2PM hep birlikte fotoğraf çekimi yapmayalı uzun zaman olmuştu. Bizlere göstermedikleri “yeni yüzleri”, vahşi idoller imajlarından farklı olan canlı ve hayat dolu tarzları neymiş çekimlerde gördük.
Sessizce kitabını okuyan Wooyoung
Tüm dikkatini vererek kıyafetlerini seçen Nichkhun
Ekrandan kendi fotoğraflarını seçen Taecyeon
Zevkle müzik dinleyen Jun. K
Dış görünüşleri sizde olgun erkekler olduğu düşüncesini uyandırıyor.
Canlı ve eğlenceli kıyafetleri içinde şakalaşan Nichkhun, Minjun ve Wooyoung hala daha masumiyetlerini koruyorlar.
“Kendini tanıyabilmek için, kitap okumak bir zorunluluktur.” -Wooyoung
Nichkhun Kore’den döner dönmez fotoğraf stüdyosuna geldiği halde çekimlerin sonuna kadar rahatlığını korudu.
Bu 2PM’in efsanevi hikayesinin bir başlangıcı
Onları daha önce bu şekilde ışıl ışıl ve şahane görmüş müydünüz? Bahar güneşi bile daha parlamamışken onlar ışıl ışıl gözüküyorlar. Karanlığı bile aydınlatmaya yeten saf bir güzellik…
Bazı şeyleri etraflıca düşünmek gerekir, camdan dışarı bakarak… İkisinin de yüzlerindeki o erkeksi ifadeyi görebilirsiniz.
İnce kıyafetlerin ve çıplak ayakla gezmenin mevsimi geldi.
Belki de onun büyüyüp kendi olmak için acelesi vardır.
Mavinin tonlarında harika bir uyum içerisindeler.
“Baharda İsviçre’ye gitmek istiyorum.”, “Yeni Zellanda’yı tek başıma gezmek istiyorum.”, “Ya sen Junho?”
Röportaj Kısmı
2PM vahşi idoller olarak çıkış yaptı. Sadece müzikal etkinliklerde bulunmuyor ayrıca oyunculuk yapıp, beste yapıyorlar ve her biri kendi yeteneklerini ortaya seriyorlar. Altı yıl geçti ve şimdi 2PM bize, çıktıkları ilk günlerde ne yapacaklarını, nereye gideceklerini bilmediklerini günlerdense bugün geldikleri rahat ve cesur kişiliklerini tercih ettiklerini söylüyorlar. Üyeler sırtlarındaki gereksiz ağırlıklarından kurtularak gün geçtikçe daha da büyüyorlar. İşte bu yeni bir 2PM efsanesinin başlangıcı.
S: Görünüşe göre, ilk çıkış yaptığınızdaki o “Vahşi İdoller” imajı gün geçtikçe azalıyor.
JH: Aslında hala daha bir şekilde “vahşi”yiz ama önceki gibi vahşi, yırtıcı bir tarzımız yok; daha çok nükteli bir şekilde vahşi idoller denebilir.
TY: 2PM’in önceden sahip olduğu o tarzdan çıkmak için çok çalıştık. J.Y Park bize şöyle dedi “2PM denince akla ilk gelen şey kusursuz ve havalı bir figür ama bu imajı kırmak için çalışmanız gerekiyor.” Biz de yeni yönümüzü belirledik.
WY: J.Y Park her zaman şu tavsiyeyi verir “Kendinizi zorlamaktansa, doğal ve rahat halinizi göstermeniz daha iyidir.” Bence bir sonraki hedefimiz 2PM’in daha doğal halini göstermek olmalı.
S: Ocak’dan başlayarak Arena Tur’u Japonya’da tamamladınız. Sizi en çok etkileyen an hangisiydi?
JH: Dürüst olmak gerekirse, ben dahil hiç birimiz tur sırasında sağlık açısından iyi durumda değildik. Sonuna kadar birbirimizi destekledik ve bu şekilde Arena Tur’u bitirebildik. Bu durum bana şunu fark ettirdi: “İşte takım ruhu budur!”
TY: Tura Nagoya’dan başadık ve tur devam ettikçe hayranlar aralarında birbirleriyle konser içeriklerini paylaşıyorlardı… Atmosfer gittikçe canlanmaya başladı. Üyelerin soloları başladığında, hayranlar o üyenin ışıklı çubuklarını kullanıyorlardı. Her üyenin kendine özgü bir rengi vardır grubumuzda.
