Feylesofların eski çağlardan beri hakkında münakaşa edip durduğu mutluluğun sırrını bir anda keşfetmiştim: Artık onu bir peni karşılığında satın alıp yeleğimin cebinde taşıyabilirdim.
Thomas De Quincey - Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin İtirafları

Game Changer & Make Some Noise
YOU ARE THE REASON
Cosmic Funnies

ellievsbear

izzy's playlists!

oozey mess

bliss lane
Monterey Bay Aquarium
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

blake kathryn
Sweet Seals For You, Always
Not today Justin
Keni

#extradirty
The Stonewall Inn

Jar Jar Binks Fan Club
𓃗
$LAYYYTER
Noah Kahan

No title available
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Philippines

seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Colombia

seen from United States
seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from Bangladesh

seen from United States

seen from Brazil
seen from Nepal
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Argentina
seen from United States
@adimneptunolsun
Feylesofların eski çağlardan beri hakkında münakaşa edip durduğu mutluluğun sırrını bir anda keşfetmiştim: Artık onu bir peni karşılığında satın alıp yeleğimin cebinde taşıyabilirdim.
Thomas De Quincey - Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin İtirafları
Lakin bir kez afyonun tanrılara layık sefasını sürmüş olan hiç kimsenin daha sonra alkolün kaba ve fani zevklerine razı olacağına inanmıyorum.
Thomas De Quincey - Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin İtirafları
Gün ağarırken ortalığı kaplayan huzur, endişelerimle bir hayli çelişiyor, hatta bir nebze de olsa onlara deva oluyordu. Bu sükunet gece yarısının sükunetinden de derindi: Zaten bana sorarsanız bir yaz sabahının sessizliği tüm sessizlikler arasında en müessir olanıdır; zira güneşin ışığı yılın diğer mevsimlerinde öğle vakti olduğu gibi var gücüyle her yanı kaplamıştır ve sabahın gün ortasından tek farkı insanlar henüz dışarıda olmadığı için tabiatın gönlünün ferah, Tanrı’nın yarattığı masum canlıların güvende olmasıdır; ta ki tedirgin ve çalkantılı ruhuyla ademoğlu gelip bu mukaddes sessizliği bozana dek.
Thomas De Quincey - Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin İtirafları
Hep aynı şey: Sen başka biri, bense hiçbiri olmak istemiyordum. Her ikisi de düşünüldüğü kadar kolay değil.
Daniel Kehlmann - En Uzak Yer
Paul’ün önce insanların tepkisini hatırlaması, gerektiğinde de bu tepkiyi kendi içinde uyandırması gerekiyordu sanki. Ya da en azından, taklit etmesi.
Daniel Kehlmann - En Uzak Yer
Sonra aniden, öleceğini düşündü. O gün değil, belki hemen de değil ama günün birinde ölecekti; beden paramparça edilebilir, bedene zarar verilebilirdi, tıpkı herhangi bir şey gibi. Ellerine baktı, zayıf ve narince çizilmiş, gri renkli iki şekildi; aradaki benzerliği fark edince öylesine korkuya kapıldı ki, elleri ona dış dünyanın bir parçası, kendisini çepeçevre kuşatan karanlığın içinden çıkagelen bir şey gibi geldi. Soğuğa rağmen terledi. Gözlerini kapadı. Artık burada olmadığını, hiç ama hiçbir yerde olmadığını hayal etmeye çalıştı, ama işte bunu hayal edemeyeceğini, gizli ya da hayalete dönüşmüş olarak, kendi hayalinde bile bir biçimiyle var olmak zorunda olduğunu anladı.
Daniel Kehlmann - En Uzak Yer
Çünkü iffetli çekingenlik ve ahlaklı sıradanlık -yeterince özgün olamamak yani- bugüne dek bizde, genel bir kabul olarak, her elinden iş gelen, namuslu, dürüst insanın ayrılmaz niteliği olarak görülmüştür.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - Budala
Yalnız kalmak istiyordu: asla bir çıkış yolu aramadan, edilgin biçimde, kendini tümüyle bu acı verici gerginliğin kollarına bırakmak istiyordu. Ruhuna ve yüreğine üşüşen sorunları çözmek istemiyor, bunlardan tiksiniyordu. Ne dediğinin farkında bile olmadan, tümüyle bilinçsiz, “Bütün bunların suçlusu ben miyim?” diye mırıldanıyordu kendi kendine.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - Budala
Tanrım! Beni dinliyor benim gibi konuşuyor. Buradan nereye gidilir?
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar
Ucuz hayallerin anlatımı da ucuz oluyor. Düşünürken ucuz gelmiyor; kelimelerle düşünülmüyor çünkü resimlerle düşünülüyor.
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar
Kelimeler, albayım, bazı anlamlara gelmiyor.
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar
Bilge'ye gücü yetmez, susar; albaya gücü yeter, gene susar. Bütün dünyaya karşı susar. Dünya bu susuşu dinlemez.
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar
İnsan, hiçbir şey yapmamalıydı, benim gibi. Peki, neden? dedi gülerek. Uzun bir hazırlık dönemi gerekliydi. Daha önce toplumla yapılacak en küçük bir temas öldürücüydü.
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar
Oğlum Hidayet. Biz burada gerçek, hayal ve anılarla birlikte gayet sıkışık bir vaziyetlerde bulunuyoruz. Üst katta Hüsamettin Bey albayım, alt katta bildiğiniz gibi Nurhayat valideniz... bu satırların naçizane muharriri bendeniz de her zamanki gibi gene ortada kalmaktayım. Dul annenizin kaderi, her zaman onun en aşağılarda olmasını gerektirdiği için, kendi konumlarını bu nedenle önemsemeyerek sizin sıkıntılarınızla meşgul oluyorlar. Yoksa aslında hepimiz başkalarına daha iyi yerler açabilmek için katlanmış bir konumda bulunuyoruz.
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar
İnsan nesli yeryüzünde görünmeden önce yaşamış zırhlı hayvanların bugüne miras bıraktıkları küçük akrabalarına benziyordu. Kabuklarının verdiği zorlukla ağır ağır yürüyen bir hayvan...
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar
Hikmet, kapının önünde durdu: Neden beni görünce gülüyor? İnsanlardaki zavallılığı, önce çocuklar seziyor galiba. Delileri de önce onlar kovalar....Çocuklardan kendini koruyamazsın, görünüşe aldanmaz onlar.
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar
Önce hayata atıldım. Fakat bunu nasıl yaptığımı bir türlü anlayamadım. (Bir durumdan başka bir duruma nasıl geçtiğimi zaten bir türlü kavrayamam. Mesela, karanlıktan sonra birdenbire nasıl aydınlık olur, albayım? Siz hiç görebildiniz mi?) Herhalde bir süre, hiç kımıldanmadan beklemeliydim; sonra hayata yavaş yavaş atılmalıydım.
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar