Artık, dedi adam. Kocaman bir kadın olacaksın. Vücudun değişecek, fikirlerin değişecek. Saçlarının yüzüne dökülüşü değişecek be kadın. Bakışların kalacak bir tek, onlar doğduğundan beri öyle.
i don't do bad sauce passes
wallacepolsom
Today's Document
Lint Roller? I Barely Know Her

祝日 / Permanent Vacation

ellievsbear

Andulka
Cosimo Galluzzi
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
occasionally subtle
KIROKAZE
Not today Justin
Mike Driver
ojovivo

Discoholic 🪩
I'd rather be in outer space 🛸
sheepfilms

@theartofmadeline

shark vs the universe
AnasAbdin
seen from T1
seen from Netherlands

seen from United States
seen from Saudi Arabia

seen from United States

seen from United States

seen from Netherlands

seen from Spain

seen from France

seen from Germany

seen from Finland
seen from United States

seen from Argentina
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United Arab Emirates
seen from United States

seen from United Kingdom
@annekafasi
Artık, dedi adam. Kocaman bir kadın olacaksın. Vücudun değişecek, fikirlerin değişecek. Saçlarının yüzüne dökülüşü değişecek be kadın. Bakışların kalacak bir tek, onlar doğduğundan beri öyle.
Gitmeden Önce
I
Vera diye bir kadınla tanıştım Nazım yordamıyla. Zalim bir kadındı. Beni hiçbir zaman uyarmadı. Bilemem bir başkasının kirpiklerine dökülen herhangi bir adamın adını aldı mı ağzına. Bilemem bir başkası boylu boyunca uzanmışken halıya, elini uzattı mı saçlarına.
Zamanlarca insanların, bir kalp ağrısını dindirmek niyetiyle, içine duman biriktirdiğine anlam verememiştim. Eline tutuşturulmuş bir kadehin dibini gördükçe, yenilgilerine sövüşlerine de. Bir gün bir adam tam karşımda durması gereken o yere, bir duvar sıvamış, büyük harflerle; 'Ölmüşüm gibi davranıyorsun, kendine gel.’ yazmıştı. Süreya'nın sevdiği kadın olasım gelmişti. Belki o zaman daha az acımasız sözleri, keskin bir bıçağın körelmiş bir yanından ciğerlerime değerdi. Çünkü elbet bir ciğer gidecekti olay mahalinden. Belki de en çok benim üzerime yakışacaktı.
Dünyanın Kurtarıcısı
Sen Mona Lisa’nın erkek versiyonunu resmet, yıllarca öğrencin resmetti sanılsın! Bu durum, Leonardo da Vinci için çok da önemli miydi bilinmez ama önemli değilse de toblonun 1958′de 60 dolara satıldığını öğrenince kendisine hak vermemek imkansız olurdu. Gerçi bugün Erkek Mona Lisa olarak bilinen ve 450.3$ etiket yapıştırılan aynı eser, dünyanın en pahalı tablosu ünvanıyla liste başına yerleşti.
İşte karşımızda 1909 yılından bu yana keşfedilen tek Vinci eseri “Salvator Mundi”
Ross’un Portresi
İşte sanatla yoğrulmuş olan adamın hikayesi, işte Felix Gonzalez-Torres. Hikayesini öğrenince yediğinize bin pişman eden, ağzınızda eridikçe dilinizi, ciğerlerinizi eriten şekerler düşünün. ilk bakışta asla anlaşılmayacak derinlikte alt metinlere sahip işler, gerçek yumruğu göğsünüze patlatan eserlerdir!
çok konuşuyorum, dedi adam.
hayır, hayatımı düzene koymaya çalışmıyorum, tamamen askıdalar, elimde avcumda ne varsa. size bilmediğiniz cümleler de getirmedim, hayır.
içimde bitmeyen bir hüzün var.
aldım karşıma koydum seni, büyümüşsün. insandır, sanıyor ki, hep bıraktığı yerde kalacak yastık izleri. insan sanıyor ki, zaman olsa olsa en fazla güneşi getirir, bir odaya. hiç kullanılmayan bir yastığa olacakların en fazlası, solacak bir kaç çiçek deseni, kenarlarında bir kaç yıpranmış oya.
görüşmek üzere bay soares; geçmiş olsun.
Lovers, 1988.
Lovers, 1988
Dont be afraid of the clocks, they are our time, time has been so generous to us. We imprinted time with the sweet taste of victory. We conquered fate by meeting at a certain TIME in a certain space. We are a product of the time, therefore we give back credit where it is due: time.
We are synchronized, now and forever.
I love you.
