26 yaşındayım ama daha bu ay öz saygıyı öğrendim. Öz saygı terim olarak alışkın olduğumuz bir şey olsada uygulaması gayet zor bir alışkanlık. Evet bence bu bir alışkanlık. Bir kere yaptın mı gücünü hissediyorsun
Sweet Seals For You, Always

tannertan36
RMH
Stranger Things
trying on a metaphor

Andulka
sheepfilms
Show & Tell

#extradirty

⁂
styofa doing anything
Misplaced Lens Cap

Janaina Medeiros
TVSTRANGERTHINGS

pixel skylines
hello vonnie
AnasAbdin

★
🪼
Cosmic Funnies
seen from United States
seen from India
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from Belgium
seen from Argentina

seen from Tunisia
seen from Algeria
@arkhesi-su
26 yaşındayım ama daha bu ay öz saygıyı öğrendim. Öz saygı terim olarak alışkın olduğumuz bir şey olsada uygulaması gayet zor bir alışkanlık. Evet bence bu bir alışkanlık. Bir kere yaptın mı gücünü hissediyorsun
Muhtemelen hayatımda gordugum en yakın ama en uzak insansın. Keske hep yakın olsan
Kendim, kendime de öyleyim. Keşke hep yakın olabilsem.
Antalya,! Beni motive ediyorsun. Bu şehire çok takıntılıyım.
Kaçıp kaçıp geliyorum ben buraya. Kimse tanımıyor beni burada, kimse bilmiyor, ismimi, cismimi. Rahat rahat döküyorum içimi.
benim “o” kişim.
herkesin “o”su vardır. Şöyle ortaya atılıp da bahsedilen bir sürü “o”lar vardır. Benim “o” sensin.
sayın “o” seni çok özlüyorum. Birlikte olursak kaybedeceğiz. Olmazsak öleceğiz. Hangisi daha kötü? Kim bilir.
ben bilmiyorum.
Umut bey’den çaldıklarım
ben bilmiyorum artık nerede başlıyor kalbimin sesleri ve sesizlikleri, ne zaman ruhum uzanıp kavrıyor ya da bırakıyor arzularımı, aklımsa çoktan kurban edilmiş can sıkıntısıyla eğlenceli kelimelerin arasında kayıp … özlem dediğiniz aynı ayna değil mi gözlerimizin bekinip, ellerimizin hasreti …
Böyle olması lazımdı. Hayat bunu gerektiriyor. Senden gitmiş olmam, senden vazgeçmiş olmam seni sevmediğim anlamına gelmiyor. Ama o kadar düğüm var ki hayatta, bu düğümler aşkla çözülmüyor. En azından benim hayatımda bu böyle işlemiyor. Seni tabi ki sevdim. Ama “iyiliğimiz” için “geleceğimiz” için devam edemeyiz. İleride birgün ne demek istediğimi anlayacaksın. Eminim. Şu an nefret ediyor olabilirsin. Ama bu karar ani verilmiş boş bir karar değil. Altında dağlar yatıyor. Bu ikimiz için en iyi olanı. Üzüntümde dolayı nefret kusuyorum. Nefretim sana değil oysa ki. Nereye gideceksin bilmiyorum. Söyleme de zaten. İyi ol sadece. Sevdim seni
“Her şey bitti mi?
-zannetmem
Yalnız bir müddet dinlenmek ve birbirimizden uzak kalmak lazım. Ta ki birbirimizi tekrar görme ihtiyacını şiddetle duyuncaya kadar.”
“Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir halde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor. Seninle aramızda bir yakınlaşmanın bir hududu, bir sonu olmamasını ne kadar isterdim. Beni asıl, bu ümidin boşa çıkması üzüyor...Bundan sonra kendimizi aldatmaya lüzum yok...Artık eskisi gibi apaçık konuşamayız...Bunları ne diye, neyin uğruna feda ettik? Hiç!... Mevcut olmayan bir şeye malik olalım derken mevcut olanları da kaybettik...Her şey bitti mi? Zannetmem.”
Aynı zihinde yer alan karşıt düşünceler birbirini yok eder ve ışığa dönüşürler. Herhangi bir düşünce, karşıtıyla karşılaşırsa özgün halinden eser kalmaz. Karşıtından mutlaka etkilenir ve değişir. Bu da yok olduğu anlamına gelir. Aynı zihindeki karşıt düşünceler baskısına çelişki denir. Zihin, çelişki karşısında birbirini parçalayan düşüncelerini ölümlerine terk etmek zorundadır ve üçüncü düşünceyi üretmelidir. Zihin, yok olanların bıraktığı yeri üçüncülerle doldurmalıdır. Aksi takdirde karşıt düşüncelerin aynı anda yok olmasıyla boşalacak olan zihinde davranışa dönüşecek hiçbir şey kalmayacaktır. Ve davranışın gözlemlenmediği beden her anlamda felçli sayılacaktır. Insanların en büyük hatası, bu kuralı görmezden gelmeleri ve karşıt düşüncelerin birbirlerini öldürmesine izleyici kalmalarıdır. Hayatın karşılarına çıkardığı seçim kavşaklarında donarak ölmelerinin nedeni, karşıt düşüncelerin çarpışmalarından kaynaklanan ışıktan gözlerini alamadıkları için körleşmeleridir. Kör ve felçli. Kim böyle olmak ister?
rüyadan uyandım. Odama girdim ve gerçekliğime geri döndüm. Savaşmaya hazır değilim ama mecburum. Uzun süren huzurlu bir mutluluğun ardından kaosa alışmak zor oluyor.
渓流
Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu? Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer... Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir. Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına? "Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
Gündüzü pek sevmiyorum. Gece kafam daha çok çalışıyor. insanların o anda uyuduklarını bilmek şehri daha benim kılıyor. Telefonlar çalmıyor, şehir daha sessiz oluyor.
Cemal Süreya841. gün başlıklı eserinde, "Nilgün ölmüş. Beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış, Ece Ayhan söyledi. Çok değişik bir insandı Zelda. Akşamları belli saatten sonra kişilik, hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. Yüzü alarır, bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. Çok da gençti. Sanırım otuzuna değmemişti daha. Bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. Dönüp baktığımda bir acı da buluyorum Nilgün’ün yüzünde. O zamanlar görememişim. Bugün ortaya çıkıyor." dedi.
Kimseyi sevemezsin sen. Bunun için acıyorum.