CS: Belki bu ufak bir şey olabilir ama… Söylediğimiz şarkıya göre hayranların yüz ifadeleri değişiyordu. İşte o zaman, söylediğimiz şarkıyla, hep birlikte nasıl eğlendiğimizi hissedebiliyordunuz. İşte böyle anlarda gerçekten çok mutlu oluyorum.
S: Junho’dan sonra Jun.K de solo albüm çıkarıp konser turuna çıkacak bu yıl Japonya’da.
JK: Japonya’daki ilk solo albümüm olacak! Gerçekten çok mutluyum. Tüm şarkılar benim tarafımdan yazıldı ve bestelendi. Solo tur içinse, 2PM’in tarzıdan tamamen farklı bir şeyler planlıyorum, her şeyi beyaz olarak dekore edeceğim. Japonya’daki takma adım Panda olduğundan sahneye kocaman bir panda oyuncağı yerleştirebilir ve hayranlardan birini sahneye davet edebilirim. (gülüyor) Birazcık fan servisi yapmak istiyorum ve şimdiden çok heyecanlıyım (güler) Ama bunlar hala daha bir fikirden ibaret, o yüzden konsere gelirseniz ne olacağını görürsünüz!
NK: Kesinlikle izlemem gerekiyor! (güler)
S: Junho’nun Jun.K’e bir tavsiyesi var mı?
JH: Seninle söyleşi yapıldığı zaman, her ne kadar Japoncan iyi olmasa bile, söyleşiyi yapanın gözlerinin içine bak ve her bir kelimeyi kibarca söyle; böylece içtenliğin karşındakine ulaşacaktır. Hislerin, konserde bile seyircilerin kalbini kazanmanın büyük bir parçası olabilir.
S: Japonya’da çalışırken özel bulduğunuz bir şey var mı?
JK: Konserde hayranlarla çok fazla konuşuyorum. Onlarla sanki yan komşummuş gibi yakın olmak istiyorum.
NK: Bir şarkıyı söylerken havalı bir görüntü sergilemek için çok çalışıyoruz ve bir şarkıcı olarak ona kalbimizi de koyuyoruz. Konuşma zamanında ise kendimizi 6 adet komedyen gibi göstermeye çalışıp eğlenceli olmaya uğraşıyoruz.
S: Albümünüze, turunuza ya da solo aktivitelerinize hazırlanırken dinlenmeye vaktiniz oluyor mu?
JH: Önceden evde oturup hiç bir şey yapmamak en iyi dinlenme şekliydi ama son zamanlarda ilk önce plan yapmam gerekiyor. Her yaz bir sonraki yıl için detaylı bir plan yapıyorum.
WY: Uzun zamandır sadece 2PM üzerine yoğunlaşmıştım ama düşündüm ki kendi hedeflerim ve önceliklerim olmalı. Bir sürü kitap okumaya başladım, düşünmek ve kendimi daha çok anlamak için kendime zaman verdim. Şimdiden sonra, kaygısız bir adam olmayı ve bu imajı göstermeyi umuyorum, artık o kusursuz ve sığ imaj yok.
S: Junho “Memories of the Sword” filminin çekimlerini bitirdin.
JH: Pek çok şey öğrendim. Türü tarihti ve kılıç kullanımını öğrenmek gerekiyordu. Her şey çok zordu ve benim için büyük bir meydan okumaydı! Byunghun kıdemlim, Soyeon kıdemlim ve diğerleri bana çok yardımcı oldular. Karakterin hislerini nasıl düşünmeliyim ve kıdemlilerim karakterlerin duyguları hakkında ne düşünüyorlar bunlar üzerine çok konuştuk. Bunu tek başınıza düşündüğünüzde belirli bir sınır içinde kalıyorsunuz ve duyguları istenildiği gibi ifade edemiyorsunuz. Ama kıdemlilerimin tavsiyeleri sayesinde düşüncem ve bazı şeyleri ifade etme şeklim gelişti.
S: İleride nasıl bir rol denemek istersin?
JH: Yaşlanmadan önce öğrenci rolünde oynamak isterim. Üniforma giyip oyunculuk yapmak benim hayalim.
S: Eğer genç birini oynayacaksan, isyankar olabilir mi?
JH: Gençler arasındaki popüler rol çoktan bellidir öyle değil mi? İsyankar da olsan, karakter sevecen ve sempatik olmalı. Ayrıca bu yönlerinin olduğunu diğer insanların bilmesine izin vermez değil mi? (güler) Oyunculuk yeteneklerimi geliştirdikten sonra bunun üzerine daha detaylıca düşünebilirim.
Dikkat: Wondeful Days dizisi hakkında bilgi içerir!
