alıvermen?..Sonbahar ne çok şey almış benden, fark edememişim.
Yalnızım şimdi, hiç olmadığım kadar. Hiç olmak istemediğim kadar. Geçmeyen acılarım, kanayan yaralarım ve yüzümdeki çiziklerle devam etmeye çalışıyorum. Bu öyle bir yalnızlık ki ne dostum dindirebiliyor, ne ailem ne de sevdiğin.
Kabullenmekten başka çarem yok, kimsesizliğimi. Alışmalı ve yola koyulmalıyım. Zar zor, ne de zor. Yaşamak için yeni umutlar yeşertmeliyim yüreğimde. Yeni amaçlar edinmeliyim kendime. Kimsenin beni sarmayacağını, yaralarımın kanamasının dinmeyeceğini, gülüşüme kimsenin öpücükler kondurmayacağını kabullenmeli, birdaha aklıma getirmemeliyim. Kendimi paralamaya son vermeliyim. Ama nasıl? Işıktan zerre olmayan bu odama nasıl sarmaşıklar sardırabilirim?
Yapamam belkide ama kendime böyle demeliyim. Yapabileceğimi. Son olmayacak yapamazsam bunu. Daha çok parçaya ayrılacağım.
Uzaklaşmalıyım, beni tanıyan her sülietten, her sokaktan, ritmine alıştığım o şarkıdan, merdivenlerinin sayısını bile bile, yinede sayarak çıktığım bu apartmandan.
Gitmeliyim.Gitmeli.
Elveda '
Ben: senin kırmaktan çekinmediğin, yüzüstü bırakıp gitmekten yorulmadığın. Her gittiğinde, daha çok döndüğün ama tam olarak asla gelemediğin kadınım.
Her geldiğinde sana kucak açan, kalbinin kırıklarını rafa kaldırmaya çalışan, asla başaramayan bunu. Daha çok kırılan, yorulan..
Birdaha gideceğini bile bile seven seni, korka korka seven. Özgürce dokunamadan sana, sahiplenemeden. Gülüşünün yankısını hissedemeden kulaklarımda, elini tutmanın heyecanını, kalbinin titreşimini dindiremeyen kadınım.
Olmazları zorlayan, senin tarafından sevilmeye inanmaya inat eden kadınım.
Bazen gitmek isteyen senden, birdaha görmemek üzere, gitmek. Hasret olduğum kokunu içime çekmeden. Yüzüne ezberlercesine bakmadan. Hissetmeden daha seni. Gitmek isteyen senden. Vazgeçmek isteyen. Sen yokken, ne kadar da kolay seni silmek. Peki, geldiğinde direnmek neden bu kadar zor? Sevgiyi sen yokken sahiplenen benim. Sen, başkalarının kollarındayken bile senin sevgini besleyen, büyüten kadınım.
Bu daha fazla katlanamaz bir hâl alıyor. Sen yokken seni düşlemek, sen başkasındayken benimle olmanı arzulamak. Vazgeçiyor bu kadın bu satırlarda senden. Senin haberin olmadan. Umursamazsında zaten, olması gereken bu dersin. Mutlu ol, hak ediyorsun dersin. Ve bu kadın hiçbirşeyi hak etmek istemez artık.
Bu satırda, hoş kal sevgili adam: benim olamayan, uzaktan sevdiğim. Düşlerden öte olamayanım. Elveda, yutkunamasamda. Elveda.
"Bir ümitle ya olursa dersin hep, bile bile her şeyin bittiğini."
Bitti, kabullendim..
huzurlu son uyku `
Kapıyı araladı, girmek istemiyordu içeriye ama zorundaydı.bağırışlar devam ediyordu,artarak. Onun içinde sancı duyduğu susturamadığı seste başladı konuşmaya şimdi, delirecek gibiydi. Kimbilir belkide deliydi? Üzerini çıkarmaya başladı birden, ne yapacaktı? Uyurdu genelde. sessizlikte huzur buluyordu. Öylede yaptı, kesilmeyen bağırışmalar... Nasılda ruhu can çekişiyor ama yapamaz konuşamaz onlarla. Anlamazlar zaten, daha çok bağırır, kızarlar. Ciddiye almazlar. Kendine olan saygısı yeterince zedelenmişti zaten. Sürekli başarısızlıkları hatırlatılıyordu ona. Nasıl iyi tarafından bakabilirdi bu haldeyken? Yatağına uzandı, gözlerini kapadı. Ama bu ne gözyaşlarının akmasına engel olmuşt ne de kendisini suçlayan sesi susturmasına.
Uyanmasam ne olur diye düşünmeye başladı birden. Uyusam ve uyanmasam. Kim üzülür sahiden diyordu. Bunu yapamazdı, çünkü bir tek kendisi vardı hayatında zaten, diğer gidişler atlatılırdı. Kendinden gidişin gelişi olmayabilirdi. Çözümde değildi bu zaten. Defalarca istemişti yapmayı, yapmadı. Yapamadı. Yapamazdı. gözyaşları içerisinde daldı uykuya. Uyanmak istemedi sabaha, uyanmadı da.
Bu sefer başarmış mıydı gerçekten? Bu bir başarı sayılabilir miydi ? Boğuştuğu sese son verdiği için gururluydu. Çözüm bu olmamalıydı, olmuştu. Şimdi sessizliğe gidiyordu.
Sevdiğine kavuşmuştu. Hissetmeyecekti mutluluğu.
İçinde yarım kalmışlıkların pişmanlığı, ihanetin hoşnutsuzluğu vardı. Buna rağmen mutluydu. Böyle hissetmesi doğru değildi belki, düşünmek istemedi, uyudu. İşte şimdi huzurluydu.
Bir pencere.. Bir pencere açtım. Esip ciğerlerimi dolduran hava , saçımı okşayan o esinti, yüzümde hoş bir gülümsemeye sebep olan rüzgar.. Öyleki huzurla doldum. Senin kokunda gelir mi bir gün pencereme? Yüzümdeki tebessüme mahçup düşer mi gözyaşlarım..