Bir varmış bir yokmuş, cümlesindeki o havalı girişi henüz, herhangi bir yazımda yapabilmiş değilim. Daha ziyade samimi ve içten yaklaşımlarla okuyucunun beğenisini kazanma taraftarayım. Bu vesileyle girizgahın o saçma sapan havasını bertaraf ederek yazıma başlayabilirim, henüz başlamadım, başlayacağım. Misal, bir yazıya başladığımda ne zaman olursa olsun, şunu yazacağım diye başlamıyorum, herhangi bir kurgu içerisinde değerlendiremiyor, sonrasında da elimde patlatıyor. Gelin bakın çöp kutuma, onlarca taslakla boğuşuyorum. -Çöp kutunu boşaltmıyor musun kardeşim? dediğinizi duyar gibiyim. Canınız sağ olsun. Herkes sizin gibi pirüpak olacak diye bir kaide yok, var mı? Yok. Hem zaten kurallar kaideler (evet aynı şey) bana göre değil. Nerede bir kural var, hop hemen karşı çıkarım. Kurallar can sıkar. Kurallar, neden kurallar? Neyse, çöpler, çöp olduklarından dolayı saygıyı hak eden şeylerdendir. Yok artık abartma! -niye canım?, kullandım, ömrü bitti, çöpe atayım. Bi dakika bi dakika… Kullandın, yani senin için bir amaca hizmet etti, kardeş az saygı göstersen? Tamam, al koynuna, sarıp sarmala demiyorum. Ne bileyim çöp kutusuna daha nazik bir şekilde bırak, mesela. Hayır yani az önce yazdığın kağıda bak! Buruşturup atmanı gerektirecek ne yaptı sana? Pil, misal, ömrü belli, kumandaya saate takarsın, bitti mi yenisini alırsın…
Şimdi madem mevzusu açıldı, hızlı tüketim mallarını bilmeyeniniz yoktur herhalde… Bu kimi zaman güzel kokulu bir sabun veya yukarıda örneği verildiği gibi bir pil kimi zaman peçete bazen kullan-at tıraş bıçağı olabiliyor. Örnekler saymakla bitmez, çünkü insan doğası gereği tüketmek ister. Tükettikçe daha çok tüketir, doyumsuz bir kara delik gibidir. Kara delikler hakkında söyleyecek çok şey var ama şimdi kara delik olayına hiç girmeyelim. Sayfalar yetmez yoksa şey yani… Neyse, konudan sapmayalım. Bu mallar arasına kurşun kalemler, silgiler, plastik çatal/bıçak/kaşık, ve tükenmez kalemler de giriyor. Sabun hariç hepsinin sonu çöp kutusu oluyor. Sabun ise ellerimizde eriyip gidiyor. O güzel kokusunu son ana kadar taşıyor taşımasına ama bitiyor en nihayetinde. Benim en büyük saygım ise tükenmez kalemlere karşı. Bakınız, tükenmez kalemler siz farkında değilsiniz ama içten içe tükeniyor. Biz farkında olmuyoruz, tüm derdi tasayı acıyı kederi sevinci ve mutluluğu yüklüyoruz garibin omuzlarına, sonra bir bakıyoruz, tükenmiş. Bence adına yakışır derecede sağlam bir arkadaşımız, zira “tükenmez kalem” olarak adının hakkını veriyor şerefsizim. Bunca acıyı bir insana yüklesen 3 gün sonra çıkar “vurmayın öldüm” der. Bir daha yazıyorum; “Tükenmez!” omuzlarındaki yükün farkında mısınız? Hiç sanmıyorum. Fütursuzca yazmaktan başka bir şey yaptığımız yok, neden? Çünkü “TÜKENMEZ” fakat sizler mutlu olasınız diye tüketiyor en güzel yaşlarını gözümüzün önünde, hiç dikkat ettiniz mi? En acıklı aşk hikayelerini, en azılı suçluları, romantizmi, polisiyeyi, olmadı devrimi, bazen bir diktayı bazen en masum şiirleri… Tükenirsin aga. Tükenirsin. Ben şu an yazarken yoruldum, bir de onu düşünün. Siz hiç “yazma artık yoruldum kardeş”, diyen bir tükenmez kalem gördünüz mü? “Tükettin be tükettin!” diyen bir kalem? Bulunduğundan beri bu kalemi işimiz bitene kadar kullandık. Sonra attık. Bile bile hem de, tükeneceğini biliyorduk bir gün, saygı duyup bir köşeye kaldırdık mı o kalemi? “Ya kardeş ne saçmalıyorsun sen allasen” demeniz benim saçmaladığım anlamına gelmiyor, geliyor da olabilir ama saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum ve kararı size bırakıyorum…