S: Taecyeon, gerçek annesi ve karısı tarafından terk edilen, ikiz çocukları kendisinin kardeşleri olarak bilinen Donghee rolünü oynuyor KBS’in “Wonderful Days” adlı dizisinde. Zor değil mi?
TY: Sanırım çok az kişi böyle dramatik bir hayat hikayesine sahip olmuştur ve tabi ki ben de böyle bir şey deneyimlemedim. Bu yüzden yapımcılardan, senaristlerden ve kıdemlilerimden pek çok tavsiye aldım bununla ilgili. Ayrıca üyeler de vakit buldukça senaryoyu okumamda bana yardımcı oldular.
S: Oynarken hangi sahnede en çok üzüldün?
TY: Donghee ikizlerin gerçek annelerini öğrendiğinde. Annesi diyor ki “Kişisel tatminin için mi beni elde etmek istiyorsun? Sevilen bir kadın olarak yaşamak istiyorum.” ve ben de onun gitmesine izin veriyorum ve sonra ikizlerden bir telefon alıyorum. O zamn gerçekten de ağlamıştım.
S: Chansung, KBS’nin “Cool Kiz on the Block: Taekwondo” bölümlerinde yer aldın ve as olarak kabul edildin programda.
CS: Sahnede terlemekle spor yaparken terlemek çok farklı şeyler! Maç sırasında, birbirimize meydan okurken oluşan gerginliği hissedebilirsiniz ve bence bu çok ilginçti.
S: MBC’nin eğlence programı “We Got Married”da Wooyoung masum ve deneyimsiz bir adam gibi gözüküyor. (güler)
WY: Her zaman çekimlerin çok zor olduğunu düşünüyorum. “Eğer bu kadın benim eşim olsaydı…” diye geçiriyorum içimden ve “Seyirciler izliyorlar.” diye de düşünmek zorundayım, bu yüzden çok karmaşık duygular içine giriyorum. Yine de her çekimde bunun üstesinden gelebiliyorum çünkü programdaki eşimi gerçekten çok seviyorum, umarım izleyiciler eğleniyorlardır.
S: Nichkhun, “We Got Married”da kıdemli biri olarak Wooyoung’ı izlerken ne düşünüyorsun?
NK: Onun bir kadının yanında oldukça utangaç olacağını düşünürdüm ama gerçekten çok doğal ve çok iyi gidiyor!
WY: İlk buluşmamız çok utanç vericiydi ama…
JK: Sanki rol yapıyor gibiydin. (güler)
WY: Eğer o yaptığım rolse, oyunculuk kariyerinin peşinden koşabilirim cidden.
S: Eğer 2PM’in etkinlikleri arasından birini seçseydin hangisi “gerçekten güzel zamanlardı” olurdu?
CS: Her zaman çok güzel zamanlarımız oluyor. Tek bir zamanı seçmek çok zor.
S: Gelecekteki hedefleriniz ya da üstesinden gelmek istediğiniz şeyler?
JH: Heyecan verici sporlar sevdiğimden paraşütle atlamayı denemek istiyorum! Büyük Kanyon’a gitmek ve ayrıca Transformers 3 filmindeki atlayış kıyafetini denemek istiyorum! Ama öyle o kadar vaktim yok… (ağlar)
WY: Aklımı başımdan alacak bir şey yapmak istiyorum! Mesela, kitap okurken burnunun kanaması ama bunu fark etmemen gibi ya da başın dönüp kendinden geçene kadar dans etmek gibi.
TY: Bu çok tehlikeli!
WY: Ama bir şeye kendimi çok kaptırmak ve o hale gelene kadar o şeye gömülmek istiyorum!
S: Baharda dışarıda bir yere gitseydiniz nereye giderdiniz ve kimle giderdiniz? Ve ne yapmak isterdiniz?
JK: Bahar gezisi için İsviçre’ye gitmek istiyorum! Orası bana çocukluğumu hatırlatan bir yer. Eğer baharda bir yere gidecek olsaydım, balon kimbapı yapıp ailemle birlikte Han Nehri’ne gitmek isterdim. Kimbapın kenarına balon şekli verip sonra da sarıyorsunuz. Annem, ben küçükken nasıl yapılacağını öğretmişti.
NK: Üyelerle birlikte eğlenceli bir yolculuğa çıkmak isterim. Neresi olacağı fark etmez! Normalde işten sonra eve gideriz ve dışarıda hep birlikte takılmak için pek vaktimiz olmuyor.
WY: Yeni Zellanda’ya tek başıma gitmek istiyorum!
JH: Bu bahar gezmesi mi oluyor?
WY: Gezme olsaydı… O zaman tek günlük bir gezi iyi olmaz mıydı oraya? (güler)