Yağmurun yüzüne düştüğü yerlerden öpmek istiyorum seni. Rüzgarın saçlarına vurduğu noktalarda ellerimi gezdirmek. Soğuktan sımsıkı sardığın kollarının arasında olmak. Ah sevdiğim! Ah sevgilim! Ben seni , bana geldiğin yollarda bekliyorum.

PR's Tumblrdome
No title available
Cookie Run:Kingdom Official!
cherry valley forever

Origami Around
Monterey Bay Aquarium
Keni

No title available
Misplaced Lens Cap
Sweet Seals For You, Always

Game Changer & Make Some Noise

gracie abrams

if i look back, i am lost
Sade Olutola
$LAYYYTER
noise dept.

Jar Jar Binks Fan Club
Interview Vampire Daily

Product Placement

ellievsbear
seen from Russia
seen from Germany

seen from Kenya

seen from United States

seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from Iraq

seen from Netherlands

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Brazil
seen from Brazil
seen from Guernsey

seen from Moldova
seen from Switzerland
seen from United States

seen from India
seen from Netherlands
seen from United States
@asktazatentesadufenn
Yağmurun yüzüne düştüğü yerlerden öpmek istiyorum seni. Rüzgarın saçlarına vurduğu noktalarda ellerimi gezdirmek. Soğuktan sımsıkı sardığın kollarının arasında olmak. Ah sevdiğim! Ah sevgilim! Ben seni , bana geldiğin yollarda bekliyorum.
olsun artık…
Sonbahar rüzgarın kollarında dans ediyordu.
Aklımda asla sen yoktun, hayır aklıma gelmemiştin. Okuduğum kitabın sayfalarını çevirirken sana rastlamıyordum. Altını çizdiğim cümlelerin sana olan duygularımla hiçbir alakası yoktu. Nerede ve kiminle olduğun aklımın ucundan bile geçmiyordu, seni en son görüşürüz dediğim bir mayıs akşamında bırakmıştım.
Buraya kadar söylediklerimi unut ! Bir tek mayıs kalsın aklında. Çünkü çocuk benim seni düşünmeden geçirdiğim bir saniyem bile olmadı. . Ben seni hiç unutmadım. Unutmak istediğim zamanlar susan sadece aklımdı kalbim hep haykırdı.
Bazen bazı şeylerin son olacağına inandım ama hiçbir şey son olmadı! Bir tek şey dışında. Seni son kez görüşüm, o yaz o yol ayrımında.
Şimdi sonbahar rüzgarın kollarında.
Sen bana hep biraz Kasım biraz Ocak biraz da Mayıs olacaksın. Sen bana hep biraz bordo ben sana hep biraz kırmızı kalacağım.
Bir gün yine bana gelirsen ben yine uzanıp ceketini omuzlarından alacağım.
Gülüşüne çay kaşıklarının sesi karışacak,
Sen kokusun da tarçın, içime işlemiş elmalı pasta olarak kalacaksın bir kış akşamında.
Ve ellerin uzanıp değmeden ellerime , tabağının kenarında,
O ellerin ki değmese bile ellerime hep aklımda.
Kimse kimseye, göz göze nasıl bakar bilmezken. O benim gözlerime niye öyle nasıl öyle bakmıştı ki, ben sağ elimle kalbimi yoklamıştım.
Birhan Keskin (via otisakaman)
Konuşurken onu izlemeyi seviyordum. Ne söylediği umurumda bile değildi. Konuşurken dudağının kenarlarının yanak uçlarına yakınlaşması, cildinin belli belirsiz bükülmesi, dişlerinin görünmesini seviyordum… Güldüğünde ağzını fazla açmaz, kısık bir şarkı gibi ince bir tebessümle yetinirdi. Güldüğünde onu daha da sevmek isterdim.Çünkü o ne zaman gülse benim yanaklarım kahkaha atıyordu. Ona tam olarak ne zaman aşık olduğumu hatırlamıyordum fakat bunun hayatımda yaptığım en güzel şey olduğundan kesinlikle emindim. Bir noktadan sonra artık benimle olmayacak olmasına alışabileceğim gerçeği nefes almamı zorlaştırsa da bir zamanlar yüzünün bir kaç santim ötesinde aldığı soluğun sıcaklığını kalbimde hissettiğimi asla unutmayacağım.