allah kahretsin ayrıntılar! şimdi seni en son hangi kaldırımın üzerinde görmüş olduğumu unutmam gerekecek. bazen hiç beraber geçmediğimiz sokaklara, seninle yürünmüş anılar yazıyorum. kendi canımı yakıyorum.
.
bir özleme paha biçiyoruz.
-hep birlikte.
üzerine ince bir hırka aldıracak ürpertide rüzgarlar koymuştum boynunun ucuna, yeşertsin diye.
David Catâ: Avuçlar kalbe!
Başka insanların anlattığı hikayeler ne kadar yabancı ve enteresan geliyor kulağa değil mi? Siz yaşarken asla o kadar ilginç olmayan bazı hikayeler, başka insanlar alıp üzerine giyinince hep daha ilgi uyandırıcı nedense.
İsponyol performans sanatçısı David Catâ için belki o kadar da romantik olmayan bir performans bile olsa, “a flor de piel” avuç içlerimizi kalbimize götürmemize yeterli gibi.
"hayat ile ölüm arasındaki sınır, en iyi ihtimalle gölgeli ve belirsizdir. birinin nerede başlayıp, nerede bittiğini kim söyleyebilir?" Poe
.
yeni işler arayalım hadi,
hadi birbirimize yürüyelim.
hah, her gün yeni bir gün yalan,
yalan her karanlık muğlaktır, mutlak aydınlanan.
azizim çark belli, belli dönemecin rengi,
bu kadar renk körü kimin fesi neyin nesi
bu dünya ne acayip yer,
bir tahtadan bir kağıt nasıl var ederler.
gözüne giren şu saçları kes,
kes boş kağıtları karalamayı.
.
insan insanı nasıl bulantır
henüz kusmamışken kelimeleri.
.
bak çocuğum bunlar ellerin,
bunlarla bağcık bağlayacaksın ayaklarına.
hayır günah değil,
hiçbir günah, hayır ölüm değil
babaanem sabah namazına durmuş,
bak çocuğum bu etekliğin,
bileğine kadar kapatacaksın
hep yukarı tutacaksın
bak kısa bir dua öğretiyor allah sana.
ve allah sonsuz bir bağışlayıcı değil.
.
ıslak ıslak asıyorsun kendini ipe, asma
vücudunda ipin izleri kalacak
kuruyunca elbet topluyorsun, topla
bunu sen yerine kimse yapmayacak
çok konuşuyorum, dedi adam.
hayır, hayatımı düzene koymaya çalışmıyorum, tamamen askıdalar, elimde avcumda ne varsa. size bilmediğiniz cümleler de getirmedim, hayır.
içimde bitmeyen bir hüzün var.
aldım karşıma koydum seni, büyümüşsün. insandır, sanıyor ki, hep bıraktığı yerde kalacak yastık izleri. insan sanıyor ki, zaman olsa olsa en fazla güneşi getirir, bir odaya. hiç kullanılmayan bir yastığa olacakların en fazlası, solacak bir kaç çiçek deseni, kenarlarında bir kaç yıpranmış oya.
görüşmek üzere bay soares; geçmiş olsun.
sarılmak, sarılmak ve sarılmak istiyordum. ağzından çıkan kelimeleri yutmak, ağzının kıvrımını kavrayıp gözlerimle, bir harf ağzından nasıl çıkar ezberlemek istiyordum.
sizler tarif etmeye bayılırsınız.
masanızın diğer ucunda gönlünden tuttuğunuz bir gülüş var. görüyorsunuz ya bu; yan masadaki kömür siyahı saçlı kızın elinden tutan adam, bakın şurada yeni doğmuş bir bebeği anlatan da bir kadın var. yaşlı adam bulantı okuyor, iki adam siyaset konuşuyor, biri muhalefet her yönden. bir kadın ilk kez oturmuş bir beyin karşısına, bir bey henüz çıkmış 19:15 seansından. söylesenize, bunları neden görüyorsunuz?
tanrı; biz varız ve her şey bundan ibaret değil, demek.
belki sana bilmedeğin en fazla bir şey vermişimdir. seni alıyorum doluyorum saçlarımın ucuna. her sabah yeniden, her akşam yeniden, dolanıyorum ona.
asla gerçekleşmiyoruz.
ha sesin kulağımın yanında çınlıyor olsun, kaldırımda oturmuşuz, toprak ıslakmış, banklarsa yeni boyanmış, ne farkeder. bir türkü sana benim için bir sigara yaktırıyor olsun, türkü çok yakışıksız bir aşka yazılmış, ne farkeder. gönlün içini, kıkırdayışımla doldurmuş olsun, elin telefona gitmiş, gelmiş, ne farkeder.
hissetmek ne renktir acaba?
sayfayı yenile, bu kez bu tekerrür, şahitliğinde gerçekleşiyor. bana eşlik etmişsin, etmemişsin, ne farkeder?
Mükemmel ve güzel anlayışınızı yeniden sorgulayın.
“I am a painter who uses photography” by Maurizio Galimberti
“Emotion” (1966) - Nobuhiko Obayashi
"Ides of March", Cy Twombly, 1962
Peter Campus
Three Transitions, 1973
Joseph Kosuth
Box, Cube, Empty, Clear, Glass – a Description, 1965