• Bu karmaşayı; sırf şehirde diye, bilmem kaçıncı katta boyalı ev, güzel bir araba, trafikten kalan zamanda gidilebilirse birkaç güzel mekan ve hiç kullanmadığımız teknolojik aletlere sahip olmak için yaşıyoruz. Borçlanmayı, zamanı ipotek etmeyi, krediyi ve kartlarını pek sevdik, hissettirmeden zarar veren herşeyi kabullenip sevdiğimiz gibi. Mutluluğu, huzuru yapay şeylerde bulmuş sanmaya o kadar alıştık ki, aslında dağın başında, kırkyama gibi yapılmış evler gibiyiz. Rüzgar alıyor, dam akıtıyor, ısıyı içerde tutamıyoruz. Her yıl biraz daha dayanıksızlaşıp, parçalara bölünüyoruz. Üstelik kaça bölündüysek, bölündüğümüz yerdeki bıçak payı kadar dilim eksilerek. (Giresun)

