(via mutlakbutlan)
Burada bir boşluğa kapı yaptılar beni.
Ali Ayçil
Gün onunla ağarır,onunla kararırdı.Bir dakkam yoktu onu düşünmediğim.Abi,rüyada gibi yaşardım.Her laf gelir gider ona dayanırdı.İnsanlar bana bir laf söylerdi.O ne cevap verebilir,diye düşünürdüm.Bir şey alacak olsam o alır mıydı acaba,derdim.Bir şey yesem içime sinmezdi.Biri yol sorsa o gösterir miydi diye kafama sormayınca ve içimde o,yol göstermeyince aptal aptal bakardım.
Sait Faik Abasıyanık,Alemdağ'da Var Bir Yılan (via vecihininsesi)
Onun sesi hep aynıydı.Ne varki kullandığı sözcükler değişmişti
PAULO COELHO- PIEDRA IRMAĞININ KIYISINA OTURDUM AĞLADIM
Bir renk olabilseydim eğer ‘’kırmızı’’ olmak isterdim.
Çünkü sana en çok ‘’kırmızı’’ yakışırdı.
Konuşurken seni dinlemedim. Bir kere bile dinlemedim. O kadar güzel sesin vardı ki, Sevmiyorum deyişine aldırmadım. Üzülmedim, ağlamadım Sesini hatırladıkça şiirler geçti içimden Türküler dinledim. Sesin, benim umudum oldu, Şarkılarım, güneşim, gökyüzüm. Hüznüm değil, mutluluğum oldun. Ağustos’un on biriydi. Saat 17.50. Bana Eylül’ün biriymiş gibi geldi. O denli bir heyecan, mavi hüzün, sarı yapraklar vardı gözlerimde. Sen konuşurken ben bir kere bile dinlemedim seni. Giderken ‘Görüşürüz’ dediğini bile, sen gittikten sonra fark ettim. Bir filmde duymuştum; ‘O gittikten sonra bir kaç dakika daha yanımda kalıyordu.’ demişti adam. Sen gittikten sonra, bir kaç dakika daha yanımda oturdun.
(via captaincalypsoo)
Gözüm saate ilişiyor. Oysa yazın saatler umrunda olmaz insanın. Ve günler.
Arkada ‘’ James Blunt’’ dan best of serisi çalıyor. Tam da o an aklıma düşenlerden kurtulma zamanı.
İsmini yazdığım kağıtlardan kimse gemiler yapmıyor. Defter arasına sıkışmış sözcüklerimi unuturmuş gibi yapıyorum. Rüzgar esmiyor. Saçlarımı alelacele ördüm. Yüzümün önüne dökülmüyor.
Aşk diyorsunuz ya, İşte orda durun bayım Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım Kendimin ucunda Öyle ıslak, Öyle kötü kokan, Yırtık ve perişan. Siz aşkı ne bilirsiniz bayım Aşkı aşk bilir yalnız!
SİZ AŞK'TAN N'ANLARSINIZ BAYIM?
Bir ağustos şarkısı derki;
Özlediğime selam olsun, aklımda unutmasın.
Ama çok geç,
Ve daha geç olansa Ağustosta bitecek Eylül değil uzakta.
Hoşçakal bile diyemedim ,
O benden artık çok uzakta.
tam iki ay yirmi altı gün oldu. onu son görüşüm olacağını bilseydim başka türlü bakardım yüzüne. her detayını inceler, ezberlerdim. bütün kızgınlığıma rağmen hala hayatımın aşkı olması inanılır gibi değil. onu deliler gibi özlüyorum.
hatırla sevgili, yasemin (via incesena)
Hayat kısa ,kuşlara selam olsun.
Beni unutma.
Bekleyişler ki, demlenişidir sabrın. Yalnızlıklar ki, suskun bir akşamüstüdür ..
Ahmet Telli (via siirologbirblog)