acı ile yoğurulmuş bir hayatta hiçbir çıkar yol yok, mutluluk yok, umut yok, kaçmak yok.
will byers stan first human second
Sweet Seals For You, Always
Claire Keane
styofa doing anything

JVL

izzy's playlists!
h
noise dept.
Cosmic Funnies
Cosimo Galluzzi
$LAYYYTER

shark vs the universe
Peter Solarz

Product Placement

★
🪼
almost home
tumblr dot com
Keni
YOU ARE THE REASON

seen from Brazil
seen from Netherlands

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Australia
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Brazil

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Australia
seen from United States

seen from Italy
seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
@arrestedlewis
acı ile yoğurulmuş bir hayatta hiçbir çıkar yol yok, mutluluk yok, umut yok, kaçmak yok.
beni öptüğü gün doğdum, beni bıraktığı gün öleceğim ve beni sevdiği süre boyunca yaşayacağım.
babamın elini öper gibi öptüm seni dudaklarından. babamın cenazesinde kılmadığım namaz kadar masum, babamın mezar taşındaki imlâ hataları kadar sarhoş, babamın vasiyetindeki "oğlumu benim yanıma gömmeyin sakın" maddesi kadar sevecendin.
kazılmıştım. içimden tarihî bir intihardan başka bir şey çıkmamıştı! gümüştüm. ölmüştüm. gömülmüştüm. sessizce. bunu söylemiş olmalıyım! size kendimi akıtamadan gitmiştim; açık denize ulaşamadan sürünerek kuruyan asil bir ırmağın son asi damlasıydım, kirpiğinizde kalmıştım, tahakküme takılmıştım, yatağımdan derinliğinize düşememiştim; siz bir bardak suydunuz, ben en çok bundan korkuyordum. anneme sizi anlatmıştım o kararmıştı. dışarı çıkmış içersini tabiata ihbar etmişti; neden yine çöpadamdım hiç büyüyemeyen, hiç bilmeyen, hiç sormayan, hiç ağlamayan: dört kez ağlamıştım topu topu zaten: birincisi, okumayı söküp çıkarttığım gündü zamandan, ikincisi, ilk sertleştiğim dirim, ah o mel'un çığlık, sonrakini, söylemesem de olur, son kere, gümüşü işittiğim o körkaranlık!
bugün hep ağlıyorsam kızmayın çünkü doğarken hiç ağlamadım ben! bunu söylemiş olmalıyım! çünkü doğarken hiç ağlamaz ibneler! ama, otobanda, sürerken 64 model maceramı orada, zavallı şefkat misyonerleri, zavallı küçük yabancılar, zavallı kitapsız peygamberler, zavallı erk pezevenkleri, yani sizler, aldırmayarak kasvetinizin hışmına ve kendinizden bile habersiz kanatmaya başladınız ricamı cahilce, aptalca, önlemsiz!
ah ne yazık! ah ne yazık! tatmin etmedi hırsınızı bir türlü ölü ele geçirilmiş aşk mektuplarım! asla coplanmadı kurduğunuz hayallere kalkan çükleriniz! siz, virajsız yolların sözde usta sürücüleri! siz, yokuşaşağının kolaycı sözcüleri! bilmeden, sormadan, ağlamadan az daha eğiliyordum dumanla; ben ananızın amıyım, haydi durmayın sikin beni!
i'll be dead and u'll just think i'm offline.
öldürmek üstüme bir leke derdi şimdi seni öldürmenin yükü bir başkasında beni öldürmenin yükü senin omuzlarında
beynini en kısa yoldan paramparça edecek her şeye dört elle sarıldın
kafamın içinin bu kadar berrak olması dayanılmaz bir acı veriyor.
sen hep son adımda sızıyorsun.
kendimi öldürebilecek kadar hastayım yardım yardım yardım kafam bir döngüde ve büyük bi yastayım yangın yangın yangın
her şey inat
ne meseleymiş değil mi sınırlar. öldürmek kolaydı sana, ölüm zor. sınırların bu kadar netti. sen zorun adamısın biliyorum, zoru seçtin.
aram iyiydi göğsümle harcadın yüreğimi
geri dön bana
kafam iyi ama öldün sen
dün komşumuz açlıktan öldü, bugün cenazesinde kurban kestiler.