Hızlı tüketim malları diye adlandırdığımız gruba alınabilecek bir diğer mal ise, insandır. Tabii ki insan mal değildir, yani mal anlamındaki mal değildir, mamül anlamındakinden bahsediyorum, yoksa yani mal olan insanlar alınabilir. İnsanları bu kategoride değerlendirmemin sebebi ise; bazı insanların bilinçsiz ve aç gözlülükle yaptığı tüketime bağlıyorum. Yoksa insan yenmez, teknik olarak. İnsanlık tarihi boyunca -istisnalar- yamyamlığa rastlanmamıştır, -kaideyi bozmaz- fakat bazı insanlar, bazı insanları mal olarak görüp, hızlı tüketim malları kategorisinde değerlendirmiş, bu şekilde hareket etmiş ve kullan-at tıraş bıçağı gibi kullan-ıp at-mıştır. Buradaki mallar, tüketicinin ihtiyacı olanı sağlayıp, son tüketim tarihi gelmeden çöpe atılmıştır. Bu insanların mallığı değil tüketicinin bilinçsizliğiyle açıklanabilecek bir durumdur. Unutulmaması gereken durum şudur ki, bilinçli kullanıcı/tüketici, aldığı malın değerini bilir ve ona göre kullanır, bazı kullanıcılar/tüketiciler, tükenmez kalemi tükense dahi en güzel yerde muhafaza ederken bazısı “skerim ızdırabını” deyip çöpe atabilir. Buradaki ayrımı yaptığımıza göre mallar hakkındaki değerlendirmemize devam edebiliriz. Öncelikle hatırlatmakta fayda vardır ki, insan bir mal değildir, mal olan insanı mal olarak görendir. İnsan, duygusal bir hayvandır, ve hayvanlar da mal değildir, mal olan hayvanı mal olarak görendir. Buna göre, herhangi bir canlı mal değildir. Bilinçli tüketici bunların ayrımını yapabiliyorken, bilinçsiz tüketici aldığı pug cinsi köpeği kışın ortasında sokağa salabiliyor, sibirya kurdunu Antalya sıcağında besleyebiliyor veyahut bir insanın üzerinden fayda sağlayabiliyor.
Herhangi bir malın (insan olan malın) bilinçsiz tüketicideki karşılığı tarif edilemeyecek büyüklükte olabilir, onu dilediği gibi konumlandırabilir, şekillendirebilir, esnetebilir ya da anlam kazandırabilir. Bu malın ne kadar iyi olduğu ile alakalıdır ama yine de kullanım süresi, bilinçsiz tüketici/kullanıcının ne istediğiyle doğru orantılıdır. En kötüsü ise hem bilinçsiz hem de ne istediğini bilmeyen tüketicidir. Bunlar bir malın başına gelebilecek en kötü şeydir. İlk defa oyuncakları olan bir çocuk gibi elindekini oradan oraya vurur, kırar ve parçalarını etrafa saçarlar. Eğer kaliteli bir malsanız size bir şey olmayacaktır. Konuyu toparlamak gerekirse, lütfen bilinçsiz tüketicilerden olmayın, insan doğası gereği mal olmadığından, mal yerine konulduğunda üzülebiliyor, içine kapanabiliyor ya da agresif bir hal alabiliyor. Eğer bilinçsiz bir tüketiciyseniz lütfen bunları dikkate alarak hareket edin, edemiyorsanız psikolojik destek alın ve tükenmez kalemlerinize sahip çıkın. Size bugünümü anlattım.